SİSTEM UKRAYNA'DA NEYİ İSPAT ETTİ?

Post-modern bir çağda yaşadığımızdan bütün çelişkilerin tutarsızlıkların normal görülmesi gerektiği söylendi, sıkıca telkin edildi. Artık tüm şeyleri ne denli yan yana gelmesi mümkün olmasa da bir araya getirip normalleştirebiliyoruz. Çelişki ve tutarsızlık ne kadar büyük olursa olsun ne denli gayrı ahlaki gayrı dini gayrı örfi gayrı insani vb olursa olsun umursamıyoruz. Post-modern düşünce ve yaşamın insanları böylesine kötürüm felç kılan gücü, biraz da yüksek düşünce yüksek soyutlama diye sunulan “Diyalektik”in sağladığı yardım ve yataklıktan geliyor. Hegel ile yeniden formüle edilip zirveye çıkarılan, Marks ile siyasallaştırılıp iyice meşhur ve yaygın kılınan Diyalektik düşünce, zıtların sadece gerginliğini kırmakla kalmıyor aynı zamanda onların değerleri (anlamları ve önemleri) ile oynuyordu. Tabii ki diyalektik, bir şeyin karşısındakini fark etmeyi maksimum derecede sağlıyordu yani iyiliği anlamak için kötülüğü gösteriyordu fakat kötülüğü iyilik gibi eşit hatta niceliksel eşitlikle aynı noktaya koyması çok daha başka sonuçlar doğuruyordu.

Sistem de kendi düzenliliğini sabitesini, amaçlarını, çalışma prensiplerini, köleleştirici zincirleri vb saklamak için post-modern zehri alabildiğince veriyor, sonuna kadar kullanıyor. Sistem çelişkileri tutarsızlıkları ne denli kuvvetli kullanabildiğini ne denli sivriltip insana geçirebildiğini tekrar gösteriyor.

Sistemin Ukrayna’daki savaşla gösterdiklerine kabaca şöyle özetlemek mümkün:

Bir Siyonisti (Zelenski’yi) ülkedeki dili (Ukraynaca) bilmediği halde ülkenin başına getirdi. Bu durum ülkelerin siyasal gücünün istenildiği halde boşa çıkartan fakat onun siyasal gücünü gösteren bir gösterge gibidir. Zelenski’nin komedyen iken ülkenin başkanı yapılması ise, popüler olanla birlikte kültürel gücün işaretidir.

Sistemin en zirve hareketi tıpkı egemenlik damgası; Ukrayna’daki NAZİLERi ve milliyetçileri bir Siyonistin emri altına vermesiydi.

Ukrayna’daki savaşı dünya kamuoyuna belirli açılardan pazarlayan sistem, Solcuları NAZİ ve milliyetçi unsurların destekçisi yapabildi.

Hayatları neredeyse Savaş ile geçen, ateşin içinde olanlara (İslâm coğrafyasına) “Savaşa hayır!”dedirtti. Lakin bu “Savaşa Hayır!”lar asimetrik olarak ortaya çıktı. Yani savaş, Avrupa kapısında olmayacak kadar çirkin bir vahşet sayıldı.

Sistem savaşı İslâm coğrafyasında sürdürürken Sağcıları-muhafazakarları-mukaddesatçıları kullandı. Mesela; Tamamı Sünni olan Suriye yine tamamı sözde Sünni olan devletlerce yok edildi. Asimetrik mantık Ukrayna’daki savaşta da devam ettiği için; coğrafyadaki savaşlar ya (otoriter totaliter) rejimler ya da (zalim diktatör) kişiler-liderler üzerinden okunup sürdürüldü fakat Ukrayna’da Rejim yahut (Siyonist bile olsa) Lider değil en masum kesim olan Halk üzerinden savaşa itiraz edildi.

Sistem kendi kültürel ve siyasal aygıtlarıyla, ikna araçlarıyla yaptığı kurduğu ve sürdürdüğü hatta dayattığı dogmalarıyla İslâm coğrafyasındaki kamuoyu Siyonist bir “Lidere” destek verdi, destekçisi oldu. Zelenski’yi destekleyenler onun Siyonist yüzünü hemen unutuveriyordu fakat aynı kamuoyu Tarihsel kini hem düşüncede hem de özel yaşantılarında sonuna kadar koruyordu. Öte yandan bir Siyonistin bu denli meşru olması, terör devleti İsrail’in hem bölgede hem de dünyada meşrulaştırılmasıyla paralel yönler taşıyordu.

Özelde Türkiye Ukrayna’daki savaşta “tarafsız” olduğunu ilân etmesine rağmen, Medyasıyla, Akademisyeniyle, Aydınıyla, STKlarıyla tamamen taraf tutuyordu. Bunun sebebini ise devlet erkanı Devlet Aklının tarihsel kodlarıyla açıklıyordu. Yani Osmanlı-Ukrayna ilişkileri, bağlılığı vb unsurların Türkiye’yi Ukrayna’ya daha fazla yaklaştırdığı iddia ediliyordu. Oysa aynı Türk Devlet Aklı coğrafya’da Tarihsel damarı çok daha köklü ve sağlam olan komşu devletlerin yok olması için destek verip aktör bile olabiliyordu: Suriye’nin yok olmasında başrol, Irak’ın bombalanmasında bir üs (lojistik unsur) Afganistan felaketinde ABD yancısı, fakir Yemen’in bombalanmasında SUUDilerin tedarikçi. Sorun tarihsel-akıl olmadığı halde öyle gösterilerek Ukrayna pozisyonu alınıyordu. Halbuki Tanzimattan beri süregelen Batılılaşma ruhu burada konuşuyordu.

Sistem devletleri, devletler de ideolojik aygıtlarını Akademisyenler, Üniversiteler, Aydınlar, Medya, STKlar, Yardım kurum kuruluşlarını kullanarak dogmalarını-mitlerini-inançlarını-iddialarını yerleştirmeyi ve meşrulaştırmayı sağlıyor. Bundan böyle bir şeyin çelişkili tutarsız olup olmaması değil sitemin kabulüne uygun olup olmamasını sormamız isteniyor. Sistemin Aforoz ettiği tüm düşünce ve yaşam biçimleri, siyasal ve kültürel formlar, mezara yuvarlanırcasına dünyadan atılıyor. İnsana lanetli-lanetlenmiş bir dünyayı yaşamak hatta izlemek kalıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Servet Kızılay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.



Anket En Başarılı İlçe Belediye Başkanı Kim?