İPEK YOLU VE SAKARYA- I

Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Unutulduğunu düşündüğüm, şehrimizin geçmişine ait, günümüzü etkileyen ve geleceğimize ışık tutan bir ticari yoldan, İpek Yolu’ndan bahsetmek istiyorum. Geçmişten günümüze toplumları ve kültürleri bir araya getiren bir özellik taşıyan tarihi İpek Yolu’nun başlangıç noktasının Çin olduğu var sayılmaktadır. Kimilerine göre Orta Asya ancak geleneksel anlayışımıza göre de Türkistan coğrafyası üzerinden dünyayı doğudan batıya dolaşmaktadır. Bu ticaret yolu üzerinde sadece Çin’den yola çıkan kervanların Avrupa’ya kadar uzandığını düşünmek doğru değildir. Yol üzerinde alım satım durmamakta, süreklilik arz etmekte ve hemen her bölgede kervanların katılımcıları ve ürünleri değişmektedir. Ticari ürünlerin bütün bu uzun yol boyunca hiç alım satım olmadan doğrudan taşınması ticari kurallar ile de uyumlu değildir.

Bugünkü ülke sınırlarımız dâhilinde;

Kara yollarında Kuzey Yolu tanımlanan güzergâh sırayla günümüzdeki Trabzon, Gümüşhane, Erzurum, Sivas, Tokat, Amasya, Safranbolu, Kastamonu, Adapazarı, İzmit, İstanbul, Edirne kentlerinden geçmiştir.

Güney yolu ise Mardin, Diyarbakır, Adıyaman, Malatya, Kahramanmaraş, Kayseri, Nevşehir, Aksaray, Konya, Isparta, Antalya, Denizli’ye kadar uzanmıştır. Ayrıca, bu rota üzerinde Erzurum kentinden ayrılan bir kol Malatya, Kayseri, Ankara, Bilecik, Bursa, İznik, İzmit ve İstanbul kentine ulaşır.

Tebriz’den Trabzon’a doğru yönelen rota ile Trabzon ve Sinop vasıtasıyla Karadeniz’e bağlantını sağlar. Böylece, Orta Doğu ve Mezopotamya Anadolu üzerinden Akdeniz limanlarına bağlanır. Sonuç olarak 19. Yüzyılda deniz yollarının kara yollarına daha çok tercih edilmesi İpek Yolu üzerinde Deniz rotalarının öneminin artmasına neden olmuştur. Daha sonraki dönemlerde de korunan bu sistem, stratejik önemli İpek Yolu ile İran'ın kuzey sınırlarını aşmış, hem doğuya hem de batıya uzanan etkisiyle Akdeniz kıyılarını Uzak Doğu'ya bağlayan yolu güvence altına almış. Çin'den Mısır'a, Arap yarımadasına, Avrupa'nın iç kısımlarından İstanbul'a, Anadolu'yu geçerek Kafkasya'ya oradan da Orta Asya'nın uçsuz bucaksız alanlarına uzanan bir gelişme ile zaman süreci içinde yeni güzergâhlar belirlemiştir.

Görsel: Türkiye Selçukluları Dönemi Ticaret yolları ve kervansaraylar

Ticaret yolu üzerindeki yükler kervanlar ile taşınırdı. Kervanlar için kervansaraylar veya hanlar duraklama noktalarıydı. Bugün modern dünyada kullandığımız "karavan" sözcüğü çölde yük hayvanlarıyla tek sıra halinde seyahat eden insanları tanımlamak için kullanılan Farsça "karvan" kelimesinden türemiştir. Önce İtalyancaya sonra da 16. yüzyılda İngilizceye geçmiştir. Çöllerde veya düşman bölgelerde yolculuk halindeki topluluğu ya da birlikte seyahat eden bir motorize grubu ifade etmek için de kendine batı dillerinde yer bulan "kervan" sözcüğü, aynı zamanda fiil olarak da kullanılmış. "Kervanda seyahat etmek" sözü birlikte yolculuk eden insan topluluklarını ifade etmek adına bu sözcüğün İngilizceye girmesinden bu yana sayısız kez tekrarlanmıştır.

Şehrimizde (Taraklı) yeterince değeri bilinmeyen, tarihi aslına uygun olarak turizme ve şehir kültürüne katılmayı bekleyen bir han (Kervansaray sonrası) bulunmaktadır. İpek yolu güzergâhı üzerinde bulunan Taraklı’da bu yapı 18. Yüzyılda inşa edilmiştir.

Görsel: Taraklı Han

İpek yolunun Anadolu topraklarında etkinlik kazanması Moğolların doğudan batıya geniş bir coğrafyada egemen olmalarıyla birlikte mümkün olmuştur. Bugünkü Sakarya şehri çevresi Adapazarı merkez haricinde ipek yolu kuzey ve güney güzergâhları üzerindedir. Ancak Adapazarı merkezin gelişim süreci Osmanlılar devri ile birlikte mümkün olmuştur.

Mark Twain'e atfedilen ve kullanmak için sürekli imkân sunan bir söz vardır. “Tarih tekerrür etmez ama kafiye yapar.”

Adapazarı şehrinin Osmanlı devrinde ortaya çıkışı ve gelişimi tümüyle bu ticari yol ile ilişkilidir. Sakarya genelinde İpek yolu ile ilişkili pek çok örnek verilebilir. Detaylı örnekleri sonraki yazılarıma bırakarak bu yazıda birkaç sıra dışı örnek vermek istiyorum. Bilinen ve sıklıkla duyulan tarihsel- kültürel farkındalığın dışında bir kültürel miras örneği olarak sayılabilecek; İpek Yolu’nun kalıntısı, tarihin kafiyesi olarak Limandere’de deve güreşlerinin varlığı önemlidir. Budaklar, Çökekler tarafında eski Ankara yolu üzerinde Taraklı ve Geyve tarafından deve kervanları ile gelen meyve, sebzenin 80’li yıllara kadar takas edildiğine dair sözlü tarih hikâyeleri mevcuttur.

Elinde bu döneme ait görseller bulunan varsa paylaşmak isterse çok memnun kalırım. (iletişim için: [email protected])

Görsel: Ankara Anafartalar Caddesi, keçeciler develerinde yüklerini taşıyor.

Motorlu taşıtların olmadığı, demiryolunun yetersiz olduğu günlerde taşımacılık develer aracılığı ile gerçekleştiriliyordu. Zamanla ipek ve baharat yolundaki büyük deve kervanlarının sayısı azalmıştır. Bu gelişmelere rağmen Osmanlı-İran arasında kervanlar işlemeye devam etmiştir. 1859’da Anadolu’da inşa edilen demiryolu ve 1869’da Süveyş Kanalı’nın açılması ise kervanların ortadan kalkmasını hızlandırmıştır.

Yukarıdaki Ankara görseli 1920’lerden kalmadır. Adapazarı ise o yıllarda, 1923 yılında başkent olan Ankara’dan daha modern bir görünüm arz etmekte ve çağın gelişmelerini İstanbul’a yakınlığı nedeniyle yaşamaktadır. İstanbul- Ankara arasında uzanan demiryolundan dolayı Adapazarı’nda tren 19. Yüzyıl sonu 20. Yüzyıl başından itibaren aktif olarak vardı. Ankara ise doğusu ve güneyiyle ticaret için deve kervanlarına ihtiyaç duymaktaydı. Adapazarı, Osmanlı döneminde, İstanbul sonrası modernleşme sürecindeki yenilikleri derhal kabullenen ve uygulayan bir şehirdi. Tüm yurtta elektrikle aydınlatma başlamadan önce İstanbul’da Bilad-ı Selase diye bilinen Üsküdar, Galata-Beyoğlu ve Eyüp semtlerinin sokakları toplam 8,747 lambayla donatılmıştı. 1923'te Cumhuriyet ilan edildiğinde yalnız İstanbul, Tarsus, Adapazarı'nda elektrik vardı. (Serhat KÜÇÜK, Hacettepe Üniversitesi Basılmamış Doktora Tezi, Osmanlı İmparatorluğu’nda Teknolojik değişim ve Dönüşüm: Elektrik Örneği, 2010. s. 84)

Bir sonraki yazımızda yine İpek yolu ve Sakarya’yı konuşmak üzere, tüm okurlarıma sağlıklı günler ve hayırlı Ramazanlar dilerim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Alper Cantimer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.

02

Ömer Çiçek - Konuyu birçok açıdan ele alan doyurucu ve devamı için merak uyandırıcı bir seri başlatmışsınız hocam. Devamını heyecanla bekliyoruz.

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 06 Nisan 16:22
01

Subülüü - hocam ilk defa bu fotoğrafları gördüm ve gerçekten şaşırdım sakaryaının ipek yolunda önemli bir konumda olduğunu sizden öğrenmek beni çok sevindirdi. yazılarınız ilgi çekici. elinize sağlık

Yanıtla . 2Beğen . 1Beğenme 05 Nisan 10:51


Anket En Başarılı İlçe Belediye Başkanı Kim?