ELDEN ELE

Kapıyı açtım. Bir de baktım kucağında koca bir gül buketi. Çocuklar, babalarını kapıda öyle görünce bir tezahürattır koptu ama ben o güllerin bana ait olmadığını şıp diye anladım. Evlilik müessesesi, farkında olmadan, insanda böyle bir eminlik hissi oluşturuyormuş, bunu da bizzat o an tecrübe ettim.

Ceketini alırken gülleri de nazikçe aldım elinden. Nasıl bir duyguysa artık, o andan itibaren yüreğim hissetmeye başladı güllerin nasibinin başka adreslere yazılmış olduğunu. Kıpkırmızı güller çok güzel görünüyorlardı ama benim değil diye incitmemek için göğsüme bile basmadım.

Meğer eşimin ince düşünceli bir velisi, o gün müsait olmayacağı için gün evvelinden getirmiş öğretmenler günü hediyesini. Mevzu netlik kazanınca haklı çıkmanın da verdiği gururla “Bana gelen çiçekleri, takdiminden tanırım ben, n'aber!” der gibi gülümseyerek baktım çocuklara.

Vakit biraz ilerleyince ortalıkta çocuklara ait üç beş öte beri vardı, onları toplamaya giriştim; bir yandan da masanın üstünde mis gibi kokusuyla beni yanına çağıran iri iri güllere takılıyordu gözüm. Ettim edemedim, evde herkesin kendi âlemine daldığı bir an eşime pattadak “Bu gülleri benim tasarrufuma bırakır mısın?” diye sordum. Hiç düşünmeden “Olur tabi” der demez ne yapmayı düşündüğümü sorması bir oldu. Üstesinden gelebilir miyim diye kestiremediğim için eşime hemen cevap vermedim ama ruhsatı almış olmanın verdiği huzurla, bin parçalı yapbozun son parçasını yerine koymuş gibi sevindim.

Şimdiye kadar bana getirdiği çeşit çeşit çiçeği özene bezene kurutmak ve saklamak için çok ciddi çabalar gösterdiğimi, kaç ev taşısak da onlara her zaman başlı başına bir köşe ayırdığımı bildiği için şaşırmış olduğunu fark ettim ama ses etmedim. Herhâlde başkasından gelen bu güllerden çok çok gül reçeli ya da güllü sabun yapacağımı düşünür dedim içimden ve güldüm.

Epeydir, yaklaşmakta olan öğretmenler günü için planlar yapıyor, çevremdeki öğretmenlerin yüzünü güldüreceğini düşündüğüm şeylerle uğraşıyordum.

Bana kalsa etrafımdakilerle yetinmeyip tanıdığım bütün öğretmenlere güzellikler yapasım vardı ama niyet bazen sadece niyet olmakla kalıyor maalesef.

Gözüme az geldi aldıklarım, yanlarına da şöyle güzel duracak çiçekler aradım tırım tırım. Bir tane değil iki elimin parmak sayısını geçecek kadar çok sayıda çiçek lazımdı bana.

Hani etrafta öylece sessiz sedasız duran manevi ikramlar; kendilerini sayıp sevene, kıymet bilip iltifat edene görünmek için can atarmış ya, güller de bana bir şey demek istiyorlarmış gibi geldi.

Ayağıma kadar gelen bu koca gül buketi dile gelip “Aç kapıyı ben geldim, sana getirildim.” diyordu. "Bir başkasının niyetiyle yola çıktım, başka birinin eline geçtim, senin eline gelmemin sebebi de başka yüreklere gönderilmek için. Elden ele geçtimse bu yüzden." diye fısıldıyordu.

Evde ne işim varsa o an için bıraktım ya da erteledim. İki düzineye yakın kırmızı gülün aranjmanını yavaşçacık açtım. Özenle ve tek tek okşadım, sevdim yapraklarını.

İyiliğe, güzelliğe bu kadar susamışken, etrafımız yangın yeriyken ve herkes pimi çekilmiş bomba gibi patlamaya hazırken kim birinden sebepli ya da sebepsiz çiçek almaktan mutlu olmaz ki?

Önemli günler bahanemiz olsun varsın. Hele ki öğretmenlik… Bu ulvi mesleği icra eden öğretmenlerin yüzünü bir parça güldürebilmek için sanki benim payıma bir şey düşmüş de o görevi tastamam yerine getirmem gerekiyormuş gibi hissettim.

Sıvadım kolları. Bir çiçekçi rikkatiyle tüm malzemeleri hazırladım. Tüller, simli kâğıtlar, rengarenk kurdeleler, hasır ipler… Dikiş nakış malzemelerimin olduğu incik boncukla dolu bütün sepeti koydum önüme.

Yakın zamanda duyunca mest olduğum o dua geldi önce aklıma, sonra da dilime: “Ya Celil, etme zelil, gönder delil".

Çarşamba sabahına kadar yaşamanız lazım dedim. Tek tek yaptığım aranjmanları, solmasınlar diye balkonda temiz bir çarşafın üstüne dizdim. Sabah olunca güneş bu mevsimde yakar mı diye bilemedim de iki de bir balkona gidip geldim. Sonunda cevizden büyük gonca güller açılmaya karar verdiler ama nasıl güzeller!

Bir akşam daha geçecek mi, geçince de böyle güzel görünecekler mi acaba, diye düşündüm. Bir çuval inciri berbat etmek de vardı. Yapraklarına dokundum, en dışarıdaki kadifemsi bordo rengine dönüşen bir iki yaprağın dik durmaktan vazgeçmelerine ses etmedim. Solmak, dökülmek değil de daha şık durmak için kostüm değiştirmiş gibi geldiler bana. Topladığım yaprakları tek tek avcuma koydum. Yapraklar dile geldi de konuştular benimle: “Elden ele geçmek için seni bekliyoruz.”

Vakti geldi.

Hepsini, sağ salim teslim etmek istiyordum adreslerine. Hediyelerin yanına ne de yakıştı her biri. Verilen talimatları harfiyen yerine getirmiş olmanın verdiği duyguyla mutlu ve huzurluydum. Bundan sonrasını da yerlerine ulaşan güllerin sahiplerinden duydum.

Kimi hamile eşine vermiş gülünü, yüzünü güldürmüş. Kimi ömründe daha önce hiç kimseden gül almamış, şaşkınlıktan sevinmeyi unutmuş. Kimi “Beni bu yıllara getiren sensin, bu gülü en çok sen hak ettin.” diyerek annesine takdim etmiş. Kimisi de hastasının başucundaki vazoya koyup her gün görmekten sıkıldığı yeri güzelleştirmiş. Kimi kurutmuş, koklamaya doyamamış; kimi de küs olduğu nişanlısına verip aradaki buzları eritmiş. Bu yazının sahibi de eşini yalancı çıkarmayıp dökülen gül yapraklarından bir küçük kavanoz gül reçeli yapıp sevdiklerine ikram etmiş.

“Ne gülmüş be arkadaş!” demeyin sakın. Elden ele mutluluk, ne çok kalbe iyi gelmiş. Siz kalbinizi dinleyin ve inadına iyilik dileyin. Eminim, size de söyleyecekleri vardır nice şeyin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.

11

Adaş - Gülleriniz hem dünyada hem ahirette çok olsun adaşım.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 05 Aralık 21:11
10

Semra - Harika bir yazı, çok zevkli okudum, kaleminize sağlık Gamze hanım

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 01 Aralık 11:51
09

Muhammet Koç - Bütün yazılarınızı zevkle okuduğum gibi bu yazınızı da beğenerek okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlık Gamze Hanım.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 22:01
08

Semra - Elden ele...

Nasılsa yakıştı güne... Aklıma birçok şey geldi... Köyde imece usulü veya karpuz taşıyan, yükleyen kişiler vardır elden ele çabucak hallolunca yüzde kocaman tebessüm kalır... Bir de sözümüz vardır paylaştıkça mutluluklar çoğalır, hediyeyi hediye etmek sevaptır şeklinde çoğalır sözler... Öğrenciler de öyle değil midir... Tıbkı bir çiçek, bir gül... Öğrenciyi alırsın ona sevgini, bilgini, yolu gösterirsin sonra o başka bir öğretmene, gösterdiğin yolda devam etmez mi... Ve güne en çok yakışan bir gül, bir çiçek değil midir... O zaman sınıfta öğrenci, masamızda gül eksik olmasın... Yüzümüzdeki tebessüm elde ele çoğalsın... ???

Kaleminize sağlık hocam...

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 29 Kasım 08:02
07

Özge Öğretmen - Güzel hocam kaleminize, yüreğinize sağlık. Öğretmenler gününde beni öyle sevindirdiniz, öyle şaşırttınız ki. Çok teşekkür ederim. Sevgiler ❤

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 22:44
05

Din Öğretmeni. - Harika bir yazı yine.Gamze hocamın yazılarını okumaya doyabilir miyiz bilemiyorum.Okurken yüzümden hiç eksik olmayan bir tebessümve huzur...İyiki pazar günleri yazıyorsunuz.Sindire sindire okuyorum.Bu arada hocamın kitabını da tavsiye ederim.Tabiki Muhammed Koç hocamın kitabını da tavsiye ediyorum.Gamze hocam takipteyiz.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 19:08
04

Hacer Dursun - Ne kadar güzel kelimeler, gül gibi ....

Kalemine yüreğine sağlık ?????

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 13:47
03

G Yaylakaşı - Ne güzel... İnsanların sadece hatırlanmaktan mutlu olacağını, küçük bir hediyeyle havalara uçabileceğini unutuyoruz maalesef. Ne güzel düşünmüşsün, yüreğine sağlık!

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 12:09
02

Pınar - O güllerden bir taneside beni mutlu etti.Çok teşekkürler emeğin var olsun.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 11:48
01

Kader Şabano - Okumak bile insanın içini ısıtırken , bir iyiliğin faili olmak ne büyük mutluluktur... Yüreğinize, emeğinize sağlık.

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 11:31