MERAK

Buralarda iki gün boyunca sabahları şehri sis bastı. O erken saatlerde sokaklara çıkan olduysa mutlaka görmüştür hatta belki yolunu bile kaybetmiştir. Hiç abartmıyorum, insana kırk yıllık evinin yolunu buldurtmayan cinsten bir sisti.

O bir anlık tedirginlik bile ne fena bir histir. Adın gibi bildiğin bir yerin yabancısı olmak... Yönsüz, yersiz, pusulasız, öylece kalakalmak... Tanıdık bir yeri, bir tabelayı, bildik birinin sesini o an ak sakallı dede sanacak kadar kendini çaresiz hissetmek...  Al sana kaybolmanın ikiz kardeşi.

Bunu, üniversite yıllarımda babamla yolu oldukça virajlı, bir yanı da uçurum olan Ahı Dağı’ndan eve dönerken iliklerime kadar hissetmiştim. Sisten göz gözü görmüyordu, gıdım gıdım ilerliyorduk. Kim bilir kaç kilometre böyle yola devam ettik. Yol, birden bitti.

Böyle bir durumda arka sokak kadar yakın bir yerden de olsa eve ulaştım diye sevinmek kulağa çocukça gelebilir. Bunu bir de yaşayana sormak gerek. Hiç kaybolmayan ya da çok sevdiği bir şeyini kaybetmeyen, bu sevinci bilmez.

Geçenlerde bir arkadaşım, oğlu dünyaya geldiğinde hediye ettiğim bebek ayakkabısının fotoğrafını çekip bana göndermiş. Dışarıda birkaç işi varmış, çocuklu kadın olunca hâliyle çocukla onu da halledeyim, bunu da yetiştireyim derken bir şekilde çocuğun ayakkabısının teki düşmüş. Çok üzülmüş önce. Sonra çok geçmeden bir bankanın güvenlik görevlisi sağ olsun bulup getirmiş ayakkabının kaybolan eşini hatta eğilip giydirmiş ufaklığa. "Kaybolan şey helal parayla alındıysa o mutlaka geri gelir, demek helal kazançla almışsınız ki döndü dolaştı, tekrar bizi buldu.” diye yazmış.

Kıymet verilen şeyleri kaybettikten sonra bulmanın sevinci hiçbir şeye benzemez. Hele “Helalse kaybettiğin, gelir seni bulur.” cümlesini düşündüm uzunca, içim bir hoş oldu. Yüzüm gülerken aynı zamanda bir kıymık da battı sanki içimde bir yerlere. Daldım gittim...

Hiç kaybolmuş eşyam olmuş muydu, bulmuş muydum ya da bulduğuma sevinmiş miydim bunların hiçbiri gelmedi aklıma. Bunun yerine kaybedilen şey bir nesne değil de duygular olsaydı ve tekrar bize geri gelseydi bunun adına ne denir diye düşündüm.

İnsanın içine doğru açılan o büyük pencereden, düşen ne varsa, biri bulup geri getirse sahiden bunun adı ne olurdu?

O çok kıymet verdiği duyguları avcundan kayıp gitse, insanın yüreğini ağzına getiren bu korkudan sonra hepsi kendisine geri verilse...  Sırf duygular da değil. Bir şeylerini yitirmiş, bir yanları yıkılmış, birçok hatırası kaybolmuş ömürlerin sahiplerine, birileri unuttuğu adını, bir el yitirdiği zamanı, başka birisi alınan makamını, bir başkası saygınlığını tutup geri verse bunun için de “Helalmiş ki sahibini buldu.” mu denir yoksa olağanüstü hâl mi ilan edilir?

Hiçbir yere "…kaybettim hükümsüzdür!" ilanı vermeye gerek kalmadan, bize geri gelen her ne varsa sahiplenir miyiz aynı aşkla? Sis dağılsa, yollar açılsa bulur muyuz yönümüzü güneş açtığında? Merak ettim. Sadece merak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Koç - Mesaj Gönder

# gün

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.

05

Semra - Merak...

Merak içimizde her zaman olan, bizi bazen düşündüren, bazen hayaller kurduran ve bir nevi içimizdekini dışa vuran, sabırsızlandıran duygu değil midir ki... Mesela merakın en bilindik yanı öğreticiliktir... Çok şeyi merak edip araştırmaz mıyız ve böylelikle birçok bilgi öğrenmez miyiz... Buna eyleme geçirme de diyebiliriz... Bir de en içte, en derinde duyduğumuz bizi eyleme sürüklemeyen bir merak vardır... İçimizdeki meraktır... İçimizdeki merak biter mi bilmem ama içimde kaybettiklerim geri geldiğinde bilmem belki de şairin dediği gibi

"İçimde bir merak, öyle bir merakki" ... Karşılığı sadece bir tebessüm belki de...

Kaleminize sağlık hocam...?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 15 Kasım 10:58
04

Merve S. - Hâfız'ın dediği gibi; kulbe-i ahzânımız rûz-i gülistân olur elbet önümüzdeki sisin ardından yitiğimizi bulunca..

Yüreğinize sağlık..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 21:37
03

AATLI - Merakınıza, kaleminize sağlık diyorum ve diliyorum ki ne duygularımız ne eşyalarımız kaybolmasın zira ne bunlara üzülecek ne bunları arayacak direnç azim kuvvet vs önceden kaybolmuş olabilir....

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 18:33
02

Kader Şabano - Yüreğimiz sisle kaplı olmasın .. elbet bir çıkış yolu vardır.. güzel yüreğinize teşekkür ederim ?

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 13:43
01

Ebru Of - Merhaba Gamze Hanim,

Yazılarınızı iki haftadır takip ediyorum...kaybolmusluk hissine gark olmayi bilmediğim bi şehre ilk tayin oldugumuzda yasamistim..bugun yazınızı okuduğumda hislerime ne kadar tercüman olduğunuzu farkettim...kaleminize yüreğinize sağlık.. sağlıcakla kalin..

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 13:01