BUZ

Yazarken de yara alıyorum, yaşarken de. Çetelesini tuttum hangisinde daha fazla kayıp veriyorum diye. Baktım, yaşarken kaktüsün dikenleri batıyor gibi hissediyorum, yazarken ise kabuk bağlamış yaram bir yere takılıp açılıyor da ince bir sızıya dönüşüyor kırgınlığım. Yani kaçış yok, illaki acıyor canım.

Hazır cevap değilim diye dili zehir zemberek olan sözünü boca edince kârda sayıyor kendini, yazık! Sözcüklerimi tetikte bekletsem ben de birilerini can evinden vurmasını bilirim. İyi de ne gerek var! Benim kimsenin katili olmaya niyetim yok ama başkalarının kelimeleri süngü gibi kullanma çabasını bir türlü anlayamıyorum. Bu üzerimize doğrultulan cümlelerden çıkan kurşun gibi sözleri sanal oyun mu sanıyor acaba birileri?  Aklım ve yüreğim, bu yıkıcı oyunun kurallarını kavrayamıyor. Nasıl olur da vefalı, yardımsever, merhametli diye tanınıp bilinen bir kişinin üstünden, öç alacağı isimlerin listesi çıkar? Vefa ile öç nasıl yan yana aynı kalpte yaşar? İnsan çok sevip kıymet verdiğine, ne çabuk beddua edecek kadar kin duyar? Anlamıyorum. Dünyayla anlaşamıyorum. İyiliği çok pahalı olanların iyiliklerini istemiyorum Beklentisizliğin gözünü seveyim, şimdiye kadar hiç zararını görmedim, göreceğimi de sanmıyorum.

Eskiye göre artık daha garanticiyim, risk almayı oldum olası sevmezdim, şimdiyse kendime daha da güvenli alanlar arıyorum. Evde bile sakin olan köşeleri kestiriyorum gözüme. Sokakların gürültüsüz olan yerlerinden yürüyorum. Patavatsızlığı da hiç sevmezdim hâlâ kaldıramıyorum. Hele sözünü esirgemeyen, gülerken ısıran yüzlerle aynı kaldırımda dahi yürüyemiyorum. Biraz, sadece biraz kırgınlığımın rengini belli edecek olsam yedi düvel düşmanım oluyor gibi hissediyorum.

Ne zaman bana davranıldığı gibi davranmaya kalksam suçlu ben oluyorum. Doğru bildiğimi söylemek istesem kovulacak köy kalmıyor, hemen bir savaş borusu çalıyor ve savaşın ortasında dımdızlak kaldığımı düşünüyorum. Çarpışmak bana göre değil. Savaşırken ölmekten korkuyorsam ne olayım! Asıl yazmayınca ölürüm ben.

“Âlim unutur, kalem unutmaz.” derler. O sebeptendir yargıçların idam kararı verdiklerinde kalem kırmaları. Kararı imzalarken kullanılan kalem bunu asla unutmaz ve artık kendisini tutan ellere, üstüne yazdığı defterlere, bulunduğu mahkeme salonuna uğursuzluk getirecek diye mi inanılır bilmem, kendisinin idam fermanını da hazırlamış olur. Üstelik idamı hiç bekletilmez, derhal infaz edilir.

Yazarken ben de kalemimi şahit tutarım, o bana fısıldar geçmiş zamanı. Birilerinin kalemini kırmalar, ismini silmeler, irtibatı kesmeler uğursuzluk getirmese de huzursuz eder beni. Yoluma tuzak olur, yolculuğuma gölge düşürür, aklımı kurcalar, suyumu bulandırır, canımı acıtır, ekmeğimi acılaştırır...

Ben ne mi yaparım?

Hayalimde hep kış olur mevsim ve o, buz gibi donup kalır. En son hatırladığım hâliyle bıraktığım yerde, kaskatı öylece kalakalır.

Bahar mı? Bahar ne zaman gelir, mevsim ne zaman döner, orasını Allah bilir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Koç - Mesaj Gönder

# son, iyi

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.

05

Semra - Buz...

Buz nedir... Berrak bı suyun soğuk havaya maruz kalmasıyla katılaşması ve içinde bulunduğu kabın şeklini almasıdır denilebilir kısaca... Peki kalbin buz tutması nasıl olur... Onu da şöyle mi açıklayacağız: Sıcak kan dolu bir kalbin kibire, merhametsizliğe, vicdansizliğa, saygısızlığa, patavatsızlığa ve isminini sayamadığım birçoğuna maruz kalmasıyla kişideki fiziğin şeklini almasıyla oluşur... Böyle mi desek... Tamam diyelim böyle bir açıklama oldu ama buzu sıcak bir ortama koyduğumuzda bir müddet sonra eriverir ve eski halini alır... Buz tutan kalp nasıl çözülür ki... Veya çözülmesi basit mi... Belki bu zamandan zamana kişiden kişiye değişir... Nasıl mı... Tatlı sözlerle buz tutan kalp yumuşar belki... Ama her zaman kalbi yumuşatmak gerekir mi ki... Çünkü buzun söylediği sözler bazen zemheriyi yaşatmaz mı karşısındakine... O zaman kaçmak istemez miyiz bu zemheriden... Demek ki tatlı sözde her zaman dilden dökülmek istemeyebilir... Ve dilden dökülmeyenler usulca kalem sahibinin elinden dökülür kağıda... Kim bilir belki de kağıda dökülenler farklı bir şeklidir madde dediğimiz duyguların...

Kaleminize sağlık hocam... ??

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 01 Kasım 21:40
04

Merve S. - Ne kadar da duygulara tercüman bir yazı ❤️ okurken sürekli teyit ve tasdik halinde buldum kendimi. Yüreğinize, kaleminize sağlık ???? çok iyi geldi ??

“İyiliği çok pahalı olanların iyiliklerini istemiyorum”

“Biraz, sadece biraz kırgınlığımın rengini belli edecek olsam yedi düvel düşmanım oluyor gibi hissediyorum.”

“Ne zaman bana davranıldığı gibi davranmaya kalksam suçlu ben oluyorum.”

Dönüp dönüp okuduğum cümlelerden birkaçı ❤️

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ekim 14:37
03

Aatli - İyiki kaleminiz, kağıdınız, yazabilme yeteneğiniz var ne mutlu size. Bir de bu açıdan bakın derim zira ne kağıda ne dile dökemeyenler içinde buz dağı büyütenler de mutlaka var. Şanslı olarak gördüğüm gruptasınız. Kaleminize sağlık diyorum...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ekim 13:49
02

Kader Şabano - Buz tuttu yüreğim , olduğu haliyle içimde kaskatı kalanlardan. Eritebilirdim oysa... Ama kendime haksızlık, yapamıyorum. Onlar ufacık bir adım atsalar eriteceğim buzulları ama sanırım onların soğukları kendi yüreklerinde. Onlar hep kışı yaşıyorlar belli ki. İyisi mi yazmaya devam, bizi ancak kağıt kalem anlar.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ekim 09:45
01

G Yaylakaşı - Ben de anlayamam konuşurken lafını hiç esirgemeyenleri, fütursuzca davrananları. Yunus Emre gibi "Yaradılanı severim Yaradan da ötürü" de diyemem belki ama severim insanları. Emeğine sağlık!

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 31 Ekim 09:19