TÜRKİYE’DE HAYALETLEŞEN SİYASİ CEMAATLER

15 Temmuz Darbe Girişimi ardından birçok kişi fail olarak içeri alındı fakat kimse “darbeci” olmadı,  “darbeciliği” üstlenmedi. En yüksek rütbeli paşalardan en düşük rütbeli erlere kadar kimse o işin içinde olduğunu kabul etmedi.

Sanki o anda orada geçenler rastgele toplanmış içeri atılmış gibiydi. İçlerinden sadece üst düzey bir rütbeli -ilk ve tek kişi- mahkemede: “ben darbeciyim fakat Fetöcü değilim!” dedi. Yani ortalıkta hem darbeci hem de fetöcü olan, ikisi birarada bulunan, bir kimse yoktu. Sanki biri yakalanmış diğeri kaçmıştı. İşin tuhafı Türkiye’nin en büyük müttefiki, Türkiye’de en büyük ve güçlü lobi olan ABD lobisi, darbeyi yapmıştı yahut onun yaptığı söyleniyordu.

Bu küçük hikayeden yola çıkarak Türkiye’deki hayaletleşmiş siyasi cemaatleri işaret edebiliriz fakat ne kadar işaret edersek edelim parmağımızın hep bir boşlukta kalacağı ya da bir boşluğu göstereceği muhakkak. Bunun nedenini anlamak için Türk Siyasi Tarihine Devlet kodlarına bakmamız gerekebilir.

Türkiye’de siyasi güç odakları merkezleri diye bilinen bazı eksenler var. Bunlardan bazıları büyük uluslararası eksenler. Mesela; Atlantikçi-Natocu, Avrasyacı, Avrupacı, vb.. bazıları “ideoloji” bazlı giden eksenler. Mesela; Türkçülük, İslamcılık vb.. Eksenler konumlamaya ve mekana göre yapıldığında; Avrupa’ya, Rusya hinterlandına, Asya’ya, Ortadoğu’ya yakınlaşma/uzaklaşma görüntüleri ortaya çıkıyor fakat ABD bu denklemde mekansızlaşıyor; AB Birliği üzerinden bile olsa, “mekansız”  siyasi konum elde edip mekan dışına taşıyor.  Eksenlerin birbiri içinde ve birbiri aralarında ya da siyasi olay ve olgular içindeki pozisyonlarına bakıldığında; durum bu kez olasılık hesaplamalarına kadar uzayıp daha çok karmaşıklaşıyor. Ülkedeki sağ da sol da ABD’ci olabiliyor. Kısacası bırakın belirli bir eksenin bağlılarını, elemanlarını, eksenlerin kendisi bile “hayaletleşip” kayıp gidebiliyor.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi bir de her yerde bir “derin devlet” “devlet-aklı” dolaşır. Bu kimdir? Kimlerden oluşur? Hangi eksenin elemanıdır? Şayet bu tüm eksenlerden bağımsızsa; nasıl olur da eksenler arasında karar verir? Kişi değil sistem meselesiyse; bu kez sistemin işleyişi hakkında başka sorunlar baş gösterir.

Türkiye’de derin devletin adamı gösterilenler yahut öyle bilinenler, yine devletin gazabına uğramaktan kurtulamıyor. mesela; Alattin Çakıcı ömrünün büyük bölümü kodeste geçiyor. Mehmet Ağar ya da diğerlerinin akıbeti çok farklı olmuyor. 28 Şubat Generalleri yaşlı olmasına rağmen içeriye tıkılıyor. ABDci İsrail lobisi paşası Çevik Bir kelepçeden kurtulamıyor. Bunların karşıtı olarak duran Avrasyacılar da  başka şekillerde gazaptan pay alıyor. Dışardan bakılınca; bunlar birbirlerini sırayla dövüyormuş, devlet de dayak sırasında yol veriyormuş gibi bir görüntü, önümüzde duruyor. Peki bu puslu havada karanlıkta hayaletleri nasıl görebiliriz?!

Türkiye’de hayaletleşmiş siyasi cemaatlerin “devlet aklının” bunca siyasi gürültü patırtı arasında kaybolup gitmemesi için bazı belirgin noktalara bakmamız gerekiyor. Aksi halde bu oyundan çıldırmadan, aklını izanını kaybetmeden kurtulma, sağlıklı siyasi analiz etme şansı kalmıyor. Yani büyük organizasyonlar, örgütlenmeler karşısında pinpon topuna dönmek kaçınılmaz oluyor.

Şimdi bazı sabit noktalara- aşağıdan yukarıya, alaca karanlıkta gördüğümüz kadarıyla- bakalım:

a) Türkiye’de kimse tesadüfen bir yerlere gelemez. Kast sistemi, Avrupalıya rahmet okutacak kadar derin, düzenli, sistemli ilerler. Kast’a sonradan dahil olanlar bile-ki bunların oranı düşüktür ve kasttaki yerleri sınırlıdır- belirli bir işleyişin devamıdır. Kastın elemanları farklı eksenlerde yer alabilir fakat hayaletleşen özellikleri baki kalır

b) Türkiye’deki tüm siyasi cemaatler eksenler, (özellikle olumsuz) bazı pozisyonunda hayalet gibidir. Asla gösterilemez. Göstermeye çalışanlar kendini komplocu olarak bulmak zorundadır. Siyaset büyük rantların (mevki-makamın) kapışıldığı hayaletlerle sarılmış gibidir

c) Türkiye’deki hayaletleşmiş siyasi cemaatler ve devlet aklı; halkın insani demokratik taleplerinden uzak durmasına rağmen halkın benimseyeceği değerler söylemiyle pazarlarını tezgahlarını dönderirler. Kırmızı çizgileri içinde aynı coğrafyada yaşayan milyonlarca kişinin “ötekileştirilmesi” dışarıya atılması dahildir

d) güvenlik –bekâ bir söylem olarak merkezi durumda olmasına rağmen hayaletleşmiş cemaatlerde sadece kişisel rant pratikte şaşmaz biçimde en önde durur. Her meseleyi güvenliğe bekâya bağlayan hayaletler için devlet dağılmaması için ayakta tutulması gereken bir dükkan gibidir

e) Türkiye’de devlet her siyasi cemaati kendi sopasıyla döver. Bu değişmez bir kural gibidir. Şayet sol bir iktidar dümene geçmişse mutlaka ve muhakkak sola aykırı uygulamalar yürürlüğe girecek demektir. Müslümanlara Suriye’yi yıktırır… vb. vb bu kuraldan çıkaracağımız en büyük ders; iktidara gelenlerin/ getirilenlerin kendi ilkelerini ne kadar çok yıkacakları, bozacakları, aykırı hareket edeceklerini bilmektir.

Hayaletleşmiş yapıları, cemaatleri yakalamak zordur fakat bu zorluk onların kaybolmayan etkilerini, olumsuz tesirlerini, taraflarını yakalamayı ve en önemlisi onlara itiraz etmeyi, engellemez bir durumdur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Servet Kızılay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.