Uçak Tekerine Sarılan Reel-Politikçiler

Reel-politik teori, Siyaset biliminin öncülüğünde başlayarak köy kahvesine kadar yayılan bir hakimiyet alanı buldu.

Artık sıradan insanlar bile başta kendi ülkeleri daha sonra uluslararası stratejilerde (olay ve olgularda) reel-politik adına; sözde sahte olmayan, insanları kandırmayan gerçeği nasılsa öyle gösteren “hikmetli” görüşlere başvuruyor.

Reel-politikçilerin profesyonel olanı yani akademisyenler, aydınlar, medya ve STKlar bundan bir şekilde hep kazanç elde ederken, profesyonel olmayanların yani sıradan insanların gerçekçi politikalarla hep zarar edip kaybetmeleri, işin ilginç ve gülünç tarafını oluşturuyor.

Bu durum tesadüf değildir; reel-politikçiler ve savundukları teoriler, devlet(ler) lehine geliştirilmiş pozitivist ve rasyonel içeriklere sahiptir. Yani bu teori daha örgütlü olanı koruma ve kollamayı, çıkarları buna göre düzenlemeyi hedef edinir. Kısacası; tetikçilik yapar. Reel-politiğe sarılanlar (halk vb) neden kaybeder, o zaman?

Çünkü bu denklemde kendisini ilgilendiren şeylerin dışına itilir. Bu şey, şayet maddi ise maddiyata (paraya kazanca) şayet manevi ise değerlere kavuşamaz. Yani “dimyata pirince giderken eldeki bulgurdan olurlar”.

Reel-politikçilerin olay ve olguları gerçeğe en uygun biçimde açıkladıkları, üretilmiş en büyük yalanlardandır. Yani teorinin kendi içindeki en büyük iddiası, sağlıklı olmayan temellere dayanmıştır.

Gerçeklik adına “gerçeklik algısı” üreten bir fabrika gibi kitleleri manipülasyona uğratır ya da meşruluğa (rızaya) ikna eder.

Mesela; savaş bir gerçeklik olduktan sonra; ona maruz kalanlar hem savaşa direnmenin anlamsızlığıyla hem de sayısal rakamlara dönüşmeyle, karşılaşırlar. Dolayısıyla herhangi bir savaşta saldıran daha güçlü kılınmak için “kaybolurken” maruz kalansa o kaderi çekmeye alıştırılır.

Reel-politikçiler; tarafsız, önceden kurgulanmış ya da kabul edilmiş bir şeyden yola çıkmadıklarını sadece olgu ve olayları nasılsa öyle açıkladıklarını iddia ederler. Oysa uluslararası siyasette birçok gizli öncülü gerçeklik adına saklı tutarlar.

Mesela; ortadoğuda olan savaşların felaketlerin Avrupa ve ABD dışında kalacağı garantisiyle okumalar yaparlar yahut çeşitli “gerçeklikler” varsayarak, onlar için geçerli olan şeylerin diğerleri için geçerli olmadığını, kesinlikle öne sürerler. Aslında her defasında gerçeklik, gerçek olmayan şeyler tarafından insanlara sunulur ve yemeleri beklenir. Çünkü gerçek bazıları (devlet-ler) için hakikat olarak kabul edilir.

Reel-politikçi sahtekarların maskesini düşürmek oldukça kolaydır. Bunun için birkaç siyasi olaya bakmak yeterlidir:

1- Türkiye için bir örnek; Kürtlere 1 milyar doları çok gören-çekinen Türkiye, Suriye’de “kurulacak olan Olası” bir Kürt devletini engellemek için şimdiye kadar 100 milyar dolar harcadı ve halen harcamaya devam ediyor.

Rakamlarla ve ekonomik verilerle (kâr hesabıyla çıkarlarla) yatıp kalkan reel-politik, bizlere ısrarla hem bunun gerekli olduğunu (son derece gerçeğe uygun olduğunu) hem bu felaketlerin kaçınılmaz olduğunu iddia etti/ediyor.

2- Türkiye dışı bir örnek, ABD’nin Afganistan’daki Yenilgisi: ABD, 20 yıl boyunca Afganistan’da 2 Trilyon dolar harcayarak ülkeyi cehenneme çevirdi. Baş baş üstüne, taş taş üstüne bırakmadı. Verilere göre; Afganistan’da fiili olarak 18 milyon insanın ölümcül açlıkla iç içe yaşadığı belirtiliyor.

Modern dünyada Bilgi teknolojisinin her türlüsüne sahip olan (binlerce think-thank kuruluşları, akademileri, kendi dışındaki yardım ve yataklık eden akademisyenler, aydınlar, medya gücü vb) ABD, kaba güçle sömürge formları üreterek her türlü siyasi sorunu halledebileceğini varsayıyor. Bunda en önemli yardımcısı, reel-politikçiler ve onların öne sürdüğü hatta dayattığı iddialar. Bunca “güç” ve para karşısında, dünyada en nefret edilen devlet olma, üstelik yenilgiye uğrama reel-politik açısından büyük bir ironidir.

Öte yandan ABD dünya Jandarması (kavrama dikkat jandarma! Haydut, işgalci değil) olarak; dünyada kandan, acıdan, felaketlerden koskoca kuleler inşa etmekten başka bir şey yapmamıştır. Sanki girdiği (işgal ettiği) ülkelerde insanlık adına ya da o ülke adına hiçbir olumlu kalıcı eser bırakmamaya and içmiş gibidir.

Reel-politikçiler; her defasında güçlünün peşinden koşmayla (teorilerini o merkezli kurmayla) ve gerçek diye anlattıkları hikayelerle, Amerikan uçağının tekerine sarılmış Afganlıya benzemektedir.

Detaylı olarak bakıldığında; kurtuluş olarak sarıldıkları gerçeklik algısından çakıldıkları, siyasal olarak olay ve olguları ne açıklayabildikleri ne de herhangi bir değer üretebildikleri görülür. Açıklayabildiklerini düşündükleri şey, devlet lehine güç zeminidir. Değer olarak üretebildikleri şey ise, çıkarların herşeyden üstün olduğu fakat bu çıkarların da herkesi zengin etmediği, hilkat garibesi, tuhaf bir şeydir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Servet Kızılay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.