Suriye’Yi Bombalayan Siyaset Bilim-Ciler

Suriye’lilerden önce Türkiye’nin Suriye’den çıkması gerektiği ortada bir gerçek olarak durur. Suriyeli burada –Türkiye’de- bir halk (mülteci; çoluk-çocuk) olarak bulunurken, Türkiye orada –Suriye’de- bir devlet (“muhalif ordular” kurarak, silahlandırarak, eğiterek, okul- banka vb kurumlar inşa ederek oranın hem demokrafik hem siyasi-askeri-iktisadi yapısını değiştiren bir güç) olarak bulunuyor. Yani Suriyeli kovmaya çalışan buradaki az gelişmiş beyinlilere “biz Türkiye’den çıkalım da önce Türkiye bizden-ülkemizden çıksın!” denmesi; aklen, adaleten, dinen, ahlaken daha uygun görünür.

Suriye’lileri her fırsatta evlerine postalamak için gayret eden sözde muhaliflerin (siyasilerin, akademisyenlerin, medyanın, aydınların, STKların) unuttukları yahut “gözden kaçırdıkları” küçük bir gerçek var: Suriye’lilerin dönecekleri bir ev, bir şehir, altyapılar, hastaneler, dükkanlar, iş imkanları ortada yok. Bu yok ediş projesinde; kendi ülkeleri yani Türkiye Cumhuriyeti Devleti, birincil derecede suçlu pozisyondadır. Türkiye’nin başını çektiği Koalisyon Devletleri (ki hepsi Sünni’dir; SUUD-Katar-Bahreyn-BAE- Mısır) 2017 verilerine göre 150 Milyar Dolar –bu rakam 200 dayandı- harcayarak projede yer aldı. Muhalifler, bunun suçunu iktidara atmak, devleti bu cürümden kurtarmak hesaplarındalar fakat devlet denilen şey, kim o anda iktidar ise O’dur. Bir suç-cürüm işlenmişse hukuki olarak devlet topu belirli bir hükümete iktidara atamaz; öyle ya da böyle ödemekle mükelleftir. İşi bir hükümete, iktidara kesmek yahut bir eğilime- gruba- cemiyete- zümreye kesmek, ancak kamuoyunu yani içerdeki insanları konsülide eden siyasi malzemeye hizmet eder. Kısacası; Muhalifler, şayet Suriye’li kovalayacaklarsa; öncelikle, zararların maddi ve manevi tanzimini göze almalılar. Bunlar yapılmadan ve asgari şartlar yerine getirilmeden “Helalleşme” mümkün görünmemektedir.

Suriye konusunda Devletin-Muhalefetin, değişik kesimlerin suçları-kabahatleri uzunca sıralanabilir fakat bazı açılardan meseleye bakıldığında siyasetten daha suçlu-cürüm işlemiş olanlarla karşılaşmak can sıkıcı ve şaşırtıcı olabilir: Suç örgütlüğünde (ortaklığında) Üniversiteler (akademisyenler) –Aydınlar –Medya –Cemaatler –Vakıflar –Dernekler – Odalar - STKlar, değişik oranlarda suçu üstlenmiş ve mümkün olabildiğince bunu saklamışlardır. Şimdi bunlar içinde en suçlu bulduğumuz (sözde en bilinçli olması ve insanları bilinçlendirmesi beklenilen) kesim olan Üniversitelerin- özellikle Siyaset bilimcilerin- Suriye’nin bombalanmasındaki konumlarını sorgulayalım.

Siyaset Biliminde akademisyen olanlara (bilhassa Reelpolitik teorileri savunup gözümüze sokan, dayatanlara) soralım:

1- ABD’nin Suriye’ye yönelik müdahalesi hakkında uzun zamandan beri yazılan yüzlerce Makalelerden- kitaptan- tezlerden haberiniz yok muydu? Neden bunun tersini kamuoyuna anlattınız ya da ortaya çıkmaması için (en hafifinden) sustunuz?

2- Rusya'nın 1956dan beri Suriye'de üsleri olduğunu, ülke olarak onun siyasi Müttefiki olduğunu (tıpkı Türkiye’nin NATO Üyesi, ABD İşbirliği gibi) bildiğiniz halde neden "Rusya Suriye’ye girdi bizim de girmemiz lazım" dediniz ya da öyle denilmesine müsade ettiniz?

3- Şayet bir “Kürt Devleti Kurulması” endişesiyle hareket etmiş, teorilerinizi buna göre kurmuşsanız; 1 Milyar Dolar Kürtlere (Kürt sorununa) vermekten, harcamaktan çekinen devletin, olası Kürt devleti kurdurmama girişimi için şimdiye kadar yaklaşık 100 Milyar Dolar harcamasını nasıl normal, doğru, reel buldunuz?

4- Demografik yapıyı değiştirmeyle siyasi sorun çözümü arasında ilişki kuran ve uygulamalarda bulunmuş /bulunan İttihadçı geleneğin (Kürtler için) siyasi çözümünü yeniden nasıl formüle edip doğru ve geçerli Saydınız?

5- Türkiye’nin Suriye sınırına çektiği 834 KMlik Utanç Duvarını nasıl görmediniz, hakkında konuşmadınız? (toplam 911 Km tüm sınır boyu uzunluğu)

6- Bunca Kepazeliklerinizi Bilim ardına mı, yoksa görevli olma ardına mı saklayacaksınız?

Bu ve benzeri soruları Siyaset Bilimcilere sormak gerekiyor fakat ortaya çıkacak cevaplara hazır olmak başka bir düzeyi içeriyor. Çünkü cevaplar, asıl fail olarak görünen siyasetin bile bazen “masum” bazen gölgede kaldığı bir felaketi gösteriyor. Siyasete ve diğer kesimlere benzer sorular yöneltmek -her insan için-, Suriye’lileri evine postalamaktan çok daha zor bir adalet, vicdan, ahlak taşımayı gerektiriyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Servet Kızılay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.