GEMİSİZ TUFANLAR NUH'SUZ GEMİLER ZAMANI

Nuh'un oğluna "-Ey oğul! bizimle beraber bin şu gemiye..." talebine "-Beni selamete çıkartacak bir kara bulurum..." şeklinde karşılık vermesi ve az sonra azgın dalgaların arasında kaybolarak helak olması sonrasında bu duruma üzülen Nuh'a (a.s) "-Üzülme! çünkü o senin ailenden (ehlinden) değildi..." şeklinde verilen karşılık...
Müthiş sahneler ve iç içe diyaloglar...

Mütedeyyin ailelerin çocukları ile ilgili bugünlerde yaşadıkları sorunlarda, imtihanlarda kulak arkası ettikleri bir kıssa bu...Keza Lut 'un (a.s) karısının Allah'tan gelen kesin buyruğa rağmen geriye dönüp arkasına bakarak taş kesilmesi de...Burada da Lut'a (a.s) kesin bir dille "-O, senin ailenden değildi..." deniliyor...İbrahim (a.s)'a dua ile af istediği babası Azer için de yapılan ihtar gibi...

Aile olmak, birilerinin ehlimiz ya da ehlimizden olması/olmaması ile ilgili sıradışı bir kriter var burada, çoğu zaman işletilmeyen, kulak arkası edilen, hasır altına süpürülen...Biyolojik bağların önemsizleşmesi gerektiği bir son noktanın olduğunu anlatır bu kriter...

Ailelerin çocuklarının yaşam tarzı, inanç tercihlerinde hatta cinsiyet kimliği veya itikade aykırı marjinal evlilik kararları karşısında işletmeye cesaret edemedikleri bir kriter...Hele mütedeyyin ailelerde artık olağanlaşan bu durum neredeyse sorun bile üretmiyor...Deisti, ateisti, sosyalisti ile aile olarak yaşamanın ilginç bir tenakuzu ile karşılaşıyoruz...

Son zamanlarda ülkemizde özellikle müslüman sığınmacılara dönük nefretin hatırlattığı bir başka can çekişen ilke de mütedeyyin kesimlerde dahi bu durumda... "-Ancak müminler kardeştir..." düsturunun çoktan terkedildiği bu vasatta zaten bu kriterin hayat bulmaması çok da şaşırtıcı olmasa gerek...

Mini etekle, dekolte kıyafetle, küpeli, efemine halleriyle, içki ve madde bağımlılıklarıyla ve tuhaf fikirlerle, aykırı siyasal tercihleriyle genç kız ve oğlanlar, evlerinde arzı endam ettikleri mütedeyyin ailelerde hiç de gemi-tufan gerilimi ile bu tezadı yaşamıyorlar...İlk zamanlarda oldukça yüksek tonda ve dozajda gerilimlere, çatışmalara konu olan bu haller artık evlerin, sokakların rutinleri, normalleri arasına girmiş durumda...

Kuran-Hayat arasındaki mesafe giderek kopuyor bu örneklere bakıldığında...Bu örnekler aynı zamanda bu kıssaların ne işe yaradığı ve hangi hayatların pratiğine hitap ettikleri ile ilgili soruları da besliyor...

Aileler daha da ilginç olarak Nuh'un gemisine binmeyi vaaz eden vaizlere, hatiplere, eğitimcilere; buna işaret eden tebliğlere karşı da çocuklarının yanında saf tutacak kıvama çoktan gelmiş durumda...Kimse Allahın gazabı, azabı, helakı üzerinden va'zunasihatte bulunmaya cesaret edemiyor, edenler de bir anda meczup, yobaz v.s gibi nitelendirmelerle linç ediliyor...

Bir taraftan özerklik, özel hayat öte yandan özgürlük paradigması, bir taraftan da neoliberalizmin sekülerleştirici tüm enstrümanları herkesi kolayca dümen suyuna gitmek konusunda uysallaştırıyor...

Din adamları, kanaat önderleri, cemaatler, siyasal partiler ve STK'lar bu duruma göre vaziyet alıp buna göre retorik geliştiriyorlar...Bu vaziyete göre pozisyon alamayanlar da ilkel, yobaz, geri kafalı yaftasına muhatap oluyor...

Çoğu aile tufandan çocuklarını korumak üzere yaptıkları gemiye binmemekte ısrarcı çocukları için suya atlamayı beraber helak olmayı tercih ediyor...

Çoğu ailenin artık bir gemisi bile yok...Bu gemi ya inşa edilmemiş ya da tufandan koruyacak dayanıklılıkta değil...

Küresel kültürün tsunamisi modernleşme, sekülerleşme dalgalarının içinde boğulmaya terkedilen çocuklar kadar onları çağrılacakları bir gemisi bile olmayan ebeveynler de helakın nesneleri oluyor...

Gemisi olmadığı/kalmadığı (artık çocuklarına sunabilecekleri bir değerler sistemi, bir helal-haram, günah-sevap, iyi-kötü terazisi olmadığı) için üzülen anne babalar bir nebze mazur görülebilir fakat bunun yanında bunu dert etmeyenler de çoğalıyor ki asıl tufanın müsebbibi de bunlar oluyor...

Olan biten ne kadar kötüleşirse kötüleşsin, durum vaziyet bizi ne kadar çaresizce bırakırsa bıraksın elimizde tükenmemesi gereken bir buğz kozumuz olmalı...İsmet Özel'in dediği gibi hiç olmazsa "Surat Asmak" Bu da biterse, bu da yoksa halimize veyl olsun...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Aktay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.

03

Ahmet Kirgin - Bu cok güzel yazi ve dogru tespitler icin tesekkür ediyorum.Bir yazinizda da bu toplumsal degisimin nasil gerceklestigine deginmenizi rica ediyorum. "Biz ne zaman ve nasil bu hale geldik?" diye bir soru vardi ya. Saygilarimla.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 19 Eylül 09:19
02

Ekrem hoca - Hocam kalemine sağlık, günüz mütedeyyin ailelerini genel olarak kısaca özetlemişsiniz Bahsettiğin konular özellikle ekonomik, sosyal ve makam/mevki açısından toplumda ön saflarda kendilerine yer bulan mütedeyyin ailelerde daha çok görülmektedir. Bu da ailenin sahip olduğu inanç ve kültür yapısının yukarıda saydığım toplumda yer edinme nedeniyle çok kolay bir şekilde evrildiğini görmekteyiz. Nitekim çevremizde anımsanmayacak çok sayıda örneklerini görmekteyiz.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 18 Eylül 21:58
01

Omaydın - Yetinde tespitler hocam,,afiyetler diliyorum…

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 18 Eylül 17:28


Anket İlçe Belediyelerinde En Başarılı Başkan Kim
Tüm anketler