BATI ELEŞTİRİSİNİ YİNE BATILILARDAN MI ÖĞRENİYORUZ?: BİLİMSEL BİR MİTİN MASKESİ

Antropolojik olarak Mitler son derece önemli açıklama ve yorumlama görevi taşıyorken, hakikati ortaya çıkarma, onu görmeyi ve göstermeyi hedefliyorken; modern “Mitler” daha çok hakikati saklamayı mümkünse onu parçalamayı ya da ortadan kaldırmayı hedefler. O, açıklamayı ve yorumlamayı da hakikatin üstünü örtmek için kullanır. Yani açıklaması ve yorumlaması da bir ikna aracına dönüştüğünden işlevsellik onun her şeyi olur. Modern Mitler, “mit”lerden nefret eder. Onu bilim karşıtı, en düşük seviyede “ilkel” olarak niteler fakat hangi açıdan mitlere küfür edip aşağılamışsa en fenasını da kendisi yapar. Bu emitasyon taklit etme sürecinde son derece sığ bir yerde durur. Mitler insana hem varlıkla hem de varoluşla ilgili derinlik oluştururken, Modern Mitler; oldukça küçük, işlevsel, yüzeysel, manipülatif alanlara yönelir. Bu yüzden Modern Mitleri, o “ilkel” Mitlere benzetmek, aslı esasında belirli açılardan Mitlerin değerini düşürmek anlamına gelir fakat çalışma prensibi (toplumsal işlevi) açısından geçici olarak kullanılması kısmen doğru gibidir. Modern düşünce -çoğu zaman- bir şeyin adını ortadan kaldırmakla (pratikte kullanmamakla), o şeyin (varlığının) kaybolduğunu varsayar, birbirleriyle gizlice eşitler ya da eşitlemek ister. Lakin bu durum geleneksel dönemdeki ad ve nesne (temsil meselesi) ilişkisinden oldukça farklıdır. Mesela; sırf “Köle” kavramının kullanılmıyor olmasını, artık Köleliğin olmamasına bağlar. Benzer şey, Mit kavramı da uygulanabilir: Aslında Mitler ortadan kalkmaz bilakis daha küçük birimlere ayrılmış, derinlik olarak sığ ama daha yaygın alanlarda egemenlerin elinde hayatımızı yeniden şekillendirir.  Mesela; “İlkel” Kabileleri aşağılayanlar, dünyayı önce cehenneme çevirip sonra 2,250,000 KM uzaktaki Marsa gidip koloni kurmayı düşünür. Bilim miti son derece kârlı da çalışıp devletlere milyarlarca dolarlık bütçe ayrılmasına yardım ve yataklık eder. Dağ başında açık havada insanlara pandemi bahanesiyle maske taktırır. Bunun gibi sayısız örnekten de anlaşılabileceği gibi Modern Mitler,  genel olarak nitelikli dolandırıcılığın adeta bir anahtarına dönüşür.

Akademilerde düşünce hayatında fikir adamlarında dolaşan ve dolaşıma sokulan;  küçük çaplı, sığ ve yaygın Mitlerden biri de “Batı eleştirisini de yine Batılılardan öğrendiğimiz/öğreneceğimiz” Mitidir. Bu Mit yakından incelendiğinde tüm entelektüel iddiasına rağmen fecaat yanlış iddialar içerir ve üstelik sistematik, planlı bir sahtekarlıkla ağ gibi örüldüğü görülür. Bu Mitin söylediği temel iddia; Batı’nın gelişmiş soyutlama düzeyi düşünce üstünlüğü kendisini diğer düşüncelere muhtaç bırakmadan eleştirme ve onarma gücüne sahip olduğudur. Bu düşünce ilerde (gelişmiş ve üstün) olduğu için Batı dışındakilerin buna istese de yetişemeyeceğini ileri sürer. Şimdi bu Mitin entelektüel iddiasında bazı saçmalıklar bulunur. Öncelikle; a) Batı düşüncesi Batı haricinde tüm dünyada yeğane referans yapılan güçlü değil benzer entelektüel mitlerle güçlendirilmiş bir düşüncedir. Yani onu diğerlerinin ritüelleri güçlendirir b) ileri düşünce gelişmiş düşünce ne? Başlı başına bir saçmalıktır c) en önemlisi; bu mit her insanın düşünme-akletme-kalbetme yeteneğini ve ruhun düşünme kuvvetini yoksayar ya da önemsizleştirip aşağılar d) bu Mit, entelektüel iddiasına rağmen oldukça politik bir işlev görür; Batı harici insanlara “düşünceyi efendilere bırak, zaten onun hakkıdır” mesajı verir. Yani Batı Antropolojisinin hayaletlerine dayanır; efendilerin karşısında “ilkel” “barbar” “gelişmemiş” “yamyam” “vahşi” bir kabile olduğunu varsayar. Bu anlamda entelektüel bir iddia olmaktan çok efendiler için tetikçilik görevini ifa eder gibidir.

Bu Mit bizlere bildiğimizi de unutturmaya çalışıp büyük bir sahtekarlıkla konuşur: Dünya Batı’nın bunca felaketine maruzken, İslâm coğrafyası paramparça edilmişken sadece Irak’ta 2 Milyon insan katledilmişken kısacası coğrafyada taş üstüne taş baş üstüne baş kalmamış, coğrafyanın altı mezarlık üstü yetimhaneye dönmüşken, halen “Batı eleştirisini Batılılardan öğrenildiğini” iddia etmek en yumuşak tabirle iğrençliğin entelektüel yansımasıdır. Bu Mit; Batı harici insanları, sadece teorik düzeyin yetersizliğiyle değil tecrübi (pratik) düzeyin yetersizliği ile suçlar. Yani Batı harici insanların yaşayıp tecrübe ettiği şeyleri bile anlayacak kavrayacak idrak edecek bir düzeye sahip olmadığını ısrarla varsayar. Buna göre; başa gelen bunca felaketi idrak dahi edemeyiş küçük bir çocuk seviyesini bile gösteremez. Çünkü kızgın sobadan eli yanan çocuğun bir daha sobaya el sürmemesi bir öğrenme modeli (şartlı refleks) iken bunu dahi anlayamayacak kapasite olduğu ima eder. Böylesi bir seviye yine Batı harici düşüncelerin; gerçekle hayali karıştıran, birbirine asla uymayan şeyleri yan yana getiren bir düşünme modelini (buna Senkretik düşünce diyorlar) taşıdığı ve asla ondan kurtulamayacağını söyler. Burada da yine kabilelerin ilkel primitif düşünceye sahip olduğunu ileri süren Antropolojik okumalara bir gönderme bulunur.

Kısacası; Batı eleştirisini yine Batılılardan öğrenildiğini iddia etmek tamamıyla yalan yanlış şeylerdir. İnsanların Batı’yı eleştirmeyi öğrenmesi için bir Batılı efendiye ihtiyacı yoktur. Felaketler, yağmalar, katliamlar, tecevüzler, yıkımlar, yok olmuş milyarlarca hayatlar, mülteciler, yetimler, fakru zaruret içinde kıvrananlar eleştiri için yeterince bilgiyi elde etmiş yaşamış ve görmüşlerdir. Yani Batı düşüncesinin tüm zalim sonuçları yeterince ders vermiş olmalıdır. Dolayısıyla bu Mitin (“Batı eleştirisini yine Batılılardan öğrenildiği”) tek şartla doğruluğuna belki ikna olabiliriz; O da Batının bizlere felaketlerle zulümlerle bir şeyleri tattırıp öğretmiş olabileceğine. Bu tür bir öğretme metodu söyleniyorsa; evet, doğrudur fakat Akademinin, aydınların düşünce adamlarının kastettiği ‘öğrenilme işiyle’ bunun alakası bile yoktur.

Şimdi rahatlıkla söyleyebiliriz: Batı eleştirisi için insanların Batılılardan öğreneceği hiçbir şey yoktur. Böyle bir iddia entelektüel içeriğe sahipmiş gibi görünse bile nitelikli dolandırıcılık olarak değerlendirilmeyi hak eder.

 

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Servet Kızılay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.



Anket İlçe Belediyelerinde En Başarılı Başkan Kim
Tüm anketler