LAİKÇİ AMCALAR VE TEYZELER GETTOSU: EDREMİT SAHİLLERİ-2

Daha önce Edremit havalisindeki laikçi amcalar ve teyzeler gettosundan gözlemlerimi aktarmıştım...Devamı için ekleyeceklerim var...

Bu gettodaki insan tiplemelerinde dikkatimi çeken en önemli şeylerden biri kaynaşma ve birlikte hareket etme kültürü idi...

Bunu sağlayan da AKP (Onların telaffuzu ile A-Ke- Pe) düşmanlığı yanı sıra Kalpaklı Mustafa Kemal sembolleriyle doldurdukları mekanlarda yaşadıkları hayattı...Her tür farklı hayat tarzını, etnisiteyi siyasal tercihi bu hayata tehdit/düşman olarak algılıyorlar...Önceleri kürtler/doğululardı bu tehdit şimdilerde sığınmacı Suriyeliler ve Akepe'liler...Hayat tarzı özgürlüğü ve bu kaybetme korkusu bu kesimlerde despotik ve bencillik eşiğinde yaşanıyor..

Alabildiğince tüketim endeksli bir hayat tarzı, seküler bir itikat ve O'nun gerektirdiği ritüellere bağlılık yanında bildik maneviyattan muhafazakarlıktan zerre eser yok...

Belki de yaşanan tüketici/hedonist hayatın ruhlarda bıraktığı boşluk Akepe nefreti ile Kalpaklı Mustafa Kemal sembolleriyle doldurularak seküler bir iman devşirilmiş...Hayatı anlamlı kılan tek gösteren bu onlar için...Peki, onlara bu anlamdaki rahatlığı/ huzuru/Kimliği sağlayan ve biraraya getirip kaynaştıran bir düşman/ öteki olarak Akepe gittiğinde bunun yeri neyle dolacak? Bu sorunun cevabı tam bir muamma...

Makarna ve kömür yardımı ile ayakta/hayatta duran, cahil cuhela bir seçmen kitlesi olarak addettikleri Akepe seçmenini bulundukları promosyon ve aşure kuyruklarında sollayacak performanslarını önceki gözlemlerimde aktarmıştım...

Bedava kefen dağıtılsa ilk sıraya kendileri koşacak bir profil sergileyen bu amcalar ve teyzeler, her fırsatta "-kuyruğa giren koyun bir milletiz..." diye de halkı aşağılamaktan geri durmuyorlar ve dahi hiç susmuyorlar da...

Geçmiş zamanlardaki vesayetçi düzenin/jakobenist politikaların kendilerinde yarattığı özgüvenle ortaya konulduğunu zannettiğim bu durumun/ bu ruh halinin ve davranış tarzının psikoanalitiği/ bilinçaltı çözümlemesi acilen gerekli...Burası aslında, devasa bir sosyalpsikoloji labaratuvarı, hemi de açık havalı olanından...

Değerler sistemindeki erozyonu kişiler örneği üzerinden gösteren şu anektod da çok önemliydi benim için...

Bir çayocağı işletmecisine, yakınlarda olması muhtemel, çay bahçesi tarzı bir et lokantasını sordum, tarif ettiğinde konseptinde içki olup olmadığını da sorduğumda"- İçkili olması daha iyi değil mi?" tarzında cevap almam ilginçti...
"-Ailemle rahat etmem için sormuştum..." tarzındaki gevelememi bile;
"-olsun abi daha iyi ya..." şeklinde karşıladı...Yani demem o ki başkalarının hassasiyetleri umurlarında olmayan bir tiplemeydi bu şahsın tavırları benim için ve oralarda çok yaygındı...

Balıkesir, Edremit, Güre güzergahı üzerinde biri Çanakkale Zaferinin diğeri İstanbul'un Fethinin sembolü iki isim göze çarpıyor... Yol güzergahında Edremit'te Seyit Onbaşı ile ilgili anıtı, daha ileride Ulubat Beldesi ve gölünün hatırlattığı Ulubatlı Hasan'ın bende çağrıştırdıkları ile bu beldedeki hal ve gidişat arasındaki tenakuz beni alıp başka diyarlara götürdü...

CUNDA'DAN CUNTA'YA GİDEN YOL UZAK MIDIR?

Ayvalık ve Cunda Adasında da devam ettiğimiz gezimiz esnasında yol tabelaları bizleri yakın zamanlarda etkin olmuş kudretli bir kaç generalin adlarını taşıyan malikaneler ve büyük yapılar, tesislerle de karşılaştırdı...Bunun da sanırım iki yazıda satır aralarına serpistirdiğim eski vesayet düzeninin kalıntıları/ ganimetleri ile ilgisi olsa gerek...

Balıkesir Edremit Sahil hattı üzerinde Bölgenin en büyük metropolü İzmir'in kültürel etkisi çok fazla...Trakya/Balkan göçmenleri de ağırlıklı olarak göze çarpıyor... Yakınlardaki Yunan adalarının da İzmir etkisini kuvvetlendirdikleri aşikar...

Bunun yanında Cunda Adasının adı Ali Bey Adası...Ada, resmiyette Kel Ali gibi İstiklal Mahkemelerinde keyfi olarak idam cezaları vermesiyle meşhur birinin adını taşıyor fakat herkesin dilinde ada Cunda olarak kalmış...Gerçi, Cunda'dan Cunta'ya çağrışım çok kolay olsa da ismin kökeni ve anlamı benim için merak konusu...

Hatırlarsanız, yakın zamanlarda Kaz Dağlarında Siyanür ile altın arama faaliyetlerine karşı bir çevreci hassasiyet oluşmuştu...Sanırım, 2.Gezi Kalkışması denemesi sayılabilecek kadar büyümesi muhtemel ve örgütlü bir muhalefetin körüklediği bu kalkışma için bu beldenin seçilmesi, etkisi altında olduğu kültürel hinterlant dikkate alındığında çok da tesadüf değildi...Kimbilir belki de bu seçimi yapan orgütlü çevreler için Cunda'dan Cunta'ya giden yol çok kısa görünmüştür...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Aktay - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.



Anket En Başarılı İlçe Belediye Başkanı Kim?