KORKULUK

Yaşım 17. Nasıl gencim. Üstüne hava yazın habercisi, bense sınava hazırlanıyorum. Yine böyle bir pazardı. Üniversitelere giriş sınavıyla babalar günü aynı güne denk gelmişti. Hiç unutmam, bir gün önce de babama yazdığım öyküm ödül almıştı. Ödül olan parayla gidip babama hediye almıştım. Sınavımın iyi geçeceğinden emin olsaydım başarımı hediye etmek isterdim. Eminlik şöyle dursun korkuyordum. Sınav sabahı babam bunu çok net fark etmiş olacak ki dikkatimi çekecek konular açmaya uğraşmıştı. Radyoda "Bir başkadır benim memleketim" şarkısı çalıyordu; önce sesi yükseltti, sonra da ona eşlik etmemi istedi. Ettim. Korkuma biraz olsun iyi gelmişti.Küçükken de -renklerin neyi işaret ettiğini öğrenemediğim zamanlarda- trafik lambalarından korkardım. Çok ikaz edildiğimden midir bilmem ama ışıklara gelince herkesten çok dikkat ettiğimi hatırlarım. Kırmızıda durup, sarıda hazırlanıp yeşilde geçmede benim üstüme yoktu. Başka hiçbir şeyde bunda olduğu kadar kuralcı değildim. Küçük bir çocuğun takıntı hâline getirebilecek kadar önem verdiği bir mesele, tek bir şartla takıntı olmaktan çıkıyordu: Babamla...Babam, yanımızdaysa ya da karşıdan karşıya geçerken babam elimden tutuyorsa hızla geçen arabalar, yerli yersiz çalan  kornalar  umrumda bile olmazdı. Babam yanımdaydı ya ne lambalar umrumda olurdu ne de renklerin söyledikleri. Ani bir fren sesi bile beni ürkütemezdi. Kırmızı ışık yandığından falan değil babam var diye arabalar duruyor sanırdım.Şimdi düşününce kulağa çok komik gelebilir ama o zaman lambalara kafa tutacak kadar cesur kılıyordu bu beni. Trafik lambaları da kim oluyormuş, diyecek oluyordum. Ne büyük güvendir bir babanın varlığı.Boşuna mı babalarımız evdeyse kapılar üst üste kilitlenmese de olur. Baba, evi korur. Kavanoz kapakları ancak o eline aldığında açılır da sırf babalara teslim olur. Evin başkösesine o yoksa bile onun hayali oturur. Evimizin direği, kayığımızın küreğidir babalarımız... Evde böylesi sağlam direklerimiz var diye yuvalar ayakta durur, fırtınalı denizlerimizde kaptanımız o diye gemilerimiz sağ salim limanları bulur.Kahramandır babalar. Hem de her çocuk için kahraman... Bu yüzden, şu yeryüzünde her köşebaşından bir kahraman çıksa şaşmamalı. Ama öyle betmen, süpermen, örümcek adam gibi hayalî değil, canlı kanlı kahramandır babalar. Baba denince noel baba, şirinbaba gelmez bizim gözümüzün önüne.Koşarsa bütün maratonları illaki o koşar, yüzerse karşı kıyıya ilk o geçer, gülerse en güzel o güler, çıtaları onun elinden geçerse uçurtmalar gökyüzünde kartal gibi uçar, baba dört mevsim gölgesinde oturup dinlenilecek bir çınar, sararsa hepimizi ancak o sarar çünkü sadece babaların bütün yuvayı saracak kadar kocaman kolları var diye düşünürüz. Böyle olmadığı zamanlar bile böyle olmasını isteriz. Kimimiz babalarımızdan korkularımızın üstüne gitmeyi öğreniriz. Kimimiz de doğru söyleyip dokuz köyden kovulmayı göze alarak babalarımızın evlerde birer "korkuluk" olarak durduğunu söyleriz. Örnek isterseniz. Bakınız: Oğuz Atay, "Korkuyu Beklerken" sayfa bilmem kaç...  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.

05

Semra - Korkuluk...

Hemen hemen her güne, her haftaya, her aya bir anlam yüklenmiş... Haziranın sonuna yaklaşırken veya dönemin sonuna yaklaşırken gelen bir tarih... Bir nevi bütün yıl boyunca çalışıp eh biraz da tatili hak etmek isterken fikrini almak, elini öpmek, yanına gitmek, hatırlamak... Onun günü... Konuşmaya başlamadan arka arkaya çıkarılan iki hece 'Baba'... Söylerken bile gücünü hissettiğimiz, gölgesinde durduğumuz kişi...Her evde bir yapı taşı, her ailenin çınarı... Ceketli peleriniyle olumsuzlukların kalkanı... Kalkan tıbkı korkuluk gibi... Bir nevi tarladaki ürünlerin hasar görmemesi için dursa da yeterli olacak korkuluk...Bir yılın toplamı gibi belki de bu nedenle onun özel günü Haziran olmuş... Tarla, ürün ve korkuluk... Yılın toplamı... Denilebilir ki tarla anne, ürün bir varoluş, korkuluk ise iki hece ... Baba...

Kaleminize sağlık hocam...?️ Tüm Babaların günü kutlu olsun... ?Eylül için heyecanla ... ??

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 21 Haziran 11:08
04

M. A - Yüreğinize sağlık. Babalığı hakkını vererek yapan, tüm babaların, babalar günü kutlu olsun.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 19 Haziran 12:44
03

Dldmrl54 - Emeğinize sağlık Babalar günün kutlu olsun

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 19 Haziran 11:15
02

G Yaylakaşı - Babamı geçen yıl covidden kaybettiğim için olsa gerek gözyaşları içinde okudum. Babamı özledim... Başka söze gerek yok sanırım, çok güzel ifade etmişsin duygularını, duygularımızı. Teşekkürler, iyi tatiller!

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 19 Haziran 10:40


Anket En Başarılı İlçe Belediye Başkanı Kim?