LâL

Davetim var. Haber saldım dört bir yana. Allı pullu, süslü püslü davetiyelerle olacak iş değil, biliyorum. Sesim duyulur mu, gelen olur mu, bilemesem de bir umut işte benimkisi, davet ediyorum.

Acele ettiğim doğru, şunun şurasında kaç gün kaldı? Ben acele etmeyeyim de kim etsin? Kaynağını yeni bulduğum bir hayat suyunu yitiriyormuşum gibi telaşlıyım. Her zerresini toplayamamış olmanın verdiği huzursuzluk var içimde. Kap kacakla olsa keşke. Vaktim sınırlı. Bir şeyin elimden alınıp uzaklara götürüleceği korkusu sardı beni. 

Zaman, geçiyor diye korktuğumu bildiğinden midir nedir, inadına dört nala giden bir küheylan gibi. Sırf akreple yelkovan değil takvimler de aleyhime işlediğini hatırlatıyor her seferinde. Her gün sayfaları kopartsam bir dert, kopartmasam ayrı bir dert. Sayılarla başım hoş değil bu yüzden. Etrafımdaki her şey "az kaldı" diye fısıldıyor sanki bana, "az kaldı".

İçimde geç kalınmış bazı şeylerin pişmanlığı var, eksikliğini onu kaybettiğimizde anlayacağımız şeylerin pişmanlığı... Zamanı durdurmanın da yavaşlatmanın da ihtimali yok. Çağır diyor durmadan içimden bir ses! Çağır! Ama nasıl?

Kelimeleri çağırmak, konu komşuyu davet etmekle aynı kefeye konur mu hiç? Üstelik hem davet ediyorum hem de hazırlığımdan endişeliyim. Ama camı pencereyi silmek, türlü ikramlıklar hazırlamak, yoluna kırmızı halılar sermek gibi hazırlıklar da kâr etmez ki böylesi bir davet için, bunun da farkındayım.

Toparlayabildiğim kadar topladım ortalığı. Dünyaya geldiğimden beri söylediğim bütün kelimeler eski, şimdi ben, dilime, hiç uğramamış kelimeler çağırıyorum. Kelimenin kıtlığı mı olurmuş diyen, beni yazar belleyip de heybemin sözcüklerle dolu olduğunu sananlara bile diyecek sözüm yok. Burada kalemim küçülüyor, ben yazdıkça heceler, alıp başını gidiyor.

O kadar alışık ki dilim bilindik misafir davetlerine, yine aynı şeyleri söyleyip de bir densizlik yapacak diye ödüm kopuyor. Hiç olacak iş mi? İnsan böylesi mühim bir davet için “gel", "beklerim" der mi?

Hafızamda dönüp duran sayısız sözcük var ama hiçbiri bu an için layık gelmiyor gözüme. Bütün kelimeleri seferber ettim; makama yaraşır, dilime hiç uğramamış kelimeleri çağırıyorum.

Kitaplarda yazıp ezberlenen değil, benim içimden dökülen bir dua cümlesini oluşturacak, dudaklara değmemiş kelimeleri bekliyorum. Tıkandım kaldım. Sanki, ufak bir tıpa konmuş şişemin ağzına, dışarı dökülemiyorum. Ama o kelimeler bir gelse ne tıpa kalır ne tıkanma.

Dilenci gibiyim, gurur yapacak hâlim yok. Kimden neyi saklayayım, her şey ayan beyan ortada. Bundan huzursuz da olmuyor ruhum hatta gizli bir haz bile alıyorum. Karmakarışık, biliyorum. İstediğim kelimelerin dilime geldiğini hayal edince bile elim ayağıma dolanıyor. Garip bir şekilde hangisini hangisinden önce söylemeliyim, hangisini en çok tekrar etmeliyim diye düşünüyorum.

Hazır, açlıkla ruhumda bir bir açılan kapıların önüne gelmişim; hazır, geçilmez yerlere köprüler kurulmuş da buna şahit olmuşum. Sanki, şimdi tam zamanı, dedim dedim; bu fırsat bir dahaki sefer elime geçer mi geçmez mi, bilmiyorum.

Açıl susam açıl demekle ne kapılarım açılır ne de ruhum avunur.

Benim başka kelimeler bulmam lazım.

Tenha bir sokak, lâl bir derviş gibiyim. Cimrileri cömert kılan, sayılardan azade bir kum saatini alıp koydum başucuma. Orucun bozulmasından dem vuranlardan kaçıp iyiden iyiye bize bozulan oruçları dinliyorum. İçime cevap gibi doğan şeyi duyuyorum.

Sesim duyulmaz, çaldığım kapı aralanmaz, gönlümün istediği dua dökülmezse dilime peki?

Ben de pılımı pırtımı toplayıp dualar ülkesine taşınırım diyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gamze Koç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Adayorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Adayorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Adayorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Adayorum değil haberi geçen ajanstır.

05

Semra - Lâl...

Her pazar beklediğim ve geldiğini görünce günün en sessiz saatinin gelmesi için dört gözle beklediğim an ve zaman... Lâl imiş bu haftanın sürprizi... Lâl... Bu kelimeyi hep nenemden duyardım ve onun diline ait sanırdım... Dili yok, konuşamaz, derdini anlatamaz, lâl oldu, istese de konuşamaz anlamlarını getirirdi... Hani böyle dolu dolu olursun, anlatmak istersin ve öyle bir kelime vardır ki bir türlü bulamazsın ve zihnin arı gibi çalışır yardımcı olur ama bir türlü dil istediğini bulamaz ve bekler, susar... İşte ben de tam da bugün bu saatte Lâl' ı okuduktan sonra durdum... Sonra bir daha okudum... Ve durdum pencereyi açtım seyretmeye durdum sessizliği... Zihnim harıl harıl, dilim sus pus... Hani şair mısraların da demiş ya "Bir yer var, biliyorum;

Her şeyi söylemek mümkün;

Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;

Anlatamıyorum." diye işte kelimelerin kifayetsiz kaldığı bu an'da tam da böyle bir lâl idi bendeki...

Kaleminize sağlık hocam...??️?

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 25 Nisan 02:17
04

Dldmrl54 - Farklık yazı çok güzel olmuş emeğine sağlık

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Nisan 15:07
03

Ala - Eline kalemine sağlık, çok güzel bir yazı olmuş. Rabbim dularını kabul etsin

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Nisan 12:53
02

Hacer Dursun - Sevgilerimle ?

Kalemine, yüreğine sağlık sevgili Gamze Hocam.. Çok ince bir dokunuş, anlayan anladı....

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 24 Nisan 12:10


Anket En Başarılı İlçe Belediye Başkanı Kim?