TAÇ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

TAÇ

TAÇ

Gamze KOÇ

Anne olmayı hiç istemedim ben. Ayıp di mi bunu söylemem. Doğruyu söyleyen kaç köyden kovuluyordu?Dokuz değil doksan dokuz olsa da gerçek bu!
Damdam düşer gibi bu ne şimdi böyle diyenler olacaktır. Şaşkın tavırların, "nasıl yani"lerin, kınayıcı bakışların hepsine hazırım.

Tam da anneler günü dolayısıyla anneliğe methiyeler yazılması gereken bir günde yakışmadı değil mi bu itirafım? Buyrun, vurmak isteyen vursun, sözlerimi  dövsün. İşin  aslını  öğrenmek niyetinde olanlar varsa  diyeceklerimi bir köşede sessizce okuyuversin. Kimseyi incitmeden anlatmaya çalışayım.
     
Korkunun  her türlüsünü  tattım diyemem, kim bilir      bilmediğim daha ne tür korkular vardır ama çocuk sahibi  olma, onun sorumluluğunu alma, onu hakkıyla yetiştirememe korkusu  bütün  büyük korkularımla yarıştı her zaman. Ve ben bu yüzden anne olmayı hayallerimde bile gezdiremedim. Bebeklerle oynadığımı da hatırlamıyorum, evciliklerde de hiç yoktum. Zorla değil ya, anne olma fikrini sevemedim  Allah sevemedim.

Artık kendimi ispat etme gibi bir derdim de yokken ispat edeceğim insanlar da yakınımda değilken ve hazır elimde sesimi duyurma imkânı varken çekinmeden söyleyebilirim: "Benim annelik serüvenim, güle oynaya  başlamadı."
İnsanların ısrarlarına ve çocuğumun olmadığına dair psikolojik baskılarına daha çok dayanamamıştım ve onlar kazanmıştı. Anne oldum da ben mi kaybettim peki? Asla! Kârun'un sahip olduğu hazinesini de verseler iki emanetimle değiş yokuş yapmam!!! Üstelik meselenin çok ötesini düşününce bir anneye bundan daha büyük bir ikramiye de çıkamaz! Ama bu hikâyenin başı böyle yazılmasa iyiydi.

Annelik ulvi bir makamdı ve ben bir türlü oraya yaklaşamıyordum. Kendimi yarım yamalak hissedince hep tamamlanmak için  uğraştım. İnce hesaplar yaptım, büyük ve zorlu  bir sınava  hazırlanır gibi gün gün anneliğe çalıştım. Kitapları yaladım yuttum. "Nasıl anne olunur?"un yolunu yordamını öğretmeyen ama çocuğun olmadığında hemen yadırgayan bir toplumun içinde, çocuk istemediğimi söyleyince sorgulandım, göz hapsine alındım! Sürekli, ezbere annelik hikâyelerini dinlemeye maruz kaldım. Sustum. Her şeyi hakkıyla bildiğini sananlar topluluğu tarafından anneliğin bir zorluğu olmadığına, belli başlı şeylerle yapılacak, basit bir şey olduğuna  inanmaya zorlandım.

"Anne olunca anlarsın!" cümlesiyle tehdit edildiğimiz ve  anne kelimesini huzurla değil ezayla, cefayla, sabırla, yan yana andığımız bir toplumda anne olmaya neden can atmam gerektiğini kimse söylemedi bana? Hadi onu da geçtim, çok güzel evlatlar yetiştirdiğini sanan bu insanlar, filozofik (!) fikirlerini bu kadar patavatsızca konuşma hakkını kimden  alıyorlardı, hiç anlayamadım!

Kundaktaki bebeğini cami avlusuna bırakan ya da doğar doğmaz hastane binasının konteynerına atan, evladını bebekken  başkasına verebilen kadınlara da sırf çocuk dünyaya getirdikleri için anne deniyor. En basitinden  açıp baktığınızda TDK'deki karşılığı böyle. Hâlbuki annelik doğumla değil boğazdaki düğümlerle başlıyor.

Bu acı hikâyelere çare olmak yerine insanların çocuk  sahibi  olmaları hakkında durmadan rahatsız edici bir üslupla ulu orta konuşanlara, sarf ettigi kelime başına ceza kesilse yeridir.

Ayrıca annelik, "Çocuk bu, anlamadan büyüyor işte." denerek hafife alınınca özendirilmiş de olmuyor.

Anne  olmayı bir devir teslim törenindeki bayrağı  devralmaya benzetiyorum ben. Bir farkla ki bu teşbihte bayrağın yerini annelik tacı tutuyor.Anne olunca annem başındaki o tacı çıkarıp bana taktı diye düşündüğümü dün gibi hatırlıyorum.

Ben yorgunluktan dizinin  dibinde biraz dinleneyim demiştim de o usulca omuzlarımdan tutup "Artık  bu taç senin, şimdi bunu yere düşürmeden başın dimdik yürümelisin, korkma  ben hep yanındayım." dedi  sanmıştım.

Koştum aynaya baktım. Annelik tacının bana yakışıp yakışmadığını anlamak için eni konu döne döne baktım. Annemin başında durduğu  gibi durmayacağını  adım  gibi biliyordum ama yine de baktım. İçimden "Yani ben şimdi, annem gibi kara kışta borular buz tutunca ellerimin donması uğruna iki evladım  için karları kazanlarda eritip  çocuklarımı yıkayabilir miyim? Çocuklarımın istediği elbiseleri alamayınca parça kumaşları birbirine ekleyip cicili bicili bayramlıklar dikip bayram sabahına  yetiştirebilir miyim? Çocuğum okusun diye ana yadigarı küpelerimi bir zarfın  içine  koyup okuduğu şehre  gönderebilir miyim? Şimsek çaksa gök gürlese korksam da korkmuyormuş gibi yapıp o an sırf yavrularım korkmasınlar diye masallar uydurabilir miyim? Peki, şimdi benim ellerimde de mis gibi yemeklerin kokuları, evdeki herkesin sevdiği şeyi yetiştireyim diye yara almış  baş parmağımda hep bıçak kesiği mi olacak? Ben de evladım hasta olsa ya da biri canını sıksa onu rüyamda görebilecek miyim? Annemi  ne zaman yanımda istesem  hemencik yetişip "Eee ana ile kız, helva ile koz" demesi gibi bu sefer de Hızır gibi yetişen ben mi olacağım?Kilometrelerce öteden bir müneccim gibi  ben de evladımın canının çektiği şeyi bilebilecek miyim yani? Yollar kapansa gidemesem de ne yapıp edip makinistlere,  yeri gelip kaptana ya da şöferlere  ellerimle yaptığım şeyleri evladıma ulaştırması için tatlı dilimle derdimi  dökebilecek miyim?

"Ne kadarı gelir ki elimden?" diye düşünmüştüm."Tacı takınca yanında sihirli bir değnek de veriliyor mu ki acaba?" diye çocukça pazarlıklara girişmiştim kendimce. Eğer anne olmak bu kadar bedel istiyorsa  bu bedeli ödeyememekten korktum. Korkmakta haklıydım ama beni  bu korkularım büyüttü ve bütün unvanlarımdan çok annelik unvanını ve bir de tacımı sevdim.

Siz de tacınıza iyi bakın, vakti geldiğinde onu sizden teslim alacak narin başlar var, düşürmeyin sakın.

En başta annelik tacını bana devreden annem Nurten Öztürk olmak üzere bütün annelerimizin Anneler Günü kutlu olsun ve huzurlu geçsin dilerim

Bu vesileyle de doğarken yaşattığım sancılardan tutun da bebeklik ve çocukluk  çağımdaki verdiğim sıkıntılara varıncaya kadar bütün hatalarımdan ötürü annem bana hakkını helal etsin isterim.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Enis-i Dil15 Mayıs 2021, Cumartesi - 09.05

Dokunaklı bir yazı olmuş hocam, kaleminize sağlık. Babalar Günü için de bir yazı bekliyorum, ihtiyaç kalır mı bilmem ama Muhammet Hocam gibi bir yardımcınız, kaynağınız var.:)

ŞO10 Mayıs 2021, Pazartesi - 22.33

Asiye görümcemin ilk göz ağrısı oglunun ilk göz agrisi gelini, Nurten teyzemin ilk goz agrisi kizinin, benim ilk goz ağrım yazar, arkadaşimin anneler gününü degil her günlerinizi yürekten kutlarken hayirli evlatlar yetiştirdiğiniz icin de ayrica cok tesekkur ediyorum. Keske sizinde deyiminizle korkularımızın yerini daha bilinçli birer birey kelimesi alsaydı da keske lerin yerini iyikiler alsaydida bugun acılarımız yerine sevincleri mutlulukları konusup iyi bir anne nasil olunur kitaplari okumak yerine o mubarek annelerimizden öğrenebilseydik. O nasil yetiştiyse bizede mirası öyle birakiyorlar... Ben annemde hep göz yaşı acı,hüzün gördüm. Simdi soruyorum Annelik bu mu? Bu annenin hangi anneler gununu kutluyacaksin onun icin ne ifade ediyor annelik veya anneler gunu..gibi gibi...sorular sorular.. Hic huzur mutluluk yuzu görmemiş suan ebedi hayatta bulunan Rahmetli annemin Anneler gununu kutluyor, Sen rahat uyu annem biraktigin miras olan annelik TACIN'I gururla tasiyorum..biz senden razi olduk sende insallah bizlerden razi olursun.

Neslihan10 Mayıs 2021, Pazartesi - 08.03

Aklim ve kalbimdeki sorulari sizin kaleminizden okudum. Sagolun. Cok güzeldi.

Ulviye Cetiner10 Mayıs 2021, Pazartesi - 01.05

Hocam tek kelimeyle harika bir yazı olmuş gözyaslariyla okudum ,kalemine yüregine saglik bu vesileyle ,annenizin ve sizin anneler günunuzu kutlarim ,hep mutlu ve umutla kalın .

Rainbow9 Mayıs 2021, Pazar - 23.45

Yine basından ayrılmadan tek seferde duygulanarak okudum. Tacı taşıyabilen ve devredebilen annelerden olabilmek duasiyla...

Semra9 Mayıs 2021, Pazar - 21.15

Hocam yazıyı okudum çok güzel olmuş... Cennet annelerin ayakları altındadır... Sanki bu sözü açmış, açıklamışsınız... Ve ne güzel olmuş hele son söyledikleriniz... Anca bu kadar güzel helallik istenebilirdi... Tekrar anneler gününüz kutlu olsun (anne) Hocam... ????????????????????

G Yaylakaşı9 Mayıs 2021, Pazar - 18.50

Nasıl da güzel ifade etmişsin. Anneliği hakkıyla yapmak... Herkes düşünmez bile bunu. Önce kendi annem olmak üzere (lütfen yanlış anlamayın) tüm annelerin günü kutlu olsun! Anneliği ve tabi iyi bir evlat olmayı hakkıyla yerine getirebilme dileğiyle...

osman yurdakul9 Mayıs 2021, Pazar - 18.30

Gamze hnm yine günün önemini anlatan yazınız çok etkileyici olmuş ..

Nurten anne dikim evi9 Mayıs 2021, Pazar - 16.46

Ah Be Gamzem . ????????????????????????????ne yaptın sen ????????????????Senin gibi güzel bakan , güzel düşünen bir evlât sın . Beni nerelere götürdün . Ama hiç birinden pişmanlık ve üzüntü duymuyorum . Yine olsa yine yapardım . Benim Kıymet BİLEN biricik yavrum ???? Bak şimdi sende çok ender çok güzel bir annesin. Bana yazdığın bu güzel duygulan nı , Rabbim sanada yaşatsın . İNŞAALLAH ???? Acılarınızı göstermesin. Canım benim Ben senden kat be kat razıyım . Allah da senden razı olsun . Sen de evlâtlarından göresin İNŞALLAH. SENİ ÇOK SEVİYORUM ???? ???? ???? ???? ????

Oznur soydas9 Mayıs 2021, Pazar - 15.49

Okurken o kadar etkileniyor ki insan ne yazacağını bilmiyor hocam . Sizin ve Nurten annenin de günü kutlu olsun .

Semanur9 Mayıs 2021, Pazar - 14.57

????????????????????

Hacer Dursun9 Mayıs 2021, Pazar - 14.44

İşte bu ANNE!!! Kalemine yüreğine sağlık sevgili Gamze Hocam. ????????????

Ιθάκη9 Mayıs 2021, Pazar - 14.37

“Hâlbuki annelik doğumla değil boğazdaki düğümlerle başlıyor.” Ne güzel demişsiniz Hocam. Ben de bu düğümleri edinip, üstüne bir de onları çözmekle uğraşmayı hiç istemem ama hayat... :) yüreğinize sağlık

Yazarlar