Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

YUSUF ALEMDAR’IN TEMSİL VE KARŞILIĞI…

YUSUF ALEMDAR’IN TEMSİL VE KARŞILIĞI…

Servet KIZILAY

AK Parti Sakarya Büyükşehir Belediye Başkan adayı açıklandı ve Yusuf Alemdar gösterilmedi.

Dolayısıyla bu yazı bir “kulis” - “algı yaratma” yazısı değil. Bazı siyaset dâhilerinin sanacakları gibi bir “sipariş” yazısı da değil…

Onun hakkında “güzelleme” yazısı ise olmak istemiyor.

O halde burada asıl meselemiz; onun şahsında siyasetin imkanının düşünülmesi, şehir siyasetinin gözden geçirilmesidir. 

Yusuf Alemdar’ın iki yönü; bize bazı siyasal imkanların halen mevcut olabileceği, geç olmadan tartışmamız, sorgulamamız gereken anlayışların olduğunu hatırlatır. Bu yönler, kişisel olmaktan çok geneli ilgilendirir.

Birincisi; Yusuf Alemdar’ın Sakarya gibi etni sitenin belirgin vurgulandığı bir yerde sergilemiş olduğu ahlaki-sosyal-siyasal tavrı: Türk siyasetinin bunca ötekileştirici, ırkçı, Milliyetçi, asabiyetçi unsurların değerinin artırıldığı bir zeminde kendi etni sitesini öne çıkarmayan ya da çıkarmamaya özen gösteren, adil ve kardeşlik söylemini içselleştirerek sergileyen Alemdar, siyasal bir örneklik yapar.

Bu nokta; hangi düşüncede olursak olalım, şayet Türkiye’nin bir bütünlüğünden bahsedeceksek, üzerinde durmamız gereken bir nokta olmalı. Hem bütünlükten bahsedip hem lobicilik, kabilecilik, ırkçılık vb yapmak, alışık olduğumuz bir siyasal tavır olabilir fakat bu ne kadar sürdürülebilir bir durumdur?

Düşünün; farklı etnik yapıdaki insanlar kendi ırkından, kabilesinden olmayan birisini savunmadıkça, desteklemedikçe (hakk, hukuk, durum, adalet, gözetilerek tabii ki) bu bütünlük ya da kardeşlik edebiyatı ne anlama gelebilir?

Türk siyasetinin içindeki çözümsüz noktalar giderek bizleri daha fazla adaletsiz, merhametsiz, menfaatçi, içine kapanmış, kör, duyarsız yapıyor. Bu durumdan kurtulmanın yolu, siyasal pratiklerin içinde ortaya konacak bir ufuk, algı, anlayış, kavrayış..vb gibi unsurlardan geçiyor.

İkincisi; Alemdar’ın Serdivan Fikir ve Sanat Akademisi özelinde pratize ettiği Demokratik, özgürlükçü tavrı. Bu yönüyle de sıradışı bir örnektir. Düşünün;  elinizin altında bir kurum var ve bu kurum nerdeyse Belediyeye bağlı olduğu hatırlanmıyor, “bilinmiyor.” Bir Başkan parlatma yeri değil, bastırdığı kitapçıklarda bile logosu belli belirsiz.

Özel bir Akademi gibi çalışıyor; ulusal ve uluslararası işlere imza atıyor. Bu Akademiye ilk kez gelen düşünürler sanatçılar hatta uluslararası düşünürler, sanatçılar bile buradaki ortamı görünce şaşırıyor.

Türkiye’de birçok üniversitede dahi düşünceye, sanata, fikre bu denli alan açan bir esneklik bulmak kolay değil.

Birçok yerde uygulanan bürokratik ya da düşünsel engeller yüzünden buna ulaşmak zor. Akademinin bu pozisyonu, duygusal bir değerlendirmenin ötesinde test edilebilir bir tarafı oluşturuyor.

Alemdar’ın eğitim seviyesini, onun Akademide sergilemiş olduğu tavır ve ufuk üzerinden ölçüp test edebilir.

Bilgiç başkan modelinden gerçekten çok uzakta olduğu yine bu siyasal pratikten görülebilir.

Yusuf Alemdar, her başkan gibi iyi ve kötü siyasal uygulamalara imza atmıştır tabii ki.

Lakin önemli olan beğenme ya da nefret duygularından ziyade bütün siyasetçilerde aramamız gereken bu iki yönün olmasıdır. Bunlar şahsi olarak kalamaz, şayet bir bütünlük hele hele kardeşlik isteniyorsa.

Şimdi konuyu şahıs üzerinde konuşmadan; gelelim AK Partinin Belediye başkan adayı kriterine.

AK Parti, seçim öncesinde adayların belirli bir nesnel “Kriter” çerçevesinde değerlendirileceğini beyan etti. Hatta bu nesnel kriter, kim olursa olsun uygulanacaktı.

Mahir Ünal aday açıklanışına günler kala Sakarya’ya gelip özetle şunları söylemişti: “Şimdiye kadar AK parti kişileri taşıdı götürdü, bundan sonra seçilecek adaylar partiyi omuzlayıp götürecek. Bu anlamda bu seçim bizim gerçek seçimimiz olacak. Kendimizi gerçek anlamda bu seçimle tartacağız” demişti.

Lakin kendileri koydukları kuralları ve ilkeleri kendileri çiğnediler ve tam tersini yaptılar.

Oysa Teamüller, anketler, gizli soruşturmalar, bilip bilmediğimiz birçok niceliksel veri açık olarak ellerinde duruyordu.

Tabii ki; bu verilerin tamamen açık bir pozisyonda kamuoyuyla paylaşılmaması, duyurulmaması başlı başına büyük skandal. Anti-demokratik bir uygulama.

Alemdar değil kim olursa olsun niceliksel verileri sağlamış ve kriterleri yerine getirmiş kişi, Aday olarak açıklanmalıydı.

İnsanları teamüle çağırmak, oy attırmak, anket vb. işlemler yaptırıp sonra çıkan sonuçları kaale bile almamak, onlarla alay etmenin başka yolu olsa gerek.

Türk siyasetinin en büyük açmazlarından biri siyasal tahammülsüzlük ve genel ilkelerin açık olarak ortaya konmaması.

Bu noktada; AK Parti hoşuna gitse de gitmese de Demokratikleşmeyi acil öncelemesi gerekiyor. Aksi takdirde lobiciliğin değirmeninde sadece kendisi değil ülke de öğütülecek.

Şayet birlik-bütünlük kardeşlik popüler bir siyasal söylem olmaktan kurtarılıp belirli kriterlerle, uygulamalarla, düşünceyle, ufukla beslenmezse zevkle sıcak bir çay yudumlamaya hasret kalacak, işi işten de çoktan geçmiş olacak.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Atilla Yeniay29 Kasım 2018, Perşembe - 21.33

Serdivan fikir ve sanat akademisi dünden bugüne etkinlikleri ,dersleri ... ile kayda değer , orta öğretim için olsun Ünı Öğrencileri için olsun , hatta Öğretmen /akademisyenler için...,özetle alaylı ve mektepliler için bilgilendirme ,geliştirme ,pekiştirme merkezidir ... umarım verimli çalışmaları ile devam eder. Emeği geçen personele tsk leer ...

Ahmet29 Kasım 2018, Perşembe - 02.35

Süper bir yorum olmuş

İlyas Dirin29 Kasım 2018, Perşembe - 01.45

Aday seçilen kişi benim öve öve bitiremediğim bir kişi de olsa AK Parti'den ötürü oy vermem. Ammavelakin Ekrem Yüce mevcut adaylar arasında yapılmış en iyi bir tercihtir. Adeta kulisçiler, kumpasçılar, koltuk sevdalıları, arsa ihale vurguncuları ters köşe oldu :))

serdivanlı28 Kasım 2018, Çarşamba - 18.57

yerinde bir yazı olmul servet bey kaleminize sağlık.yusuf alemdar belediyeci kimliği ile kesinlikle büyükşehiri hak ediyordu. aday gösterilen isim maalesef çok yazık

Yazarlar