TÜRKİYE HER ZAMAN TEK-SES... - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

TÜRKİYE HER ZAMAN TEK-SES...

TÜRKİYE HER ZAMAN TEK-SES...

Servet KIZILAY

Türkiye tek ses olmalı, diyenler; Türkiye’de sanki başka ses varmış gibi konuşuyor.

Oysa Türkiye hiçbir zaman çok sesli olmadı ve olamadı. Bunun altında yatan birçok sosyal ve siyasal neden var fakat en önemli neden, düşünsel nedendir. Birlik ve Bütünlüğün tek formda olmasıyla, askeri bir nizamla sıraya girip hiza almasıyla sağlanacağı düşünülüyor.

Bu hastalıklı düşünce (vehim) birlik-beraberliğin temeli sayılıyor. Yani ülkede birlik ve bütünlük, herkesin üzerine eşit çekilmiş bir çizgiyle sağlanabilir, zannediliyor.

Türkiye’deki sivil görünümlü görevli kurum-kuruluş-kişilere bakarsak, neden Türkiye’nin hararetle Tek-ses olması istendiğini anlayabiliriz:

Üniversiteler-Akademiler, Aydınlar; gerek anti-demokratik durumlara geliştirdiği sahtekar tutumlarla gerekse Şiddet-savaş Lobilerine, Galdyo Yapılara yaptığı açık ve gizli katkılarıyla, yardım ve yataklıklarıyla herkesi üniforma (tek şekle) kavuşturarak ve herkese üniforma giydirerek “Birlik-beraberlik-bütünlük” sağlanabileceğinden emindirler.

Daha yumuşak bir tabirle üniformun kamuoyunu konsülide edeceğini varsayarlar fakat diğer taraftan kendi kitaplarında, tezlerinde ya da derslerinde çok-sesliliği savunur görünürler. Oysa ülkede geçerli kılınan “İç-mihrak” (bu sınıfa giren alt kavramlar; maşa-piyon-tetikçi-kukla-işbirlikçi-hain-terörist-vatan haini…vb) söylemi, onların sayesinde tek-seslilik için en kullanılışlı malzemeye dönüşmüştür.

Bunların pratikteki çıktıları, Tek-sesliliğin ideolojik aygıtı olma ya da kullanılma biçimindedir.

Medya durum farklı değildir. Tek-seslilik fabrikasındaki malzemelerin pazarlanması, kamuya mal edilmesinde etkin bir görevleri vardır.

Cemaatler-Vakıflar-Dernekler-Odalar-STKlar ise tek-sesliliği olabildiğince topluma yayma ve benimsetmeyi amaçlarlar. Sivil olması beklenilen bu yapıların devlet görevlisi gibi çalışması, tek-sesli olmuşluğun bir ispatını verir.

Neredeyse tüm üniversitelerin -Akademilerin -Aydınların -Medyanın -Cemaatlerin -Vakıfların Derneklerin-Odaların ortak bir özelliği, sivil olamamaları ve sivil kalamamalarıdır.

Bu durum, sürekli biçimde Tek-sesliliğe yol açan ve sürekli olarak Tek-sesliliği besleyen bir kaynaktır.

Türkiye bir Cumhuriyet olarak kuruluşunda yani Ulus Devlet olarak inşasında, tek-sesliliği dinde-dilde-ırkta hatta siyasal tüm taleplerde merkeze taşıyarak ortaya koymuş, örnek model olmuştu.

Bizler modeli takip ederek ve giderek tek-sesliliği her yerde yayarak, meşrulaştırarak birlik-beraberliği sağlayacağımızı ısrarla düşünüyoruz.

Türkiye her zaman tek-ses oldu fakat tek yürek olamadı, iç barışı sağlayamadı, sorunlarıyla ve hayaletleriyle yüzleşemedi. Tek-sesin çıkması adına diğer seslerin sürekli bastırılması, zaten bunlara bir engeldi. Dolayısıyla Tek-seslilik; Özgürlüklerin-Adaletin-Eşitliğin-Kardeşliğin vb değerlerin aşınması, törpülenmesi için yükseltilen hayvani bir haykırış işlevi gördü.

Her zaman olduğu gibi bugün Türkiye yine “Tek-ses” (çok şükür). Yekpare, Tek-ses çıkıyor; şiddet-savaş lobilerinin, Gladyo yapılarının o mutlak sesi.

Silahlar patladıkça kaybetmeyen, herkesi ve her şeyi susturan bir ses. Yani onların en iyi bildiği şu kural sayesinde sesleri hep gür çıkıyor: “Silah patlayınca, kan kokusu yayılınca ilk susan şey, düşünce olur.”

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar