TÜRKİYE’DE TEMSİL BİÇİMLERİ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

TÜRKİYE’DE TEMSİL BİÇİMLERİ

TÜRKİYE’DE TEMSİL BİÇİMLERİ

Servet KIZILAY

Türkiye’de tüm siyasal temsil biçimleri sorunludur; sorunlu olabildiği ve sorunlu kalabildiği ölçüde uygun, makul, sürdürülebilir, geçerli olarak kabul edilir. Temsil adeta o şeyi temsil etmemek üzere kurulmuş ya da kurgulanmış gibidir ve ısrarla öyle kalması istenir, beklenir.

Türk Sağı-Muhafazakarlığı; Müslümanlığa, Türk Solu; sol değerlere Düşmandır. Muhafazakarlık, kendi değerlerini savunmaktan çok yıkmak için çalışır. Ülkede Muhafazarlık iktidara geldiğinde ilk yaptığı şey, ne adına konuşuyorsa (tarih-kültür-manevi değerler) onun aleyhine işler yapmasıdır.

“Camiiler CHP tarafından ahıra çevrildi” söylemi, muhafazakarların ağzından düşmez fakat Adnan Menderes döneminde en büyük Camii-külliye-mezarlık (tarihi eserler) yıkımı, adeta katliamı olmuştur. Suriye’nin yok edilmesi, “İslamcı” iktidara nasip olur, vb…

Türk Solu ise; sol değerlere yani emeğe, üretime, işçiye, üretim araçlarının belirli bir sınıfın elinde olup despotik dayatılmasına, kollektif paylaşıma, vb vb değerlere karşı savaş açmış gibidir. Ülkede -her şehirde- en zengin semtler, kendilerine “sol” diyenlerin ya da tanımlayanlarındır.

Tüm sahil şeridi, “sol”dur. Yani; Türkiye’de “sol” belirli bir hazcılığın kılıfı olmuştur. Bolca alkol tüketimi ve seks özgürlüğünün adına “sol” denmiş ve öyle gösterilmiştir. İşçilere, fakire, fukaraya, garip gurebaya ulaşamayan onları temsil edemeyen daha bilinçli Türk “solu”, en marjinal grupların sözcülüğüne soyunmuş, çevre (ekoloji) sorunları gibi Batıda geçerli olan, hassas konulara el atmayı daha değerli görmüştür. Yani onların temsili, temsil edemeyişleriyle kazandıkları muhalefet kimliğine gömülmüştür.

Buraya kadar olan siyasal kurumlar ve organizasyonlar işin bir kısmı, kalan kısmı ise daha felaket. Yani hem resmi hem sivil yapıların temsil biçimi içler acısı bir durumu ortaya koyar.

Üniversiteler-Akademiler ve Aydınlar; Türkiye’de demokratik değerlere düşmandır. Onlar şiddet-savaş lobilerinin, gladyo yapıların sistematik ve akademik sözcülüğünü üstlenmiş gibidir. Temsil ettikleri şey, bilginin açık ve gösterilebilir yönü değil, karanlık ve ideolojik aygıtsal işlevidir.

Burada temsil, başkalaşma geçirir; X yerine çelişiği Y’nin konulmasına benzer durum vardır. Bunların temsil sorunu; hem kendi iç gösterge alanları hem de diğer dış gösterge alanlarıyla ilgilidir.

Bilginin, bilgi üretiminin temsil ettiği ile onun işlevinin, kullanımının getirdiği çok katmanlı bir temsil sorunla karşılaşırız fakat burada basit düzeydeki temsillerine ve onların Şark kurnazlığına dikkati çekmek isteriz.

Medya; ülkede düşünce ve ifade özgürlüğünün baş düşmanlarındandır. Türkiye’de medya, medyadan başka her şeyi temsil edebilir. Yahut hiçbir şeyi temsil edemez.

Cemaatler, Vakıflar, Dernekler, Odalar, STK’lar; sivil olmayı ve sivil kalmayı temsil etmedikleri çerçevede, faaliyetlerini sürdürmeleri istenen yapılardır. Temsil biçimleri tıpkı diğer yapılardaki hastalık belirtileri gösterir.

Varlıklarını, gösterdiklerini temsil etmemelerine borçludur. Hem siyasal direncin sağlam olmamasında hem de toplumsal kişilik kalitesinin düşürülmesinde ayrıca önemli rolleri bulunur.

Kısacası:

Çağdaş düşünce seyrinde özellikle post-modernite’de, gelişen Sanat kuramlarında temsil meselesi, çözülmesi gereken bir bağ olarak görülmüş ve oldukça merkezi bir sorun olarak ele alınıp çalışılmıştır. Temsil; ya temsil etmedi zaman ya da sürekli olarak temsil etmesini ertelediği zaman “uygun” kabul edilir. “Temsil, baştan başa bir yanılsamadır”, diyen radikal görüşler de bulunur.

Çeşitlilik içinde ortak yönleri ise; temsile karşı besledikleri olumsuz düşünceler ve saldırılardır. Bu açıdan bakıldığında; Türkiye’deki temsil biçimleri, çağdaş düşüncenin en ideal noktasında durur. Bu ise büyük bir ironidir aslında. Teorik olarak temsil sorunu, başka bir zamana bırakalım şimdilik.

Genel olarak temsilden, belirli bir iddiadan, düşünceden, vazgeçmek birçok başka saçma sapan sorunları beraberinde getirir. Böyle bir şeyi de yapmanın zorunluluğu bulunmaz. Türkiye’deki bu denli bozuk temsil biçimlerini düzeltmek için gayret etmek, temsili ortadan kaldırmak için gayret göstermekten daha tutarlı olabilir.

Şayet temsil bozuk olarak kalmaya devam ederse hiçbir kesim diğerini temsil etmediği şeyler için suçlama yarışına girmemesi gerekir. Ayrıca kimse başka bir kimseden herhangi bir şeyi temsil etmesini de doğal olarak bekleyemez. Böylelikle ülkedeki anomiler (sapmalar) normalleşerek yürürlüğe girmesi daha kolaylaşır. Devlet (siyaset) için kısa vadeli çok karlı görünen böyle bir durum, uzun vadede onu da içine alan, yutan, çürüten, seviyesini düşüren, sonuçta yok eden bir hastalığa (virüse) dönüşür.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar