Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

SİYASAL LABORATUVARDA HAYVAN OLMAK

SİYASAL LABORATUVARDA HAYVAN OLMAK

Servet KIZILAY

Laboratuvarda hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin insanlara aktarılıp uygulanması, uzun zamandır kullanılan bilimsel bir yöntem. Özellikle Pozitif bilimlerde (mesela; Tıp’ta) bazı olumlu meyvelerini veren laboratuvar, zamanla şişede durduğu gibi durmadı. Genişledikçe genişledi ve birçok farklı alanlara uzandı. Sonunda ortaya her türlü şartlandırılan, mikroskop altında hem içi hem de dışı incelenen deney faresine dönmüş bir insan çıktı.

Laboratuvar kurma-açma yarışı da hız kesmeden sürdü. Ne Beden ne Düşünce (Akıl) ne de Ruh kaçabildi Laboratuvardan. Madem artık Laboratuvar sadece bir oda değil bütün bir mekandır o halde, siyasette Laboratuvarın olmadığını kim söyleyebilir?! Şayet adeta siyasal bir Laboratuvardaysak, hangi deney yapılıp hangi sonuçlar elde ediliyor ve en önemlisi bunlar nasıl kullanılıyor? Bunları bilmemiz gerekiyor.

Siyaset, Laboratuvarı iki türlü kurar: birincisi; Dolaylı Laboratuvar, ikincisi ise Dolaysız Laboratuvardır. Dolaylı Laboratuvar en geniş olanıdır. İçine neler girmez neler; savaş için en ölümcül (atom- nükleer-kimyasal) silahların hem üretimi hem de meşrulaştırıcıları, binlerce kurum-kuruluş vb yapılar gibi. Dolaysız Laboratuvar ise; toplum üzerinde sergilediği deneyler ve aldığı sonuçlardır. Şimdilik siyasetin dolaysız laboratuvarına kısaca göz atalım:

Pavlov’un Köpeği:

Köpekler üzerinde yapılan deneyler, şartlı refleksi gibi genel davranışların anlaşılmasına hizmet etmişti. ‘Davranışların belirlenmesi’ fikri, ağızları sulandıran bazı imkanlar sunmuştu. Bu, siyaset için daha fazla kontrol (denetim-gözetim) bazıları içinse Pazar (tüketim) demekti. Bir devletin kendisinden asla vazgeçemediği şey, altın tepside bilim eliyle sunuluyordu.

Bilimin “kirli tarihini” bir kenara bırakıp; Laboratuvarda köpeğe yapılanların, siyasette insanlara nasıl uygulandığına örnek verelim: Tüm Şark devletlerinde “Şartlandırma”, merkezi bir rol oynar. Devletlerin bütün hünerleri, bu noktada ortaya çıkar.

En başarılı olan; en fazla sorun çözebilen değil en fazla Şartlandırabilendir. Buralarda yalnız toplum (kitle) değil düşünsel (üniversiteler-akademiler-aydınlar-medya) ve “sivil” (cemaatler-odalar-vakıflar-dernekler-STK’lar) kurum-kuruluşlar da Şartlandırılmıştır. Şartlanma, dönüşümlü olduğu için söz konusu edilen kurum-kuruluş (başkalarını) Şartlandırma aracına da dönerler.

Onların da bütün yetenekleri, hızlı şartlandırabilmede ortaya çıkar. Bu konudaki yetenekleri ve hızları pastadan aldıkları payı belirler. “Ne kadar ekmek o kadar köfte” kuralını iyi bilirler.

Ülkede her alanda katı şartlanma, etiketleyerek (yaftalayarak) “ötekileştirme”, sınıflama yoluyla zindana gönderme, normal sayılıyor. Irka kadar inen politik şartlanma-şartlandırma yalnızca “doğal” bir sonuç olarak önümüzde duruyor.

Bu siyasal deneyde kötü olan şey şudur: İçinde durulan Laboratuvarın kapıları sıkıca kitlenmiştir. Zil deney boyunca sürekli çalar ve insanlardan sürekli aynı şeyleri (kini-nefreti-ötekileştirmeyi-düşmanlaştırmayı-onursuz yaftalamaları) göstermeleri istenir.

Buridan’ın Eşeği:

Eşit uzaklıkta bir saman torbası ile bir kova su arasında bulunup da ikisinden birini seçemeden açlıktan ve susuzluktan ölen eşek gibi modernleşmeden bu yana her türlü şizofreniyi yaşamak, tüm Şark’ta olduğu gibi bizim de kaderimiz.

Siyasal tarzda aynı şizofreni içinde: Atlantikçilik/ Avrasyacılık arasında kalan, bir taraftan demokratikleşmeyi isterken diğer taraftan olabildiğince karşıt (antidemokratik) uygulamalarla ayakta kalmaya çalışan, her alanda gidip gelen, hastalıklı siyasal bir yaşam benimsenmektedir.

Buradaki temel hata; ‘Devlet için oldukça avantajlı olan bir durum, yönettikleri için de avantajlı olur’ gibi bir varsayımdan kaynaklanır. Oysa durum tam tersini gösterir.

Devlet için avantajlı-karlı-taktik-faydalı olan şeyler, çoğu zaman eşeğe dönmüş yığınlarca dezavantajlı-zararlı-stratejik-faydasız ve ağır bedeller şeklinde ödenir.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar