SİYASAL ALGI VE BİLARDO… - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

SİYASAL ALGI VE BİLARDO…

SİYASAL ALGI VE BİLARDO…

Servet KIZILAY

Bilardo sporuyla ilgilenenler hatta ilgilenmeyenler bile dünya bilardo şampiyonu Sakarya’lı Semih Saygıner’i duymuştur; Sakaryalı’lar ayrıca hemşehrileri olarak onunla övünmüştür fakat siyasette ondan daha profesyonel bilardo ustalarını görmek, bizleri şaşırtır. “Siyasal bilardo ne ola ki, Semih bile onun yanında acemi kalsın?” Denebilir. Hem “Siyasal bilardo mu olur muş? Çok Saçma” diye, akıldan da geçebilir.

Siyasal algı ve bilardo arasında ilişki, metaforik bir düzlemde gerçekleşir. Şöyle ki; Bilardoda belirli kurallarla, toplar arası geçiş sağlanır. Belirli topun belirli topa teması ya da belirli bir topun başka belirli bir topu köşelere sokması, puanlama sistemiyle ölçülmesi, söz konusudur.

Siyasal bilardoda benzer biçimde, algı üzerinde çalışır. Şöyle ki; insanların siyasal reflekslerini oluşturan imge-kavram ya da her türlü göstergelerle manipülasyon sağlanıp başarı (puan) elde edilir.

Yani bir insanda hassas sayılan ya da nefret edilen bir alana; bağlanan ya da onu hatırlatan, onunla bağlantılı (kanca atılmış) başka bir ek alan açılır. Böylelikle farklı düzeyler (çok uzak ilişkili de olsa) o büyük genel alana sımsıkıya bağlanıp düğümlenir.

Alakasız şeyler genel siyasi atmosferde halkın sevgi/nefretini yönlendirecek şekilde kanalize edilmiş olur. Algı operasyonu, aslında siyasal bilardo taktiğinin tipik  bir sonucudur.

Siyasal bilardoyu biraz daha somutlaştıralım:

Şimdi; 1- Terör, var (esas top) -buna kırmızı top diyelim; 2- Terör Sevicileri, var –mavi top, 3- Terör Sevicileri ile Yanyana Gelenler, var –yeşil top, 4- Terör Sevicileri İle Yanyana Gelmekten Sıkılmayanlar, var – turuncu top, 5- Terör Sevicileri İle Yanyana Gelmekten Sıkılmayanlardan Sıkılmayanlar, var – mor top, olsun. Ülkemizde bu topları köşelerdeki deliklere sokan, sıkıştıran ve buna kamuoyu diyen, epey kişiler ve gruplar bulunmakta. Üstelik ‘yöntem’ olarak bunu kullanmaktan, insanlara sunmaktan, hiç de çekinmiyorlar.

Sorun tam da burada başlıyor. Ülkemizde bir insanı; ya ırkıyla, ya bağlı bulunduğu cemaatiyle, ya düşüncesiyle, ya yöresiyle vb.. iki dakikada kağıda çevirmek mümkün. Yani insanı rafa koymak, etiketlemek, sınıflamak, bu yolla değer biçmek-değerlendirmek sıradan bir şey. İşin tuhafı herkes birbirine bu yolla siyasal bilardo oynuyor. Yani ülkede iki dakikada kağıda çevrilemeyecek kimse yok gibidir.  Hem ahlaki hem siyasal açıdan beş para etmez bu yol, en revaç gören “kriterlerden” (demek ki; üsttekilerin bilardosu, alttakilerin bilardosuyla bazı açılardan benzeşiyor).

Halkın siyasal bilardoyu kendi arasında oynaması ciddi ahlaki ve siyasi problemken; bir de buna Hukuğun Yani Yargı ve yargı bürokrasisinin katılması, felaket üstü sonuçlar üretir. Ülkedeki anti-demokratik yapıların da uygulamaların da üretiminin hukuk eliyle sağlanması, bir ülke için bitiş anlamına gelir ve geçer. Yargı, (siyasal) bilardoda “Topu ince gör!”üp (ünlü bilardo sözü ve kuralı) artık dıdının dıdısına infaz çıkarmaya başladı. Yani iş, mor topu görmeye kadar geldi.

Ülkedeki Gladyo yapıların, askeri vesayetin, mafyanın, konturgerillanın, İttihadçı sağ ve İttihadçı sol grupların, NATOcuların, kısacası elinde silahı bulunduran anti-demokratik yapıların en iyi siyasi bilardoları oynaması ve bizleri belirli kadere mahkum etmeleri, sıradan ve masum bir bilardo oyunundan çok fazlasını gösteriyor.

Öyle ya onlar topları köşelere değil, halkı kanla baskıyla mezarlara gömmek için oynuyor. Mezara giren her kişi onların siyasi puanını artırıyor, kazandırıyor. Her ıstakayı ellerine aldıklarında “vatan-millet” edebiyatıyla “vatanı kurtarmak” adına vuruşlar yapıyor. Sanki ülke kendi çocuklarından ne kadar çok kurtulursa (hapse ya da mezara girerse, baskıyla sinerse, diz çökerse, siyasal haklardan olabildiğince vaz geçerse, boyun eğerse, işkence görürse…vb) o denli “kurtulmuş” oluyor. Binlerce faili meçhul bir yığın da “kurtuluşun belgesi” sayılıyor.

Siyasal bilardo oynayanların ülkeyi köşelere değil yokluğa soktuklarını görmek, kimsenin kazanamayacağı puanları alması, anlamına gelmeye başlar.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar