Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

SAVAŞ HAKKINDA

SAVAŞ HAKKINDA

Servet KIZILAY

Bölgemiz tam bir ateş çemberine döndü. Savaş, Çatışmacı teoriler vasıtasıyla oldukça normal bir şeymiş gibi hepimize kabul ettirildi. Oysa savaş(lar) hem kullanılan araç-gereçler yani maddi olarak hem de algılanması, hedefleri vb açısından yani formel olarak eski savaşlardan çok daha başka yerlere evrildi.

Savaş(lar) Hakkında çok şeyler söylenebilir. Bu hamur çok su kaldırır. Şimdilik  normalleştirilen ve bazı kabullerin geçerliliğine bakalım:

1- Savaş, insan tarihinin normal durumudur.

Yanlış: Savaşın kendisi bir hastalıktır. Normalleşme değil ondan sapmadır. İnsanlık tarihi savaşın değil barışın daha uzun sürdüğünü niceliksel bir veri olarak önümüze koyar.

2- Savaş, siyasetin başka yoldan sürdürülmesidir (Carl von Clausewitz)

Yanlış: Siyaset bir hakimiyet pazarlığı değildir. Pazarlık, sadece bir parçadır ve parça bütünü kapsamaz. Günümüzde ise bu tamamen anlamsızdır. Şayet bu doğru olsaydı, bölgede birbirini katleden devletlerin, örgütlerin siyasi dahi olduğunu söylememiz gerekirdi. En üst düzeyde siyaseti; birbirlerini katleden, şehirleri yıkanlar yapmış olurdu.

3- Savaş, kendini kabul ettirme, saydırmanın en etkili yoludur.

Yanlış: Bu tür algılama ilkel bir düşünceden ya da zayıf- zafiyete uğramış, ezik psikolojik bir nedenden kaynaklanır çoğu zaman. Günümüzde kendini kabul ettirme savaştan çok daha etkili yollara bırakır kendini.

4- Savaş, sorunlara karşı bir çözüm yoludur.

Yanlış: buradaki en temel hata, sorunların bir karar verememezlik dolayısıyla ortaya çıkmış olduğu varsayımıdır. Güçlü bir iktidarın hem irade hem de kararlılık göstererek aklı karışık ya da kandırılmış kitlelere çözüm getireceği sanılır. Oysa bilimsel veriler, savaşın sorunları çözdüğü değil daha başka çözümsüz sorunları ortaya çıkardığını, mevcut sorunları ise yalnızca kısa bir süreliğine ertelediğini gösterdi. Yani; bu yola sarılanlar “Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olurlar”

5- Savaş, kurucu-inşa edici bir güçtür.

Yanlış: savaşın yıktıkları iki açıdan daha büyüktür. Birincisi; ona maruz kalanlar. İkincisi; savaş yoluyla yıkılan devletlerin niceliksel oranları. Günümüzde bölge için en saçma şey, savaşın kurucu-inşa edici bir güç olduğunu benimsemektir. Türk siyasi tarihinde İttihad Terakki’nin en temel tezi buydu.

6- Savaş, düşmanın yok edilmesidir.

Yanlış: savaş, tek taraflı bir şiddet biçimi değildir. Savaşta öldürülen, yok edilen, diz çökertilen hep bir “Öteki”(düşman) olarak kodlanır fakat gerçekte böyle olmaz. Ayrıca yok edilmesi gereken bir düşman olduğu, savaşı bitimsiz yapar; ölümler-katliamlar, felaketleri sürekli çoğaltır. Gerçekte olan sadece şudur: Düşman asla yok edilemez.

7- Savaş, birlik ve bütünlüğün kararlılık halidir.

Yanlış: savaşın birlik ve bütünlüğü sağladığını düşünmek, nefretin birleştirici, kaynaştırıcı, onarıcı bir şey olduğunu iddia etmektir. Oysa nefret yalnızca parçalar, ayrıştırır. Bu maddedeki şey, bölgede tüm insanlara yutturulmuş zokadır. Şayet savaş, birlik ve bütünlüğü getirmiş olsaydı, tüm bölge ülkeleri, diğer kriz alanları birlik ve bütünlük içinde olurdu. Gerçekte tam tersidir. Savaş, birlik ve bütünlüğün en büyük düşmanıdır, özellikle bölgede yaşananlar açısından.

8- Savaş, bağımsızlığın teminatıdır.

Yanlış: bu iddianın altında yatan temel şey; bağımsızlığı kaba İktidar modeline, “boyun eğmeme” gibi kaba söylem biçimine indirgenmiş olmasıdır. Günümüzde (fiili) savaşan devletler ve topluluklar başta silah endüstrisi olmak üzere birçok bağımlı ilişkiye mahkum olurlar. O zaman savaş, bağımlılığın teminatı olur.

9- Savaş, kültürel-manevi değerlerin korunmasına yönelik şiddetli bir reflekstir:

Yanlış: savaş, değerlerin kemirilmesidir. Özellikle bölgemizde ısrarla sürdürülen, “Allah (din)” adıyla yürütülen bütün savaşlar, Dinden daha hızlı uzaklaşmanın, sekülerleşmenin adeta garantisi oldu. Bilimsel veriler bunu apaçık göz önüne serdi, seriyor.

10- Savaş, kaosu düzene sokmanın en şiddetli biçimidir.

Yanlış: Kaos yalnızca siyasal erkin kurulması ya da kabul ettirilmesi ile düzene girmez. Modern kaos biçimleri çok daha çeşitli ve karmaşıktır. Bilakis modern savaşlar, kaosları uzatmak, genişletmek ve sürdürmek için yürütülür. O zaman savaş, bir kaostur.

11- Savaş, devletleri güçlü ve “büyük oyuncu” yapar.

Yanlış: devletleri güçlü kılan şey, insanları öldürmesiyle değil insanlara cezbedici teklif yapabilmesiyle ölçülüyor artık; teknolojik, sanatsal, düşüncesel…vb. Bu iddiadaki hata, yalnızca kaba etki alanlarıyla onun genişletilmesiyle güçlülük ya da büyük oyun kuruculuk arasında kurulan saçma ilişki. Fransa’yı güçlü kılan şey, Libya’yı-Cezayir’i yok etmesi değil, Cezayirli’nin Libyalı’nın halen oraya “kaçmak” istemesidir.

Bu madde devletlerin mutlak kabul ettiği ve insanlara dayattığı en büyük iddialardan biridir. Yakından bakıldığında siyasal olguların yalanladığı görülür: mesela; ABD, bölgede hem en büyük nefret objesidir hem de en barbar vahşi savaşlar operasyonlar yapmasına rağmen etki alanını rakibine kaptırarak yitirmiş, sürekli kan kaybetmiştir. Modern savaş hem bu görüşü hem de yürütücülerini farklı biçimlerde yanlışlar.

Savaşı en şiddetli arzulayanların, onu fiili olarak yürütenlerin savaş endüstrisinden en uzakta olanlar olduğunu görmek şaşırtıcı olabilir. Modern savaşlar değiştiği halde bölgemizde onun algılanması değişmedi. Savaşın anlamı çoktan değiştiği halde kaba ve ilkel eski anlamı kafalarda kodlarda değişmedi. Bölgedeki bütün savaşlar “haklı” gerekçelerle olabildiğince vahşet içinde devam ediyor. En ilkel savaş formülü ile insanlar şehirler yok ediliyor. Formül şöyle işliyor: Dış-Mihraklardan silahları alıp İç-Mihrakları (teröristler, “vatan” hainleri, maşa-piyon-kukla-tetikçileri) yok etmek. İç-mihraklar yenildikçe Dış-mihrakların yenildiği hesaplaşmanın yapıldığı öne sürülür. Yani savaş dolaylama biçimi olarak karşımıza çıkar fakat burada saçma olan şey, kendileriyle savaştığı iddia edilen Dış-mihraklarla her türlü (ekonomik, kültürel, eğitim, ekonomik..vb) ilişkinin sürdürülmesidir. Bölgedeki savaşlar sanki bir yarışa dönmüş gibidir. Savaşla getirilen şey, kimin daha hızlı “Starbucks” açacağıdır. Adı konmamış bir iflas bu fakat adı konana kadar bu değirmende milyonlar eritilecek.

Savaşta ilk esir alınan şey, düşüncedir. Buyüzden silah patladığında kimse konuşamaz, şiddetten vahşetten kandan başka.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar