REAL POLİTİK NE KADAR GERÇEK(Çİ)? - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

REAL POLİTİK NE KADAR GERÇEK(Çİ)?

REAL POLİTİK NE KADAR GERÇEK(Çİ)?

Servet KIZILAY

Real politik giderek tek mutlak hakiki politik “kuram” olmaya başladı. Kahve köşelerinde bile Real (reel) politikçi olmaya çalışan insanlar giderek artmaya başladı.

İnsanlar bazen kendini yakından ilgilendiren “fındık fiyatlarıyla” ilgilenmek bazen de uluslararası siyaseti, ülkesinin kazanacağı ekonomi-politikle yani ülkenin kazanacağı menfaatler açısından kendince değerlendirerek hayalci olmayan bir konum kazandığını zannederler. Sanki ülkenin kazanacağı para cebine giriyor ya da sanki fındık parası tüm ülkeyle alakalı bir konuymuş gibi.

Demek ki; Real Politiğin en temel-köklü iddiası olan; gerçeğin bizzat kendisine değmek, onun üzerine siyaset yapmak çoğu kez hayal ya da imkansız.

En gerçekçi siyaset bile aslında bir dolaylama sunuyor. Hem siyasete gidiş yani siyaseti kurgulama hem de siyasetten topluma geliş; öyle dolaysız, elini uzattığında ele geçen ya da ele gelen bir şey değil. Biraz daha somutlaştıralım:  “fındık parası”yla siyaseti anlayan bir adam, kendi cebine girecek bir parayı düşünerek hareket eder fakat fındık parası, kendisine ne dolaysız gelir ne de ülke ekonomisi fındık parasından oluşur. Fındık parası, fındıktan geçimi olmayan biri için hiçbir gerçeklik taşımaz.

İşin bu yönü daha derinde durur. Çünkü gerçek nedir? Gerçekle ilişki mümkün müdür? Gerçek ne kadar gerçek ne kadar hakikattir? vb düşünsel sorunlardan oluşur.

Real politiği akdemisyenler ve araştırmacılar daha çok severler. Rakamlar, somut veriler, anketler, istatiksel-grafiksel şeyler ortaya koyarak gerçekçiliklerini ispat etmek isterler. Bunları yapmayanları da gerçeğe uymamakla ya da hayalci olmakla suçlarlar. Şimdi buna göre; “ABD, Irak’ta 1.5 Milyon insan katletti” demek, şayet 1.5 Milyon insan sayısı verilere uygunsa sayı nesnel olarak saptanmışsa “doğru”dur.

Bunu yapanın ABD olması, çok net değildir, belirsizdir ama istenmeyerek de olsa kabul edilir. “Katletti” ifadesi ise değer yüklü olduğundan yani nesnel olmadığından dolayı pek kullanılmaz yahut kullanılmak istenmez.

Real politikte önemli olan şey, ahlaki yargılar değildir; Metafizik- Teolojik hiçbir kuram itibarlı sayılmaz. Çünkü ona göre aslolan şey, siyasetin mevcut duruma uygun olup olmamasıdır. Belirli bir gerçeğe nispetle değerlendirilip değerlendirilmeme meselesidir. “Gerçeğe uygunluk” kulağa çok hoş gelse de, insanı kışkırtsa da, çok çelişik hatta saçma şeyler ortaya çıkarır: hem bir taraftan mutlak bir gerçeklik olduğunu (ki bu başlı başına Metafizik bir kuramdır, inanca dönüştüğünde ise tamamen Teolojidir) varsayar hem diğer taraftan çok sınırlı bir gerçeklik durumu inşâ eder yani buradaki örneğimizle “fındıkçıya” döner. Hem insan hayatına dair siyaset üzerinden zar atmak hem de her şeyin gerçek üzerinden keskin bir nesnellikle gittiğini iddia etmek, bu kuramın ve sahiplerinin kaçamayacağı büyük bir aptallığı gösterir.

Geniş kitlelere Ahlaki değerlerin rahatlıkla bir kenara bırakılabileceğini söylemek aynı zamanda tehlikeli bir şeydir. Öte yandan “kitleler duygularla hareket eder” gerçeğinden yola çıkarlar. İster istemez bir karışıklık yaşanır; duygular mı gerçek ya da onların varsaydıkları mı? Yoksa ikisi mi? Fakat ikisi olamaz çünkü biri hareketi ortaya çıkarmakta daha baskındır.

Daha yaygın olan duyguysa o halde daha dar olan şey, gerçeklik olur. Madem daha dar olan şey, matematiksel-bilimsel gerçeklikse o halde “büyük siyasal kuram olarak” bizlere anlatılan Real politik, neden siyaseti tamamen açıklayan üst bir anlatı-teorem olabilir?

Neyse…

Bunca şeyi, Real Politik kuramın en meşhur iddialarından biri olan; “Devletlerin çıkarları olur ve devletler o çıkara göre davranır” sözüne değinmek için yaptık. Bu saçma şey, gittikçe yönetilenler (kitleler) arasında yayılan bir kabul oldu. Şayet bunu kabul edersek aslında neyi kabul etmiş olduğumuzu anlayamadık:

Evet şayet bu doğruysa; 1- O halde devlet hiçbir işine Teolojiyi karıştırmayacak, siyasette ortaya çıkan pisliğe Tanrıyı bulaştırmayacak. Özellikle iki Şark devleti savaştığında yahut çıkarları çatıştığında Tanrı hangi devletin çıkarları için çalışacaktır?

Yakından bakıldığında bu madde, Şark devletleri için hiç de “gerçekçi” değildir. 2- Madem devletler çıkarlarına göre davranıyor o halde o devletten en fazla ve en dolaysız çıkar temin eden o elit-seçkin-beyaz-bembeyaz zümreler, önde- en başta savaşmalıdır. Hem devlet için ahlaki-Teolojik-Metafizik hiçbir gerekçe asıl sayılmıyor hem de tüm yönetilenlerin bunun için savaşması hatta ölmesi isteniyor.

Yani burada hayatları üzerine her türlü zar atılanlar, çıkar diye formüle edilen tamamen maddi kurgulanmış şeyden en az pay alanlar olmaktadır. 3- Real Politik kuramlar, insanı hayvana indirgediği için fakat öye yandan hayvandan daha fazla bir özveri beklediği için düşük seviyeli bir açıklama türüdür.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar