NEDEN HEYKELLER YIKIL(A)MIYOR? - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

NEDEN HEYKELLER YIKIL(A)MIYOR?

NEDEN HEYKELLER YIKIL(A)MIYOR?

Servet KIZILAY

George Floyd’un katledilmesinden sonra gelişen olaylar, K.Kolomb’un heykelinin yıkılıp denize atılmasına kadar vardı. Dünyanın başka yerlerinde de “Sömürge Valileri”nin heykelleri hedefe oturtuldu. Halkların belleklerinden çıkardığı Anti-kolonyalizm nefreti, devletlerden önce, entelektüeller tarafından bastırıldı. Göz ardı edildi. Yani yeterli destek sağlanmadığından geniş çaplı düşünsel platforma taşınamadı. İşin şu yönü de var: “Üçüncü dünya”nın entelektüeli, fikir adamları, bunu tüm güçleriyle haykırsa düşünsel gündem yapabilirler miydi? Şüpheli olmakla birlikte gerçekte cevabın pek de olumlu olabileceği söylenemez.

Kolonyalizm’in açtığı yıkımlarla ve meselelerle ilgili geniş bir tartışma alanı bulunur. Post-kolonyal teoriler, kolonyalizmin mirasını en açık biçimde sorgulasa da kolonyalizmin bir post evresi olduğunu iddia etmek güçtür. Aşılan, geçilen bir şey yoktur yani. Gözümüzün önünde ABD’nin Irakta milyonlar katletmesi ve halen devam etmesi bunun açık kanıtıdır. Fransa’nın Afrika’da (mesela; Ruanda) katliamlarda bulunması halen maddi siyasi kültürel sömürüsünün devam etmesi, kolonyalizmden şüphelenecek bir karanlık nokta bırakmaz.

Düşünsel (entelektüel) anlamda ilk saldırı, Kolonyalizm’in geçmişte kalan tarihsel ve kültürel bir ara dönem olduğu iddiasıdır. Bu ve benzeri fikirler, özellikle kolonyalizme direkt maruz kalmış insanları, daha sonra Batı dışındaki insanları uyuşturan bir afyon gibi kullanılmıştır ve halen işlevsel olarak kullanılmaktadır. Hitler ve Musollini’den evrensel bir kötülük=Faşizm çıkaranlar ve her fırsatta gündelik hayata tekrar tekrar sokup güncelleyenler, kolonyalizm’i unutturmak için Tarihi, Kültürü, Değişimi, vb kavramlara ya da post-modern paradigmaya sıklıkla müracaat etmektedir. Bu durum, evrensel düşünce ile sosa batırılsa da fikrin, düşüncenin bizzat kendisiyle değil siyasal bir tercihle alakalıdır ve oldukça da kullanışlı, kârlı işleve sahiptir. Bizler Kolonyalizmi beylik bir laf, modası geçmiş bir ideoloji olarak değerlendirdiğimiz sürece, onun bir virüs gibi girdiği yerlerdeki etkilerini, yıkımlarını görme şansımız kalmayacaktır. Ayrıca kolonyalizmin gündelik yaşamdaki yerinin de sorgulanma imkanı ıskalayanacaktır. Böylelikle Afrika’da sağdan direksiyon gözlerimize batmadan silikleşecektir.

Şayet Avrupa kolonyalizm ile ciddi yüzleşebilseydi Fransa-İngiltere-ABD- başta olmak üzere birçok gelişmiş Demokratik ülkeler, dünyadan özür dilemek, elini ayağını fiili olarak çekmek, maddi ve manevi tazminatlar ödemek zorunda kalırdı. Oysa durum hiç de öyle değildir. Tam gaz, dünya yıkım ve her türlü sömürge tehdidi altındadır. ABD başkanı Ortadoğu’ya petrol için geldiklerini tüm dünya önünde duyuruyorken; bu durumun “kolonyalizm” adı altında güncellenmemesi epeyi düşündürücüdür.

Kolonyalizm’in en büyük etkileri, gizli olarak belirli bir düşünce iktidarını örgütlüyor olmasıdır. “üçüncü dünya”daki düşünürlerin kaderi, onlara referans vermekle, onların fikirlerini geliştirmekle, onların gölgesine sığınmakla çizilmiş gibidir. Mesela; Kojin Karatani bir Japon düşünür-filozof olarak değil; Kant ve K.Marks sentezi gerçekleştirebilmiş Marksist bir filozof olarak değer görmüştür. J.Locke’u okumasına rağmen İngiltere olmuş bir Latin-amerika yoktur. M.Foucault’u okumasına rağmen Fransa olmuş bir Asya yoktur. Bu olgu, diller üzerinden de izlenebilir: Tüm dünyada Fransızca hele hele İngilizce, Fransa’daki, İngiltere’dekinin yüzlerce katıyken onları bir türlü “efendi” yapamamaktadır.

İşin diğer yüzü daha düşündürücüdür: Nasıl oluyor da “Sömürge Valileri”nin heykelleri ayakta kalabildi /kalabiliyor? Onları ayakta tutan şey, demir, beton yani maddi imkanlardan çok daha fazla bir şey olmalı. Neden sürüp geldi şimdiye değin ve nasıl sürüp geldi? O şehir meydanlarında insanlar gidip gelirken “ataları” hiç mi fısıldamadı o yerli halka? Nasıl meşrulaştı? Hangi güçle?   Şüphesiz kolonyalist gücün ve mantığın suçu kaçınılmaz olarak ortada tüm çıplaklığıyla durmaktadır fakat asıl mesele, kolonyalist gücü devam ettiren yani “sömürge valileri”nin heykellerini ayakta tutan o aptallık, yetersizliktir. Kolonyalizme maruz kalanların cevabı daha önemlidir: “Evet! tüm kolonyalistleri temizlersek, ertesi gün ne yapacağız? Hangi değerlerle onlara karşılık vereceğiz?”vb gibi soruları da bir yandan düşünmek ve gerekli, yeterli cevapları üretip göstermek gerekir.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar