MANİFESTO! - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

MANİFESTO!

MANİFESTO!

Servet KIZILAY

“Politik Olarak Sanat” genel başlığı altında; değişik zaman ve yerlerde dillendirmeye, bir mesele haline getirmeye çalıştığımız, yakıcı-yıkıcı bazı tehlikelerle sarılmış durumdayız ve bu tehlikeler, giderek azgınlaşıp bizleri yutuyor.

Devletlerin de hayata ilişkin tüm çelişkilerin de devasa büyüyüp insanlığı yutması karşısında çaresiziz. Devlet(ler) hem en büyük organize yapı olmaları bakımından hem de sahip oldukları araç-gereçler bakımından (bilim-teknoloji, üniversiteler, akademiler, enstitüler, savaş endüstrisi, ekonomik faaliyetler.. vb kısacası maddi-manevi kurumsal ve kuramsal yapıların tümü) durdurulamaz vaziyette.

Çelişkiler ise hem düşünsel hem de yaşamsal önemini kaybetmiş, her türlü normalleşerek sıradan bir konumda. Dönüp dolaşıp o da devlet lehine çalışan bir mekanizma oluyor, üstelik. En rahatsızlık veren derin ve gayrı insani çelişkiler bile, artık kimseyi yerinden kıpırdatmıyor. Açıkçası; bu Devlet(ler)e bu niceliksel –formel Akla, bu derin ve gayrı insani Çelişkilere karşı düşüncenin de felsefenin de söyleyebileceği, karşı durabileceği şeyleri kalmamış gibi.

Belirli bir “merkezde” ve belirli şeyler (kültür-sosyal siyasal ekonomik düzey vb) için sürekli üretilen ve kopyaları tekrar çoğaltılan şeyler, dünyanın yüzde 80den fazlasını yani geriye kalanları ya ilgilendirmiyor ya da oldukça dolaylı bir yoldan temas ediyor. İnsanlığı “Aydınlatanlar” dünyanın geri kalanına silah ve şiddet ihraç ediyor ve tüm gelişmişlik düzeyine, tüm sert düşünsel eleştirilere rağmen, bunu değiştirmiyor. Silahı üretenle silaha maruz kalan arasında basit bir “yabancılaşma-şeyleşme” yaşıyoruz.

Coğrafyamız şiddet-savaş sarmalı içinde felaketten felakete koşuyor. Bu koşuda devletleri engelleyebilecek, hızlarını kesebilecek şeyler de yöntemler de sınırlı. Modern dünyayı inşa edenler, devleti siyasal mekanizma dışında bir şeyle (Tanrı-Metafizik-Mitos-Ahlaki Gelenek Görenek vb) tanımlanmasını, hareket etmesini uygun bulmayarak değişik formüllere (siyasal kuramlara) başvurdular.

Yani devlet a) kendi özerkliği b) kendi değerleri ile içerden hareket etmiş oluyordu. Zaten devlet ya dışardan ya içerden ya da hem içerden hem de dışardan bir hareketle davranır. Üçüncü şık, yani hem içerden hem de dışardan kaynaklanan hareket (sentezleme-melez durum) insanlara en iyi-mantıklı, uzlaşımsal seçenek gelse de bu ortalama, hiçbir gerçekliği göstermez.

Madem durum budur, madem devlet denilen canavarı (farklı Leviathan’ı) durduracak, sınırlayacak, onun şerrinden insanları koruyacak şeyler, Batı’da içerden arandı yani matematiksel mantığın düzenlemesi olan Hukuk ile çare arandı, o halde; bizlere de bu canavar karşısında onun içinde aranan bir çare başvurmak kalıyor. Öyle ya! Tanrı’yı, Metafiziği, Ahlakı, Geleneği göreneği yenebilmiş bir canavara karşı ne yapılabilir ki?!

Şimdi

Şiddet-savaş sarmalında debelenen, Gladyo cennetine dönen, sürekli kan kaybeden coğrafya karşısında;

a) Özellikle komşu devletlerin müdahalelerini sınırlamaya yönelik; İslam ülkeleri “devletlerinin” şiddet-savaşı kışkırtamaması

b) Bu kışkırtmayı yaptığında; yaptırımı olan genel yasaları ihlal ettiğini bildiği

c) Şiddet-savaş sarmalından beslenen yapıların (her türlü Gladyo çeşitlerinin) besinsiz kalacağı

d) En önemlisi hiçbir devletin herhangi bir gerekçe ile diğerine maddi zarar veremeyeceği

e) sert nitelikler taşıyan; tarafsız, maddi ve manevi yaptırımlara sahip sadece siyasal değil düşünsel denetime de yaslanan,  bir  hukuksal çerçeve gereklidir:

Bu itibarla; “İslâm Ülkeleri Savaş Suçları Mahkemeleri” kurulması, manifestonun ana fikridir. Başta Türkiye Cumhuriyeti olmak üzere Irak’ta Suriye’de meydana gelen felaketlerde cürümü bulunan tüm bölge devletlerin maddi ve manevi tazminata çarptırılacağı bir mahkeme Manifestomuzun haykırdığı değişmez sözdür.

Yine coğrafyadaki yıkımlar karşısında “İslâm Eserlerini”, Şehirlerini, kısacası kültürel mirası korumak için aynı şekilde Ulus devletleri dışarıda bırakacak (tutacak) başka bir mahkeme kurulması elzemdir. Onun Manifestosunu ayrı yazmak deklare etmek gerekiyor.

Manifestomuz, paradoksal bir şekilde ULUS DEVLET formatını koruyacak bir görüntü arz etse de hem konusu hem de amacı bakımından Ulus devlete derinden bir itiraz etmek ister.

Coğrafyada silahları susturmak sağlıklı düşünebilmenin neredeyse zorunlu şartıdır. Aristoteles felsefenin belirli bir maddi olgunluğu talep ettiğini söyler. Sağlıklı düşünce de belirli şartları talep eder. Silahların konuştuğu yerde; Paşalar (silahı elinde tutanlar) filozof, filozoflar  sadece emir eri olurlar.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Hasan Boynukara20 Ocak 2021, Çarşamba - 14.32

Eline sağlık Servet

Yazarlar