“KÖKÜ DIŞARDA” BÜYÜYEN POLİTİK SÖYLEM - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

“KÖKÜ DIŞARDA” BÜYÜYEN POLİTİK SÖYLEM

“KÖKÜ DIŞARDA” BÜYÜYEN POLİTİK SÖYLEM

Servet KIZILAY

Karl Marks kendi düşüncesini, tepe taklak duran Hegel’i düzeltmeyle (baş aşağı duranı terse çevirip iki ayağı üzerine dikmeyle) yerli yerine koyduğunu söylemişti. Türkiye; genelde düşüncede, özelde siyasal düşüncede, nasıl çevrilirse çevrilsin düzelmeyecek bir pozisyonda. Yani başı düzelse ayağı, ayağı düzeltse gövdesi bir türlü yerli yerine koyulamaz bir vaziyette.

Türkiye’de her kesim ve herkes birbirini “Kökü dışarda” olmayla rahatlıkla karalayabiliyor. Başta devlet söylemi olarak en altta kadar inen bu söylem, yine en alttan başlayarak en üstte kadar yani devlete kadar çıkıp hatta onun bizzat söylemi olabiliyor. Tamam! bu çok basit, anlaşılabilir ve kolaylıkla yıkılabilir bir düşünce sayılabilir ve görülebilir fakat gerçekten olgu bu kadar basit mi? Aslında kökü dışarda olmayan fakat dışardaymış gibi gösterilen (yaftalanan) basit bir karalamaya yönelik siyasal söylem mi var ortada? Tüm mesele, birilerini bir grubu, bir düşünceyi, bir hareketi bertaraf etmek için düzenlenmiş tezgahtan mı ibaret?

Ülkede siyasal kavramlar o denli çarpık ve saçma konumda olması, her defasında onu eleştirmeyi ve ona isyan etmeyi haklı olarak gerekli kılıyor. Mesela; “İç-Mihrak” kavramı, bunlardan biri. “İç-mihrak” kavramı, devletin başını çektiği ve kendi yönettiği halk kesmine sistematik olarak uyguladığı bir siyasal kavram terörüdür.

Bu kavramın Dönem dönem yöneldiği hedefi (kitlesi) şaşsa da mermisi asla şaşmadan aynı sonuca doğru ilerleyip vuruyor. Bugün Kürtler için İç-mihrak kavramıyla; Maşa-Piyon-İşbirlikçi-kukla-(vatan) haini- terörist vb gibi söylemlerin düzenli kullanılmasını hatırlayabiliriz. Bir anlamda İç-mihrak, “Kökü dışarda” intisaplı ve iltisaklı olmanın bir türevi fakat hemen tuzağa düşmeden kampa ayrılıp tarafa bölünmeden önce  bu yanlış üzerinden kökü dışarda olanı silikleştirmemek gerek. İçerdeki Kürtlere dışarda(n) bir kök yapıştırmak ne kadar yanlışsa kökü dışarda kalanı içeriye alıp yok etmek silikleştirmek de o denli yanlış. Kök meselesi Yerli+Milli bir düzlem içinde yürütülmesi ise başka bir skandal, başka bir yanlıştır. O halde bu “kökü dışarda”-kinin düşüncesini nasıl anlayacağız?!

Ülkede LGBT ve Feminizm Terörü; başta Akademi camiasında Medya’da, sivil kuruluşlar aracılığıyla her yerde fışkıran, gözümüze sokulan büyük bir insanlık sorunu yapıldı. Verilere göre Türkiye’de bunların oranı yüzde bir (1)lerle gösterilmesine rağmen etki alanı devasa boyutta. Oysa bu durum olguya ve akla ters: Bizim gibi ülkelerde bu yüzdede (çoğunluk sayısında) herkes din adamı olsa hatta bırak filozofu (haşa) peygamber olsa kimseye kendini dinletemez, kimse onu savunmaz, görüşlerini bayrak gibi taşımaz.

Siyasi parti olmasına rağmen Türkiye İşçi Partisini nasıl gece gündüz dinlemiyorsa, onun düşüncelerine kulak kabartılmıyorsa bu da öyle. [Sayısal verileri burada kullanmamız, her şeyi nicelikle ölçen değerlendiren modern dünyanın bilimi-aklı ve gerçeği. Bu konuda itiraz gelirse bu tür kıstaslara müracaat edilmeli.] ikinci veri ise; Türkiye’deki LGBT örgütlenmesine ABD ve İngiltere’nin sağladığı fonla (destekle) alakalı. Bu veriye göre, son bir yılda sivil örgütlere aktarılan miktar; 12 Milyon Dolar. Bu tür veriler “Kökü dışarda” olanı bir şekilde işaret edebilir. Buradaki anomi (sapma) normal olmayan bir şişkinlikle göze çarpmakta. Düşünün; ülkedeki LGBT sayısından daha fazlası, aynı ülkede 40 yıldır yaşanan iç savaşta katledilmiş ve Akademi aynı kararlılıkta, aynı güçte-iradede buna karşı bir kez bile ses yükseltmemiş. İşin bu yüzü siyasete bile rahmet okutacak korkunç bir facia.

Şimdi

“Kökü Dışarda”-kini anlamak, görmek için;

a) bir kavramın kötü kullanımının ondan tamamen vazgeçmeyi ya da yok saymayı gerektirmediği

b) kökü dışarda olanın yeterli ve gerekli düşünsel ve hukuki tanımının yapılması gerekmesi

c) siyasal kavramların söylemlerin yerli yerine konulmadığı takdirde siyasal ufkun düzelmesinin asla mümkün olmaması (bu maddeye göre, mesela “Vatan Haini” kavramı devlette belirli bir maddi+manevi gücü kapsayanlara yöneleceğine elinde böyle imkanları olmayana yönelmiştir yani bu kavram yukarıyı ilgilendirirken aşağının malı yapılmıştır. Aynı şekilde “Dış-Mikrak”kavramı da böyledir yani şayet mevcut tanımlara sadık kalırsak; ülkede “dış-mihrak” diye gösterilmesi gerekenler, modernleşmeden beri ülkeyi her alanda yöneten elitler, sınıflar, zümreler olmak zorundadır. Yani bu tür kavramlar sanki Marksın Hegel’e yapmak istediği gibi baş aşağıya yani terse çevrilmeleri ile yerini bulabilir)  

d) siyasal bakışın düzelmemesi içerde her zaman milyonlarca “düşman” üretmiş/üreten siyasal fabrikaya devlet ideolojisine yardım ve yataklık sağlaması gibi şeyleri sayabiliriz.  

Kısacası: “Kökü dışarda” olandan şüphelenmeden, dışarıda kalanı iyice görmek ve anlamak gerekir. Öyle ya! gözümüzün önünde Irak’ta 1.5 Milyon insanı katleden bir ABD dışarda (dış-mihrak) değilse ve onun felaketini meşru kılan devam etmesini sağlayan, her alanda örgütlü (akademi-kültür-sanat-medya-iletişim-ekonomi vb) olan kökü dışarda olanlar yoksa sadece dışardan değil içerden, yukardan, aşağıdan, sağdan, soldan da emin olamayız ve en önemlisi değişmeyen, istikrarlı olan, düzenli giden de gösterilemez.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar