JAKOBEN KURGU VE “ŞAK!” SİYASETİ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

JAKOBEN KURGU VE “ŞAK!” SİYASETİ

JAKOBEN KURGU VE “ŞAK!” SİYASETİ

Servet KIZILAY

Ali Babacan’ın Türk Siyasetine “Deva” olarak sunduğu (şak! diye) çözüm, aslında Türk Siyasal kurgunun tam bir özetiydi. Cumhuriyet İdeolojisinin adına “inkılap” dediği uygulamalar, Şak! diye değişimin pratiğe uyarlanmış haliydi. Geniş anlamda Türk Modernleşmesinin teorik olarak en az 300 yıllık serüveni de “Şak!” siyasetiyle geçtiği izlenebilir.

Şak! siyaseti ya da jakoben kurgu, siyasal tarih içinde oldukça paradoksal sonuçlar doğurdu: Şak siyasetine inanan ve tüm gücüyle bunu destekleyen sivil kanat yani Bürokrasi, politikacılar vb olmasına rağmen; buna o kadar da teorik inanmayanlar;  pratikte her zaman Şak! diye toplumu hizaya sokan, manipüle eden; asker, gladyo, şiddet-savaş lobileri oldu.

Siyasal tarih bizlere bir “Şak!” siyasetinin şaşmaz biçimde mümkün ve becerilebilir olduğunu gösterdi fakat aktörleri farklıydı. “Minareden atan ile aşağıda tutan” bir ve aynı kişi değildi. Her şey; bir düdüğün ötmesi, bir yerlerde bombanın patlaması, şiddet olaylarının artması, faili meçhullerin çoğalması kadardı. Yani onlar açısından “Şak!” diye bir harekete bakıyordu.

Babacan’ın demokrasi kurgusunun “Şak!”a oturması, Türkiye’deki siyasal düşüncenin de makus talihini yansıtır. Bu kısır bir döngü olarak sadece politik aktörler üzerinde kalan onu bir türlü aşamayan durumu da özetler. Siyasal yapıyı analiz edemediğimiz sürece, bizleri “Şak!” diye hizaya sokan o değirmenden kurtulmak imkansız gibidir.

Şimdi;

Üniversitelerin, Akademilerin; şiddet-savaş lobilerine yardım ve yataklık ettiği, Aydınların; savaş için imza topladığı, Medya’nın; başta ifade özgürlüğü olmak üzere tüm özgürlüklere düşman olduğu, Cemaatlerin, Vakıfların, Derneklerin, Odaların, STKların; görevli olarak çalıştığı, İnsani Yardım Teşkilatlarının; savaş lojistiğine dönüştüğü, Think-Thank Kuruluşların; insanları devlet için piyona çevirdiği, toplumun; gönüllü olarak ırkçılığa, şiddete, savaşa koştuğu kısacası kimsenin sivil olmadığı ve kalamadığı, teskere alamadığı şartlar altında  “Şak!” diye bir hareketle hizaya gelmemiz pek yadırganmamalı fakat o “Şak!” hareketini sonuçta çekenler, Babacan gibi siyasilerden çok farklıdır.

Jakoben kurgu, siyaset bilimi içinde bir yöntem olarak uzun tartışmalara konu olmuştur; hem kalıcılığı (sürekliliği) hem amaçları hem başarıları açısından genelde iyi değerlendirilmemiştir. Kavramsal içeriğiyle; kırılma, yıkım, ani radikal değişim ya da dönüşüm, baskı, dayatma, sosyal-siyasal travma vb gibi kavramlarla yoğrulmuş, ele alınmıştır.

Bizler de uzun yıllar “Kemalizm’in Jakoben Dayatmalarını” olabildiğince eleştirmiş, ondan rahatsızlığımızı her fırsatta belirtmiştik. Şimdi dönüp dolaşıp “Şak!” diye demokrat olacağımıza, demokratik değerlere geçilebileceğimize “ikna olmaya” başlıyoruz.

Kısır döngü kendini çeviriyor: Bugün Erdoğan’ın “Şak!” siyasetiyle esir alanlar, yarın belirli bir müddet sonra Babacan’a da “Şak!” hareketini yapacak. Jakoben kurgu ancak o yapıların parmakları arasında kaldığı müddetçe, bu kaçınılmaz bir yazgı gibi hem siyasileri hem de bizleri takip edip duracak. 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar