III. CUMHURİYET TARTIŞMALARI - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

III. CUMHURİYET TARTIŞMALARI

III. CUMHURİYET TARTIŞMALARI

Servet KIZILAY

Devletin Neo-Kemalizm açılımı “kurtarıcı” ve ortak bir seçenek olarak topluma dayatıldı. Buradaki temel tez; ‘Kemalizm’in yanlış ya da eksik anlaşıldığı şayet doğru ve tam anlaşılırsa (uygulanırsa) toplumda barışı temin ve tesis edecek yeğane güç’ olduğuydu. Başka bir görüşe göre; Kemalist Devrim, henüz tamamlanamamış yani yarım kalmış bir projedir. Türkiye’nin sorunu, Kemalist Devrimin sonuna kadar götürülmemesinden kaynaklanır.

Bu gibi tutarsız fakat işlevi olan görüşler, Kemalizm’in hem düşünsel hem de politik pratiklerini hesap dışı bırakmak ister. Çünkü hesaba girerse, Kemalizm’in çatışmacı, ototiter ve totaliter karakterinin bir eklenti olmadığı, bilinebilir. Bir düşman üretme fabrikası gibi “iç mihraklar” üreterek toplumsal barışı-huzuru hiçbir zaman temin ve tesis edecek yapıda bulunamadığı, görülebilir.

Devletin yönetim biçimi, şekli olarak Cumhuriyet’tir fakat siyaset biliminin de söylediği gibi; siyasal rejimler, kendi pratikleri içinde bir başka model gibi davranabilir, hareket edebilir, kısacası başka modellere bürünebilir.

Buna dayanarak, Cumhuriyet İdeolojisi; Krallıktan-Padişahlıktan –Monarşiden Tiranlığa, Aristokrasiden Cumhuriyet Oligarşisine, yönetim biçimi olarak; Cumhuriyetten Timokrasiye (askeri vesayete) geçişgenlik göstermiştir. Otoriter ve Totaliter karakterli eğilim, toplumsal pratikleri açısından Despotizm ile sonuçlanmıştır.

Yeni bir seçenek olarak “Neo-Kemalizm”in sağcı, muhafazakar, mukaddesatçılar eliyle toplumun ortak paydası gibi sunulması, her açıdan sorunludur. Ayrıca başarıya ulaşabilme şansı da oldukça zayıftır.

Şayet bunda ısrar edilirse ortaya; din sosuna bandırılmış, Askeri mantığın ve vesayetin kışladan çıkıp kitleselleştiği, içine kapanan, her şeyi tehdit algısına indirgeyen, benzeri siyasal resimlerle sıkça yüzleşmek zorunda kalınır. Bu noktada; siyasal şizofreniyi toplumsallaştırarak kitleleri yönetmek, oyalamak bir işe yaramayacaktır.

“İşe yaradığı” düşünülen şeyler; çatışmanın yaygınlaşması, şiddet ve savaşın bir çözüm yolu olarak sürekli canlı tutulması ve benzeri şeylerin geçerli olmasıdır.

Ülkenin içinde bulunduğu buhran giderek büyüyor ve bu buhran, Kemalist bir Cumhuriyet İdeolojisiyle ve onu dayatma biçimleriyle aşılacak gibi değildir.

Ülke genel karşılaştırma yapıldığında; Mafya düzeni açısından-  Latinamerika’ya, Bürokratik düzen açısından- Kuzey Kore’ye, Askeri Vesayet (Gladyo) açısından- Arap Ligine, Yargı Sistemi açısından- Afrika’ya, çok küçük Mutlu Azınlık açısından- Avrupa’ya parça parça benzerlik taşıyan bir Frankenstein’ı çağrıştırır gibidir.

Nereden çıktı bu III. Cumhuriyet?

II. Cumhuriyet Tartışmaları, daha gelişemeden boğuldu. Onun sonuçlarını, varsa açmazlarını, nasıl gelişebileceğini göremeden, sorgulayamadan biten bir adım oldu. İşte bu nüveyi belki başka şekilde ilerletmenin imkanını sormak için III.Cumhuriyet tartışmaları açmalıyız.

Siyaset pratik bir alan olduğu için iyi-makul hatta “ideal” bir siyaset tarzını, yaşamını bulmak güçtür. Bu da sürekli bir denemeyi ve deneyimlemeyi gerektiriyor.

Buyüzden III. Ya da IV. Gibi başına eklenen sayılara takılmamak gerek. Başına eklenen sayının kalması da bir taraftan iyidir, faydalıdır üstelik çünkü kaç kere daha denendiğini söyler fakat başarılabilirliğini söylemez. Başarmak dediğimiz şeyin siyasal izdüşümü, başka parametrelerle ölçülür.

Türkiye gibi ahbap çavuş ilişkilerin, profesyonel ağların işlediği, merkezdekilerin rahatlıkla diğerlerini boğabildiği yahut manipüle edebildiği bir yerde, farklı önerilerin düşüncelerin gündeme gelememesi gayet normal bir durum. Onlar pazarı ve tezgahı kurmakla ve korumakla başkaları da kurulanı ve korunanı dağıtmakla uğraşabilir. Bu durum da normal.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar