İBRAHİM ÇOLAK: HÜZÜNLÜ YAKILMIŞ BİR TÜRKÜ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

İBRAHİM ÇOLAK: HÜZÜNLÜ YAKILMIŞ BİR TÜRKÜ

İBRAHİM ÇOLAK: HÜZÜNLÜ YAKILMIŞ BİR TÜRKÜ

Servet KIZILAY

Yıllar önce bir hikâye okumuş hemen telefona sarılıp yazarı aramıştım: “abi! sen ne yaptın ya!” dedim. Karşıdaki ses, tedirgin ve şaşkın: “ne oldu? Ne yapmışım?!” diyerek, karşılık verdi. Kötü bir şey yapmamıştı. Sadece yazdığı hikâye öylesine derinden etkilemişti ki adeta bir uçurumdan düşercesine yakalamıştı beni.

Hikâye, çok ince zarif bir ruhtan süzülüp gelmiş nasıl olmuşsa beni bulmuştu: Aynı mahallede sevdiği kız olan bir gencin halini, durumunu yaşadıklarını anlatıyordu. Hele o yaz gecesi, sarı sokak lambasının altında sevdiği kıza nazire yapmak için elinde bir mendil ile halay çeken gencin içten coşkusu, temiz aşkı, hisleri; sokağın, arkadaşlarının, evlerin, mahallenin betimlemesi ve tasviri muazzam bir dekor gibi insanı en içten sarması, ister istemez kahramanın yerine geçen okuyucuyu tesir altında bırakıyordu. Evet! o yaz gecesi, sarı sokak lambasının altında elimde mendil mahalledeki arkadaşlarla halay çekerken (halay başıyken) buldum kendimi. Kızın akibeti ise; başkasıyla evlenip o mahalleden, o halaydan, o mendilden, o gençten evlenip uzaklaşma olmuştu.

İbrahim Çolak’ın hikâyeleri yaşanmışlıkların bir iç çekişi gibi durur. Gerçeğe değil gerçekte nelerin göründüğünü, yaşandığını anlatmak içindir bunlar. Lakin eserlerin hakkını verebilmek, ciddi bir edebi inceleme, kritik istiyor. Ben bu kritiği yapabilecek donanıma sahip değilim. Yalnızca eserden aldıklarımı bendeki makeslerini kırık dökük söyleyebilirim. Umarım ciddi anlamda İbrahim Çolak’ın eserlerini değerlendiren yazı(lar) çıkar.

İbrahim Çolak yaşadığı şehre gerçek bir değer katabilmiş kişilerdendi. Romantik bir Şövalye gibiydi. Bir meselesi, iddiası, davası olan ve öyle davranan asil bir ruhtu ve öyle kaldı onu tanıyan, seven herkeste.

İbrahim Çolak ağabeyin bu pespaye hayattan çekip gitmesi; duygusal olarak deprem olup üzerimize çöktü; ne yapacaktık şimdi? Ne söyleyecektik şimdi?

Herşeye rağmen (ailesinden ve sevdiklerinden) özür dileyerek onun intiharının başka travmatik boyutuna değinmek isterim. Neyleyim ki; “Bilimsel Nesnelliği” korumak, benim gibilerin bir türlü yapamadığı bir şey.

Feminist Terör ve Linç Kültürü:

İbrahim Çolak ağabeyin intiharının sosyal ve siyasal tarafı hiç şüphesiz onun ince ruhuna saldıran iğrençlikleri ifşa edecek boyutta. Bir Kitle silahına, şekillendirici cendereye dönen Feminist terörizmin işleyiş biçimine, nereden beslendiğine bakılırsa, sonuçlarının bir sürpriz olmadığını da anlayabiliriz.

Ülkede her yerde özellikle sosyal medyada artan Linç, bir kültür olarak sosyal hayatta benimsendi. Linç’in kültüre dönüşmesi, alışkanlık, sıradanlık ilişkisi içinde serilip sepilmesi, aslında gayet normal bir durumu gösterir.

Çünkü LİNÇ KÜLTÜRÜ de Irkçılık da Milliyetçilik de Gladyo Yapıların Savaş-Şiddet Söylemleri de Totaliter Kitle-Fikrinden Besleniyor. Feminist Terör de besin kaynağını aynı yerden buluyor.

Genel geçer olan/oldurulan bu kanaatler bir “fikir” “düşünce” olarak kendini pazarlasa da aslında bunlarla bir ilgisi bulunmuyor. Asıl gayesi herhangi bir adalet-iyi-doğru- güzel olmayan kitledeki fikirler, totaliter bir şekilde çalışma prensibine sahip. Bunları üretenler ve topluma sunanlar, operasyonel yöntemlerle belirli bir dizayn peşinde.

Şimdi diğer bütün Totaliter Kitle Fikrinin nasıl işlediğini, nasıl ilerlediğini anlarsak yeni moda olan Feminist Terörizmin yaygınlığını da anlayabiliriz:

1- Öncelikle sistematik bir kamuoyu oluşturulur (bireysel düşüncenin konusu olmadan, örgütlü, istihbari) Bu aşamada gösterilen, sunulan içerik “ölüm” kadar kötüdür.

2- Oluşturulan içerik, çok takipçili “etki alanı” fazla kişi ve merkezlerden yayılır; görseller, anlatılacak keskin kavramlar olgular, Algı hazırlanması, algı işlemesi, sunum gibi ara aşamaları kapsar.

3- Kamuoyu hazır hale getirilir

4- Sunulan - pazarlanan “fikir” mutlak hakikat (dinden daha mutlak ve gerçek bir değerle, kabulle) olarak Kitle-fikrine döner.

5- Kitle - fikri herkes tarafından (tek tek) insanların kendi ulaştıkları “fikir(ler)” olur. Yani kişi kendi fikriymiş gibi ona sarılır 6- kitle-fikri ya da kitlenin “fikri” sistematik bir dayatma yapar. Bu şey farklı biçimde bir totaliterizmdir. Zalimdir; çuvala attıklarının gerçekten o şeyi yapıp yapmadığına bakmaz. En hayati de olsa detay önemsizdir.

Kitabın ortasından konuşursak;

Feminist Terörizm, totaliter kitle-fikrinin en önemli çalışma prensibini (ölümü göstererek sıtmaya razı ederek) kullanarak Müslüman ahaliyi bile maymuna çevirdi. Kadınlara yönelik hedef kitlesine sahip olması yüzünden kapalı (muhafazakar-mukaddesatçı) kesim de buna sıcak baktı/bakıyor. Şimdi neredeyse tüm Müslüman ahali; cinsel ilişkiye karşı değil, cinsel ilişkinin rızasız yapılmasına karşı.

Burada rızayı belirleyen şey ise, ironik bir şekilde, tamamen kişisel ilişkiyle çerçeveli. Verilere göre Türkiye’de cinsellik “deneyimi” 14 yaşına kadar inmiş. İşin tuhaf tarafı; ailelerin sanki “Simone de Beauvoir”e dönmüş olması: kızlarının erkek arkadaşı olmasını normal sayması hatta teşvik etmesi.

Aynı evde kalan erkeklerin (öğrencilerin) ya da kız arkadaşı olmayan bir erkeğin başta mahalleli ve toplum olarak nerdeyse hoş karşılanmaması, “Guy-lık” ithamlarına kadar gitmesi…vb gibi tüm bu şeyler, bir toplumun (hele hele bu toplum kendine “Müslüman” diyorsa) bedeninin olmasa bile ruhunun ve beyninin iğfal edildiğini kanıtlar nitelikte.

İbrahim Çolak’a ve Çolak ailesine başta yaşadığı şehrin insanları olmak üzere bugünkü iktidar çok borçluyken halen hem İbrahim ağabeye hem de ailesine hesap kesilmesi akıl almaz bir adaletsizlik örneğidir.

Tekrar ailesinden ve sevenlerinden özür dileyerek şunu söylemek zorundayım: Hayatı boyunca dürüst ve ahlak abidesi olan birinin bir hata ile (kaldı ki, ortada hiçbir fiili durum olmamasına rağmen) bu denli linçe uğraması, tıpkı “Karl Marks hayatı boyunca kapitalistler için çalıştı” denmesine benzer belki bundan daha büyük bir yanlış ve adaletsizlik olur. Ona yapılan linçin ve bazılarının bu linçe inanması, kapılması, sessiz kalması, Türkiye’de sağcılığın-muhafazakarlığın- mukaddesatçılığın içinin ne denli boş olduğunu ya da algılarla ne denli doldurulmuş bir balon olduğunu da gösteriyor.

İbrahim Çolak ağabey sen rahat uyu…biz sana şahidiz! Seni ne toplumsal linç’e ne Feminist Teröre kurban veririz!

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Aydın Aktay6 Ocak 2021, Çarşamba - 16.46

Kalemine bereket Servet...Biz İbrahim Abiyi her daim mazlum cografyalar icin atan kalbi, akan goz yasları ile, Ankara İstanbul aras9nda att9gi adimlarla hatirlayacagiz...Vadi ve İhtiyar Kafelerinde sicak cay ve corbasini muslumanlara muhabbetini de...Allah rahmet eylesin ruhu huzur bulur inş.

ali yılmaz19 Aralık 2020, Cumartesi - 23.40

ibrahim çolakı öldüren pelin buzluk, gültennur batmaz, aslı tohumcu ve konuşma varsa (ki bu fotoşop da olabilir) acilen insan öldürmek suçundan acilen yargılanmalıdır. ispatlanmamış bir hareketi suç olarak gösterip mahkemesiz, delilsiz insan öldüren bu terör örgütü mensupları mutlaka bulunmalı ve yargılanmalıdır. ibrahim çolak ona laf eden herkesten daha masum ve temizdir.

Yazarlar