“HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK” YALANI - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

“HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK” YALANI

“HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK” YALANI

Servet KIZILAY

Toplumda bir söylenti geziyorsa, herkes hep bir ağızdan bunu tekrara başlamışsa, genelde ilmi ya da mantıksal karşılığı olmayan saçma sapan şeyler olduğu, rahatlıkla tespit edilebilir. Bizim gibi ülkelerde “kamu algısı” oluşturma ya da kamu manipülasyonu ise daha felaket bir şekilde sonuçlanır. Her devlet kendi yönettiği toplumu sürekli manipüle eder fakat üçüncü dünya dedikleri ülkelerde devletin en büyük ve en merkezi başarısı, adeta varlık sebebi, sürekli manipülasyondur. Çünkü sorunları çözemeyen ve çözüm bulmak için çıkış yollarını tıkayan devletler, sihirli formülü toplumu sürekli manipüle etmeyle (maymuna çevirmekle) bulurlar.

Ortalıkta yine meşhur söylentiler dolaşıyor ve bu söylentiler “gerçek” bile olsa bizleri ne derecede ilgilendirdiği pek düşünülmüyor. Şimdi ayyuka çıkan söylentilere göre; “Virüs’ten sonra, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak, yeni dünya düzeni gelecek!”. Burada eskisi gibi olmayacak olan şey nedir? Yeni dünya düzeni nasıl olacak? Yeni olduğuna göre genelde iyi olması beklenir ama daha çok kötüyü gösterir, ima eder, gibidir. Yani “ölümü gösterip sıtmaya razı edecekler” sanki.

Yakından bakalım: “Hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacak” doğru ise; bazı sonuçlara ulaşılması lazım. Mesela; ülkemizde demokratik değerlerin ve kültürün yerleşmesi, benimsenmesi, akla gelebilir. Yahut Üniversitelerin-Akademilerin; Şiddet ve Savaş Lobilerine, Gladyo yapılara yardım ve yataklık etmesinden, Aydınların;  savaş için imza toplamasından, Medyanın; düşünce ve ifade özgürlüğüne düşman olmasından, Cemaatlerin-Vakıfların-Derneklerin-Odaların-STK’ların; görevli gibi hareket etmesinden, Diyanetin; savaşa helal fetva vermesinden, vazgeçmesi olabilir. Öyle ya! Demokrasiyi yüzünden tanımayan bir ülkede hiçbir şeyin eskisi gibi olmaması, bu şekilde daha tutarlı görünebilir.  

Cumhuriyet kurulduğundan bu yana yani 100 yıldır;  Özgürlüğü,  Adaleti, Kardeşliği hele hele Eşitliği temin ve tesis edememiş; kendi içinde şimdiye kadar milyonlarca İç-Mihrak “Düşman= vatan haini, terörist, maşa, işbirlikçi, tetikçi, kukla” vb diye yaftalayarak üretip öldürmüş bir ülkede eskisinden başka olması için ne beklenebilir?! Halen iç-mihrak söylemiyle düşman üreten ve o ülkede siyaset bilimcilerin bu tür söylemlerin üretilmesinde başrol oynayan bir ülkede, eskisini aratmayacak olan şey ne olabilir?!

Bir şeyin değişmesiyle kötü gitmesi arasında aslında bir fark vardır. Kötüleşme de bir değişim olarak kabul edilir. Şayet bu doğruysa kötüye gidiş anlamında “hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı” kısmen doğru olur fakat “hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı” söylentisi; süreçsel olarak değişimi yani oluşumu değil, tam tersi kopuşu radikal yani dönüşümü ifade ediyor. İşte bu ifade, bizim gibi ülkeler için tamamen yanlış.

“Yeni dünya düzeni” söylentisi de bir o kadar yalan yanlış şeyleri içeriyor. 16 yüzyıldan beri “Yenilik” fikri insanları büyüleyen bir söylem. Lakin yeni diye sundukları dünyanın genel insanlık için iyice bayatladığı görüldü. Diyelim ki; “yeni dünya düzeni” söylentisi doğru. Peki bu dünyanın merkezinde kim yer alacak? 50 yıldır bir gün savaşsız geçmeyen, tüm halkın mağarada yaşayan Afganistan mı? Tüm ülkenin açık yetimhaneye ya da cezaevine döndüğü Afrika mı? İç karışıklıklarla harap olmuş Latin Amerika mı? Fiili savaşlarla biten tükenen İslam coğrafyası mı? Yahut Asya mı? Her beş (5) saniyede bir çocuğun Açlıktan-ilaçsızlıktan öldüğü bir dünyanın, yenisi ne olacak eskisi ne olacak?! Evet  “yeni dünya düzeni” kendi iç düzeni ve mekanizmalarını kurmuş devletler için geçerli olabilir fakat biz halklar için, insanlığın geneli için pek iyi bir şeyler içermiyor.

Nerede bir söylenti varsa ve tüm kamu (akademisyenler, aydınlar dahil) aynı şeyi tekrar ediyorsa, oradan kaçın ve bilin ki; insanları maymuna çevirmek için bir söylem (söylenti) fabrikası, çoktan imalata başlamış.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar