Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

GÜVENLİK POLİTİKALARINA İKNA OLMAK

GÜVENLİK POLİTİKALARINA İKNA OLMAK

Servet KIZILAY

İkna olmak yahut ikna etmek sanıldığının aksine çok zor ve karmaşık süreçleri olan bir meseledir. Bazen kişisel bir yetenektir, bazen bir imkan meselesidir, bazen sürekli eğitim sonucu ortaya çıkar.

Yani bazen içerden dışarıya çıkar bazen de dışardan içeriye hareket ederek kişide ortaya çıkar. Nereden bakılırsa bakılsın oldukça yorucu ilmi açıklamalar gerektiriyor.

Türkiye’de hepimiz Güvenlik Politikalarına bir şekilde ikna olmuş durumdayız. Hem de yalnızca kişisel değil kurum ve kuruluşlar olarak da (Üniversiteler-Akademiler-Thin Thank Kuruluşları-Cemaatler-Vakıflar-Dernekler-Odalar-STKlar-Entelektüeller-Aydınlar-Medya..vb) ikna olmak sözkonusu.

Durum böyle olunca; ikna olanlar, hızlı bir biçimde ikna etmeye çalışıyor. Yani ideolojik bir aygıt gibi meşrulaştırmalar üretiyor.

Güvenlik politikalarının birçok yüzü var fakat en garip ve sinsi olanı, ondan en fazla nemalananların öne sürdüğü ve insanları ikna ettiği gerekçeler. Şimdilerde bu gerekçe; Akdeniz’deki sıcak gelişmeler, Suriye’deki operasyonlar. İnsanlara sürekli şu telkin ediliyor: “bunca tehlike varken bununla mı uğraşalım? Hele şu tehlikeyi bir atlatalım, diğer işler (demokratikleşme) çocuk oyuncağı, kolay” 

Oysa Güvenlik politikalarının yaslandığı “güvenlik tehdidi” denilen şey, doğası gereği hiçbir zaman bitip tükenmez. Hep aynı şekilde üretilebilir, yenilenebilir, her an ortaya çıkarılabilir bir şeye dayanır.

“Etrafımız düşmanlar ile çevrilmişse” elbette o düşmanlardan birini ya da diğerini devreye sokmak zor olmaz.

Dolayısıyla Demokratikleşme güvenlik politikaları için her daim askıya alınabilir gerekçeler taşır.

Tam da bu noktada meseldeki gibi ‘malının karşılığını almak için yazın Erciyes dağındaki karın erimesini bekleyen adam’a  dönmüş durumdayız. Lakin ne yaz geliyor ne de o karlar eriyor.

Genel olarak Şark siyasetinde insanları yok etmek, yıkmak yakmak vb şeyler için geliştirilmiş gerekçeler, yaşatmak için gösterilen gayret ve gerekçelerden binlerce kat daha fazladır.

Dünya Siyasal Tarihine Girebilecek En Büyük Başarı:

Fiili olarak tam 35 yıldır kanlı bir şekilde devam eden, sosyal-ekonomik-politik binlerce sorunlarla şişip adeta kangren haline gelen Kürt Meselesi, yalnızca tek bir denemeyle (çözüm süreciyle) çözülmek istenmiştir.

Çözülmediğini gören başta devlet aklı olmak üzere kişi-kurum-kuruluşlar (üniversiteler, akademiler, thin-thank kurumları, entelektüeller, aydınlar, cemaatler, vakıflar, odalar, dernekler, STK’lar…vb) devletin bu meselenin üstüne yeterince kararlılıkla (cebirle) gitmesi halinde, çözülebileceğine tamamen ikna oldular ve bizleri de bu şekilde ikna etmek için epeyi uğraştılar.  

Bu denli ortak ikna platformu Kabilelerde bile artık görmek mümkün olmuyor. Bu açıdan dünya siyasal tarihine girebilecek büyük bir başarı elde edildiği söylenebilir.

Konu buraya gelmişken iki çift laf da Üniversitelere söylemek gerek: Türkiye’nin 35 yıldır kanayan yarası için 35 adet demokratik önerisi ve ciddi çalışması olmayan Üniversiteler (YÖK), entelektüel seviyeyi sınavla ölçüyor; sınavla belirleneceğini ve değerlendirileceğini düşünüyor. Sınavla seviye sorguluyor. “Önce sen kendi (hem demokratik hem de entelektüel) seviyeni sorgula!” demek, bu minvalde daha isabetli olacaktır.  

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar