EN ÖLÜMCÜL VİRÜS: SAVAŞ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

EN ÖLÜMCÜL VİRÜS: SAVAŞ

EN ÖLÜMCÜL VİRÜS: SAVAŞ

Servet KIZILAY

Corona Virüsü dünyayı çok büyük paniğe sevk etti. Her şey global bir şekilde birbirini tetikledi. Devletler, toplumlar, ekonomiler sarsıntı içinde. Komplo teorileri havada uçuşuyor.

Belirsizlik, korku, çaresizlik vb gibi psikolojik çalkantı insanlar arasında kıtalar geziyor. Köydeki teyzeler bile dünyanın öbür ucundaki “corona virüs ölüm oranlarını” takip ediyor. Gözler TVlerde hergün rakam açıklanıyor. Gelişmeler, küçük bir “Mahşer” provasını andırıyor.

Peki ama neden bunca panik, bunca “mahşer” tepkisi? Neden başka şeyler -mesela Savaş gibi daha büyük şeyler- insanları bunca etkiyle sarsmadı?

İlk önce savaşla virüs arasında insanların tepkisine bakalım: iki temel pratikten dolayı virüse tepki savaştan daha büyük oldu:

1) Virüs, “sınırsız”dı; yani hem fiziki coğrafya anlamda hem de insani cinsiyet-yaş-statü vb anlamında fakat savaşın her zaman bir sınırı vardı.

2) Virüs “belirsiz”di yani hedef alacağı insan kestirilemez açıklıktaydı fakat savaş her zaman belirli kişileri öldürürdü; mesela, savaş bölgesindeki asker ya da halk vb gibi.  

Ayrıca savaşa karar verenler genelde savaşta ölmezken, virüste böyle bir ayrım ve ayrıcalık bulunmuyordu.

Bunlara ilave edebileceğimiz başka bir durum daha var tabii ki: Bir düşünürün de haklı olarak gösterdiği gibi “İmaj ve algıların (simülasyonların)” içinde “gerçeklik dünyasını” yaşadığını sanan insanlar. Artık insanlar ölümün bile iyi pazarlananından korkuyorlar.

Tüm TVler haberler, uzmanlar, konuşmacılar, söylemler.. vb sonuçta bir “mahşer” pazarı yaratıyor ve ne gariptir ki; daha ölümcül daha gerçekçi olan savaş olgusunu saklayabiliyor.

Oysa Savaş ne kadar saklanırsa saklansın tüm yıkıcılığıyla ortada duruyor ve en ölümcül virüs olarak dünyamızı karartıyor. Savaşın daha ölümcül olduğunu şöyle anlatılıp ispatlanabilir: Madem günümüzde Bilimsel kanıtlar, ısrarla sayısal verilere dayanıyor ve dayanmak da istiyor o halde bizler de savaş ile virüs arasında bir karşılaştırma yapmak ve hangisinin daha fazla (kantitatif olarak) insan öldürdüğünü ortaya koymamız gerek.

Şimdi; Corona Virüs, Mart ayının (2020) sonuna kadar yaklaşık 34 bin küsür insanın canını aldı.

Oysa gözümüzün önünde ABD, Irak’ta 17 yıldır yaptığı katliamlarla yaklaşık 2 Milyon insanı katletti. Irak’ta ondan önce İran-Irak savaşında 8 yıl boyunca ; 1.5 Milyon insan hayatını kaybetti. Ondan daha önce de Irak, 19 yyda Emperyalist savaş ve işgallere maruz kaldı. Kimse Afganistan’ı bahsetmiyor bile.

Çünkü sıradanlaştı. Afganistan’da savaş olmayan yıl yok. İngilizler eskiydi; günümüzde 1978 iç savaşından beri taş üstüne taş, baş üstüne baş kalmadı. Yalnızca terör devleti ABD, Afganistan’da 19 Yıldır fiili olarak kan döküyor. Ölü sayısı,  tam olarak nicel verilerle belirlenemiyor.

Suriye’de 2011 den beri süren savaşta; yaklaşık 1 Milyon insan katledildi. Kısacası: Corona Virüsün yalnızca bahsi edilen üç ülkedeki ölü sayısını yakalayabilmesi için 200-300 yılın üstünde sürmesi ve sürekli insan öldürmesi gerekiyor.

Dünya Sağlık Örgütünün verilerine göre; dünyada her 5(beş) saniyede 1(bir) Çocuk açlıktan-ilaçsızlıktan ölüyor, bu zalim dünyaya gözlerini açmadan yumuyor fakat bu nesnel-maddi-niceliksel gerçek, corona kadar insanları sarsamıyor. Savaş ise tüm ölümlerin üstünde. Hiçbir şey onu geçemiyor. Ülkemizde Corona Virüs hassasiyeti gösterenlere baktığımızda tablo daha iğrenç hale geliyor:

  1. Halkı koronaya karşı bilinç vermeye çalışan ve çok duyarlı olan; Üniversiteler-Akademiler-Aydınlar, şiddet-savaş lobilerinin + Gladyo yapılarının yardım ve yatakçılığını üstlenenler aynı zamanda. Buna Medyayı eklemek gerek.
  2. Halkı koronaya karşı uyaran “Evde Kal!” gibi kampanyalara destek veren; Cemaatler-Vakıflar-Dernekler-Odalar-STKlar, savaşı en hararetli isteyenler, tüm güçleriyle savaşı meşrulaştıranlar ve katkı sağlayanlar. Bunlardan bazı İnsani Yardım kuruluşları cepheye silah taşıyacak kadar “savaşçı”.
  3. Camileri halk sağlığı için kapatıp Koronaya karşı en üst tedbir almaya çalışan, bu virüsle hayatlarını kaybedenler için gece vakitleri sâlâlar okuyan Diyanet; savaşa helal fetvası veren bu amaçla “Fetih” Sûresi okuyan kurum. Yani savaşı hem de Müslüman bir ülkeye karşı kutsayarak Corona virüs kadar hassasiyet göstermeyen kurum.

İğrençlik listesi uzayıp gidiyor….

Şayet Evrim teorisi doğruysa yani insanların maymundan geldiği(evrimleştiği) doğruysa bu evrim teorisi için ortada açıklaması gereken başka büyük bir sorun var: ‘neden insanların (tekrar) maymuna döndüğü?’ Yani tersine evrimin nasıl mümkün olduğu. İşin bu kısmı ise, hayli zor.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar