DIŞ-MİHRAKLAR VE SİYASAL ŞİZOFRENİ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

DIŞ-MİHRAKLAR VE SİYASAL ŞİZOFRENİ

DIŞ-MİHRAKLAR VE SİYASAL ŞİZOFRENİ

Servet KIZILAY

“Dış-mihraklar” söylemi; çatışma teorilerinin, şiddetin- savaşların meşruiyet motorudur.

Peki “dış-mihraklar”  diye bir şey yok mudur?

Tabii ki vardır: Mesela; ABD askeri operasyonlarla gözümüzün önünde Irak’ı yok etti, 1.5 Milyon insanın katledilmesinde baş aktör oldu.

Afganistan yine aynı felaketle bitirildi. Öteyandan yakın dönem siyasal tarihe bakıldığında; 1945 ten buyana (Bosna hariç) tüm savaşlar, Avrupa dışında gerçekleşti.

Bu ise, “dış-mihrak”tan şüphelenmeyecek gerekçe sunar fakat burada asıl sorun, “dış-mihrak” üzerinden kurulan ve yürütülen şizofrenidedir.

Türk Modernleşmesine failler (pratikler) üzerinden ve siyasal merkezli bakıldığında ilk çöpe atılacak şey, “dış-mihraklar”dır. “Dış-mihraklar” denilen söylem ve tezler, bu alandan izlenildiğinde altı tamamen boşaltılmış, sınırları iyice silikleştirilmiş bir yığından ibarettir.

Türk Modernleşmesinde olduğu gibi genel olarak Şark’ın modernleşmesinde benzer tipik şizofrenlere, ahlaki olarak Şark kurnazlığına, sahtekarlığa..vb rahatlıkla rastlanır.

İlk siyasal şizofrenik belirti; şiddet-  savaşı sürdürme biçimindedir: Devlet(ler)  “Dış-mihraklar” dediklerinden her türlü silah alırlar; ekonomik, siyasal ve bir çok alanda da ilişkiye geçerler ve sözde “iç-mihrakları” yok ettiği ölçüde “dış-mihrakları” yendiklerini, dize getirdiklerini iddia ederler.

İkinci siyasal şizofrenik belirti ise; daha karmaşık bir sosyo-kültürel hegemonyayı sürdürme biçimindedir: Devlet yönetimi, seçkin aileler, seçkin sınıf- zümreler sürekli olarak “dış-mihraklara” benzerken ve benzeme oranları artarken, alta (yönetilenlere) doğru “iç-mihrak” yaftasını (vatan hainliği, maşa, piyon, kukla, tetikçi vb) o denli bir artırma eğilimi gösterir.

Avrupa’da kariyer yapmamış, bir “yabancı” dil bilmeyeni üniversitelerine, devlet kademelerine almayan bir Şark devleti olan ülkemiz, “dış-mihrak” edebiyatı pompalıyor. İnsan sormadan edemiyor. Madem “dış-mihraklar” kötü, neden sadece bu “kötülüğü” başta devlet büyüklerimiz olmak üzere bazı seçkin-elitler yapabiliyor?

Neden bu “kötülükte” ısrarlı yarışıyor? Ve neden “dış-mihraklar” hayali bir sabiteye sahipken, “iç-mihraklar” sürekli olarak konum değiştiriyor ve böylelikle Cumhuriyet tarihi boyunca devlet, milyonlarca “iç” düşman üretebiliyor?

Şimdi “dış-mihrak” zokasını yutmamak için iki ders çıkarmak gerekiyor:

1- “İç-mihrak” diye bir şey yoktur. Yalnızca ekonomik, sosyal, kültürel hakları yeterince alamamış yani “dış-mihraklara” yeterince benzeyememiş - Şark devletlerindeki elitler, seçkinler gibi- insanlar, gruplar, kitleler, talepler vardır.

2- Kim insanlara şiddeti-savaşı gösteriyorsa, yok etmek için sürekli hedefler öne koyuyorsa, Çatışma teorileriyle toplumu harlıyorsa (kin-nefret üretimi ve her türlü yaftalama için), mutlaka ve muhakkak kendisi ve ailesi bu durumdan çok uzak bir yerdedir. Kendini her zaman “dışarıda” tutar fakat nedense bir türlü “mihrak” olamaz.

Kim “iç-mihrak” diyorsa; kendisi “dış-mihraklara” benzediği içindir.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar