DARBE: DEĞİŞMEYEN DÖNGÜ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Servet KIZILAY

Servet KIZILAY

dibacedergisi@gmail.com

DARBE: DEĞİŞMEYEN DÖNGÜ

DARBE: DEĞİŞMEYEN DÖNGÜ

Servet KIZILAY

Ülkede akıl tutulması, ileri boyuta ulaştı. Bu ileri boyut, akıl ve ruh sağlığını kaybetmiş hastalar diye bildiğimiz normal bir delilik de değil. Bazılarına çok ciddi avantajlar, kazançlar sağlıyor. Yani ülkede deli rolü yapanlar var.

Peki kim bunlar? Nasıl rol oynuyorlar?

Öncelikle nasıl rol oynandığına sonra bunların kim olduğuna bakalım:

Darbe konusunda Akıl tutulması (yapay delilik) genel olarak şöyle işliyor; hem darbeyi hazırlayan her türlü siyasal anlayış ve yöntem hararetle savunuluyor hem de ortaya çıkan darbeye itiraz ediliyor. Şiddet ve savaşı siyasal yöntemin biricik yolu olarak görenler, darbeden şikayet ediyor. Ülkede sürekli iç-mihrak (hain-terörist-maşa-piyon-kukla-işbirlikçi..vb) “öteki”, “düşman” ürenler, darbeden nefret ediliyor. Bütün anti-demokratik uygulamaları “hikmetli” bir açıklamayla meşrulaştıranlar, darbeyi önlemekten dem vuruyor. Bunların hepsi yapay deliliğin rollerini gösterir.

Barış’tan bahsedenlere “Terörist” diyen, barışı terörist bir stratejiye indirgeyen dünyada tek ülke kalmış olabiliriz. Bu durumda Afrika ya da Latin ülkeleri geçmenin gururunu yaşayabiliriz.

Şimdi Akıl tutulmasında başı çeken, bu yapay deliliği üretenlerin kim olduklarına bakalım: Türkiye’de başta; Üniversiteler-Akademiler-Aydınlar- Medya her zaman Gladyo yapılara hizmet etmiş, anti-demokratik uygulamaların hayatımızda normalleşmesini sağlamıştır. Hizmetleri bazen dolaysız (açık) bazen de dolaylı (kapalı) şekilde yürümüştür. Barış zamanında konuşmaktan çekinen bu kişi-kurum-kuruluşlar, silahlar patladığında zaten ilkönce  susanın düşünce olduğunu çok iyi bilirler. Buna rağmen hiçbir şartta konuşmazlar fakat “ifade özgürlüğünü” sonuna kadar savunur gibi yaparlar (rolün kralını sergilerler). Biraz daha somutlaştıralım: Ülkede 40 yıldır bir savaş var.

40 yıldır aynı üniversitelerin-akademilerin buna karşı söyleyebileceği 40 Adet çalışmaları yok, 40 Adet Projeleri yok, 40 Adet alternatifleri yok. Kürtleri tanımlarken; terörist-maşa-piyon-işbirlikçi-kukla-Hain vb kavramları kullanmayan bir adet akademisyen bulmak nerdeyse imkansız fakat bunlar hepsi “darbe” karşıtı nutuklara sahip. Bu durum, Türkiye’de üniversitelerin-Akademilerin- Aydınların sadece (entelektüel) seviyelerini değil aynı zamanda ahlaki pozisyonlarıyla ilgili çok şeyler anlatır.

Medya, yıllardır ülkenin parlementosunda yer alan resmi parti sözcülerine, milletvekillerine ekranda yer vermedi, onları dinleme ihtiyacı hissetmedi fakat sorsan o da Darbeden rahatsızdır.

Cemaatler-Vakıflar-Dernekler-Odalar-STKlar hepsi görevliymiş gibi çalışır, sivil olmaktan ve sivil kalmaktan haz etmezler, üzerlerinde her zaman gizli üniformayla dolaşırlar, teskere alamamışlardır fakat onlar da Darbe’yi kınarlar.

Darbe bir sonuçsa eğer; o sonucu ortaya çıkaran şartları ve Şark kurnazlarını konuşmak gerekir. Çünkü bunlar kasıtlı planlanmış organize edilmiş yapay bir delilik rolüyle Darbenin ayakçısıdırlar. Dolayısıyla bir “tetikçi” “işbirlikçi” varsa, aranacaksa, illa budur diye gösterilecekse, adres G.kurmay ya da kışlalar değildir; kışlalaşmış siyasal anlayıştır, onu düzenli üreten yapılardır, ağzını açtığında seni kamplara ayırıp yaftalayan (bugün “Kürtçü” “Fetöcü” moda), bundan nemalanandır, tezgahı bunun üzerine kuranlardır.

Kısacası:

Ülkede; entelektüel seviye ve namusun olmadığı Üniversiteler-Akademiler; işi gücü manipülasyon olan Medya; yalnızca devlete proje-akıl satan Aydınlar, taşeron gibi çalışan Cemaatler-Vakıflar-Odalar-STKlar bulundukça, darbenin sınırları hep muğlak kalacak, bir döngü ya da kader gibi üzerimize sarılacaktır. Lakin bu yapılar tüm farklılıklarına rağmen ortak bir yön taşır: Hepsi görevlidir, sivil olmaktan çok uzaktadır. Üzerlerinde bunca gizli üniforma taşıyanların bulunduğu bir ülkede; Darbe’nin çokta yapılmış olduğunu söylememek, başka bir akıl tutulmasıdır.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar