İZMİR’DEKİ DEPREM VE SAKARYA’NIN GELECEĞİ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Safa POLAT

Safa POLAT

safaplt@gmail.com

İZMİR’DEKİ DEPREM VE SAKARYA’NIN GELECEĞİ

İZMİR’DEKİ DEPREM VE SAKARYA’NIN GELECEĞİ

Safa POLAT

Cuma günü tüm Türkiye İzmir’de yaşanan deprem ile sarsıldı.

6,6 şiddetindeki deprem ben köşemi yazdığım esnada 58 can kaybına ve 930 yaralıya ulaşmıştı.

İzmir'e büyük geçmiş olsun. Allah ölenlere rahmet etsin. Yakınlarına sabır versin. Yaralılara ise şifalar nasip etsin.

Depremi en iyi biz anlarız. O acıları biz Adapazarlılar hissederiz.

Günlerdir tüm vatandaşlar gibi  bende ekranlardan acı faciayı takip ediyorum.

Her enkazda gözümün önüne 17 Ağustos 1999 gecesi geliyor.

Her detayda 20 yıl öncesine gidiyorum.

Ama bu tüm bu görüntülerin, manzaraların ve mazideki acı hatıraların yanında aklımda feci bir soru?

Peki biz yeniden ne zaman haber kanallarında felaket bölgesi olacağız?

Sakarya ne zaman televizyonlara yeni bir afet ile çıkacak hiç düşünüyor musunuz?

*** *

Türkiye’nin en büyük doğal afetinin yaşandığı yer olarak gündeme gelmemizin üzerinden tam 20 yıl geçti.

20 yıldır deprem dendiği zaman hala Kocaeli, Düzce ve Sakarya ismi herkesin aklında.

Yeni bir deprem koşar adım geliyor.

Hatırlayın…

1943 Depremi: 6,4 şiddeti

24 yıl sonra: 1967 depremi: 7,1 şiddeti

32 yıl sonra: 1999 Depremi: 7,4 şiddeti.

Ve….

Sırada yeni bir deprem var.

Şiddetini ve zamanını bilemiyoruz.

Ve bu deprem öyle şakaya gelir bir şey değil.

Mesela İzmir’de depremin sembolü olan yerler var ya…Apartman isimleri.

Rıza Bey Apartmanı, Doğanlar Apartmanı, Yılmaz Erbek apartmanı gibi.

İşte Sakarya’da böyle apartman isimlerine gerek olmayacak.

Çünkü Sakarya depreme halen o kadar hazırlıksız ki, yıkılacak bölgelerin isimleri bile yetecek.

17 Ağustos’ta Şeker Mahallesi, Adnan Menderes Caddesi, Çark Caddesi, Yenicami Bulvarı gibi, önümüzdeki depremde de bölgesel yıkımlar dönecek haber bültenlerinde.

Tüm Türkiye ağlayarak bizim trajedimizi izleyecek.

*** *

Televizyon kanalları mikrofonları bize uzatacak.

Şu an canlı yayınlarda izlediğiniz enkaz kurtarma görüntülerinde kurtarılmayı bekleyenler biz olacağız.

Çorba kuyruklarına girecek, sesimi duyan var mı diye bağıracağız.

Enkaz önünde yakınlarımızdan güzel bir haber bekleyeceğiz.

Yardım kuyruklarına gireceğiz.

Çadır kentlere geri döneceğiz.

Toplu mezarlara yeniden şahit olacağız.

Elektriklerimiz kesilecek, sularımız gidecek, evlerimizden ayrulacağız.

20 yıl önceki gözyaşlarımızın tuzu, bu kez daha katmerli inecek dudaklarımıza…

*** *

Canlı yayınlarda “Sakarya 1999 depreminde yıkılmasına rağmen neden riskli binalara bir şey yapılamadı” sorusunu yanıtlayacak uzmanlar.

Yöneticiler ama diyecekler, lakin diyecekler ama net bir cevap veremeyecekler.

1999’da büyük hasar almasına rağmen bir şekilde raporları uydurulup halen oturulan binaların çökmesi televizyonlarda skandal olarak gösterilecek.

Adapazarı’nın 1 metre kazsanız su çıkan bir zemine sahip olduğu bangır bangır bağırılacak televizyonlardan.

Aradan geçen bu kadar zamana rağmen bu riskli binaların felakete yol açtığını söyleyecekler.

Biz yine gazeteciler olarak ölmez sağ kalır yada enkaz altında olmazsak canlı yayınlara bağlanıp Türkiye’ye durumumuzu anlatacağız.

1999 depreminden hiç ders çıkarılmadığını söyleyeceğiz.

Acılardan bahsedeceğiz.

*** *

Televizyonda İzmir’i izlerken aklıma işte bunlar geliyor.

Bizim afetimiz, bizim yıkımımız, bizim acılarımız canımı sıkıyor, korkutuyor.

Biz bir deprem şehriyiz.

Veriler ortada bakın MTA verilerine göre Sakarya’da 55 adet diri fay bulunuyor.

Sakarya ilinin tamamı AFAD’ın Deprem Tehlike Haritasına göre 1.Derece Deprem Bölgesinde bulunuyor.

1999 depreminde büyük yıkıma yol açan Kuzey Anadolu Fay Hattının Kuzey Kolunun haricinde 253 yıldır bir hareket görülmeyen Marmara Denizi altından geçen fay hattı var.

Bu fay İstanbul Depremi için konuşulan meşhur bölge.

Orhan Cami kitabesine göre 1894’te Marmara Denizi altındaki ikinci bir fay kırılması ile oluşan deprem Adapazarı’nda büyük yıkıma yol açmış. Yani beklenen İstanbul Depremi Sakarya’da da büyük bir hasara yol açacak.

Geyve-Mekece-İznik-Bandırma hattından geçen fay hattı da Sakarya için tehlikeli.

1943 depremine neden olan Hendek Fayı da yine tehlikeli.

SAÜ Afet Yönetim ve Uygulama Merkezi’nce geçtiğimiz yıl yayınlanan bir yazı tehlikeyi çok açık bir şekilde dile getiriyor: “Kuzey Anadolu Fay Hattının, Sakarya ili içinde ve yakın civarında uzanan bazı fay parçaları, yaklaşık  7 büyüklüğündeki depremlerin tekrarlanma süreleri açısından ortalama süreyi ya doldurmuş ya da yakın gelecekte dolduracaktır”

Uzmanlar açık açık deprem geliyor diye bağırıyor yani.

Bu kadar hazırlıksız bir şekilde yeni bir depremi bekleyemeyiz.

Ben bu yazıyı yazarken emin olun korkuyorum.

Depreme gerek yönetimler gerek siviller olarak hazırlıklı olduğumuzu düşünemiyor ve endişeleniyorum.

Toplanma bölgelerimizi bilmiyoruz.

Deprem acil müdahale istasyonlarımız yok denecek kadar az.

Deprem yorgunu binlerce binanın içinde, yanında, çevresinde yaşıyoruz.

Çok katlı kâbusu halen devam ediyor.

Kentsel Dönüşüm projelerinde depremi değil, estetik kaygıları gözetiyoruz.

Büyük tehlikenin farkına varamıyor, başımıza gelmek için şafak sayan depremi göremiyoruz.

İzmir depremi Sakarya için belki de son uyarılardan biri.

Eğer bu uyarıyı dikkate almazsak felaket bizim için gelecek.

Hep birlikte Sakarya’yı depreme hazırlıklı hale getirmezsek binlerce can yitecek, binlerce bina yıkılacak ve Sakarya yeniden yerle bir olacak.

Artık zaman, tehlikeyi normal cümlelerle tanımlama zamanını çoktan geçti.

Durum vahim, tehlike büyük.

Gazetecisinden siyasetçisine, bürokratından öğretmenine, esnafından emeklisine kadar herkes üzerine düşeni yapmazsa, binlerce ölünün vebali üzerimizde olacak.

Belki bu yazı için tepki çekeceğim.

Felaket senaryomun bir öngörü olmasından ötürü yüklenecekler bana.

Varsın yüklensinler.

Biz şimdi, bu kenti depreme hazırlayamayan her bireyi eleştirmezsek, bir felaket sonrasında ne yaparsak yapalım beyhude.

Deprem kapımızda.

20  yıllık mesafeden koşa koşa geldi.

Biz evde şarkı söylemeye devam edeksek tek dileğim, dudaklarımızdaki son sözün Kelime-i Şehadet olması.

 

 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar