Rahmi VİDİNLİOĞLU

Rahmi VİDİNLİOĞLU

rvidinlioglu@gmail.com

DEVLET MANAVLIK YAPAR MI?

DEVLET MANAVLIK YAPAR MI?

Rahmi VİDİNLİOĞLU

Yerel seçimlere çok kısa bir süre kalmış olmasına rağmen, Ağustos 2018 den beri süregelen ekonomik sıkıntılar, halkın gerçek gündeminin seçimden çok ortaya çıkan aşırı hayat pahalılığı olmasına sebep oldu. Özellikle gıda fiyatlarında gerçekleşen yükselişler günübirlik hayatı doğrudan etkilediği için halkın büyük kesiminde güçlü bir tepkiye yol açtı. Muhalefetin de bu sıkıntıları siyasi anlamda bir argüman olarak kullanması bu sıkıntılara acilen bir çözüm bulunmasını mecburiyet haline getirdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatları doğrultusunda belediyeler, halka maliyetine sebze meyve satışı gerçekleştiren Tanzim Satış merkezleri kurmaya başladılar ve bu ani hamle sonrasında tüm piyasadaki sebze meyve fiyatları bir anda düşerek vatandaşın gönlünü ferahlattı.

Vatandaşın derdinin seçim değil can yakan pazar fiyatları olduğunu söyleyerek sürekli olarak muhalefet yapan partiler beklemedikleri bu hamle karşısında şaşkına döndüler. Çünkü bu, onların düşüncesine göre, çözülemeyecek bir problemdi ve bu sorun devam ettikçe, halkın, hükümeti yönetmekte olan AK Parti'nin adaylarına oy vermeyeceğini, böylece kendilerinin yerel seçiminde daha başarılı olacağını umuyorlardı.

Halkın tepkisi gerçekten gün geçtikçe artıyordu fakat hükümetin yönlendirmesi ile belediyeler vasıtasıyla başlatılan bu satışlar halkın düşüncesini hızlı bir şekilde değiştirmeyi başardı. Hayat pahalılığı nedeniyle oy tercihlerinin AK Parti'den yana olmayacağını apaçık dile getiren seçmen kitlesi fikrini değiştirmek zorunda kaldı. Seçmen zaten mevcut AK Parti yönetimlerinden memnundu ancak oluşan ekonomik sıkıntılar ve en önemlisi de gıda fiyatlarındaki artışlar mevcut istikrara yönelik güveni zedelemişti.

İktidarı zor durumda bırakacak başka malzemesi kalmayan muhalefet, Dünya’nın her yerinde ayakta alkışlanacak bir uygulama ile halkın temel gıda ihtiyaçlarının belediyeler vasıtasıyla ucuz bir şekilde temin edilmesini de yoğun şekilde eleştirmekten geri durmadı.

Muhalefet elbette yapılır ve siyaset neticede muhaliflerin dile getirdiği sorunlar vasıtasıyla daha kaliteli bir hale gelir. Ancak eleştirilecek hiçbir tarafı olmayan, halkın tamamını doğrudan ilgilendiren bir konuda yapılmış başarılı bir iş böyle yerden yere vurulursa bunun adı muhalefet değil tek kelimeyle kindarca bir düşmanlık olur.

Daha düne kadar halkın haklarını savunmak adına hayat pahalılığından şikayet eden ve halkın çarşı pazar fiyatları dolayısıyla çok zor durumda olduğunu dile getiren, yerel seçimlerdeki oy taleplerini adeta bunun üzerine kuran muhalefet partileri şimdi de bu problemin apaçık bir şekilde çözülmüş olmasını göre göre çözüm metoduna karşı çıkıyor devletin manavlık yapamayacağını savunuyorlar.

Yok öyle bir şey!

Devlet halkın ihtiyaç duyduğu her alanda sorumluluk sahibidir ve halkın tamamını ilgilendiren gıda fiyatları gibi bir konuda, özellikle zincir süpermarketler tarafından suni bir şekilde yükseltilen fiyatlar söz konusuyken, durup bunu seyredemez. Şu an olduğu gibi tanzim satış noktaları kurarak hem halkın bu noktalardan ucuz alışveriş yapmasını sağlayabilir hem de bu şekilde ucuz fiyata satılan ürünler varken satış yapamayacağını anlayan marketlerin çok hızlı bir şekilde fiyatları düşürmesine sebep olur. Zaten tanzim satış başlar başlamaz daha önce atmosferin dışına kadar yükselmiş olan fiyatlar halkın erişebileceği seviyelere geri düştü. Bu hızlı düşüş bile fiyatların nasıl suni bir şekilde yükseltilmiş ve müdahale edilmesinin şart olduğunu göstermeye yeter de artar bile.

Tanzim satış sistemine karşı çıkanlar belediyelerin hangi alanlarda hizmet verdiğini gerçekten bilmiyorlar mı?

Belediyeler para kazanmak için değil öncelikli olarak halka hizmet götürmek için birçok ticari faaliyet yürütürler. Bunların başında halkın ucuz ulaşım hizmeti almasını sağlamak için belediye tarafından neredeyse kar etmeden gerçekleştirilen otobüs metro ve bunun gibi seferlerdir. Çıkıp bir kere bile “ Devlet otobüsçülük yapar mı? Ne alakası var? Bırakın dolmuşçular kafalarına göre yürütsünler bu işi…” denmemiştir ve denilemez çünkü halkın buna çok ihtiyacı olduğu apaçık ortadadır.

Yalnızca bununla sınırlı mı? Belediyeler çalışan anneler için ücretsiz kreşler açarlar zararına da olsa kadınlara destek olabilmek adına böyle bir hizmet sürdürülmektedir. “ Ne gerek var kreşe?! Vatandaşın parasını niye havaya saçıyorsunuz?! Devlet çocuk bakıcılığı yapar mı?!” denilemez, çünkü bu, belediyenin görevleri arasındadır.

Yazın halk plajı açar, ücretsiz mesire yerleri, uygun fiyatlı kafeteryalar işletir. Nikah Sarayları işletir, halk bedavadan biraz pahalıya düğün yapar orada. Çıkıp “Devlet Düğün Salonu işletir mi?! Kapatın bu nikah saraylarını!” denilemez. Ücretsiz sanat ve meslek kursları açar, gencine yaşlısına hem eğitim verir hem kültürel anlamda geliştirir. “ Devlet kurs açmasın, özel kurslar var, devletin ne alakası olur bu işle?!” denilemez.

Bunların hepsi halkın ihtiyaçlarıdır ve bir şekilde karşılanmaları gerekmektedir. Belediyeler bu ihtiyaçları kar amacı gözetmeden öncelikli amacı hizmet olacak şekilde gerçekleştirmektedir. Tıpkı tüm bu diğer saydıklarımız gibi ucuz meyve sebzeye ulaşmak da halkın en aciliyet taşıyan ihtiyacı haline gelmişse elbette belediyeler ellerindeki birçok imkanı kullanarak bu alanda tanzim satış noktaları ile halka hizmet götüreceklerdir.

Eleştiriler iki ana başlıkta toplanıyor. Birincisi kuyruklar. Elbette, piyasa fiyatının çok altına satış yapıldığı için, halkın çok yoğun bir ilgisiyle karşılaşan tanzim satış merkezleri önünde uzun kuyruklar oluştu. Bu hiç şaşırtıcı bir durum değil. Tıpkı halkın ulaşım ihtiyacını en ucuz ve en kolay yoldan sağlayan İstanbul'daki metrobüs uygulamasının başladığı günden beri kocaman kuyruklarının olması gibi bu hayatın bir gerçeği.

Muhalefet halkın kuyruklara mahkum edildiğini ileri sürüyor ancak halk bu kuyruklarda gönüllü olarak beklemekte ve ucuza alışveriş etme imkanı yakalamak istemektedir. 1970'lerdeki tüp, yağ, şeker kuyrukları gibi KITLIK sebebiyle değil yalnızca daha ucuz olduğu için halk bu kuyruklarda beklemektedir. Ülkemizde herhangi bir kıtlık bulunmamaktadır ve hükümet bu uygulamayı fiyatların normal seviyelere inmesi için hizmet olarak halka sunmaktadır, halk bu kuyruklara girmek mecburiyetinde değildir.

İkinci eleştiri noktası ise bunun kısa vadeli bir çözüm olduğu, devletin tarım politikalarını değiştirmesi gerektiği yönünde. Fakat zaten hükümet de bunu reddetmiyor ve hem orta hem de uzun vadeli daha farklı önlemlerin alınmaya başlandığını ısrarla dile getiriyor. Kısa vadede halkın ihtiyacı olan ucuz sebze meyve erişme şansının sağlanması adına bu uygulamanın hayata geçirildiği belirtiliyor. Muhalefet uzun dönemde çözüm olmayacaksa kısa dönemde de hiçbir şey yapılmasın demeye getiriyor. Yangın bu kadar büyümüşken önce kontrol altına alınmalı ardından tamamı ile söndürülmelidir. İktidar tecrübesi bulunmayan,iktidara gelmek için çabası dahi olmayanlar yangının nasıl söndürülmesi gerektiği konusunda sadece ahkam kesmekle yetiniyorlar.

Muhalefet istediği kadar itiraz etsin, halk ucuza alışveriş yaptığını gördüğü için artık onları dinlemeyecek ve kendi ekonomisini düzelten Ak Parti’nin adaylarına daha yakın duracaktır.

Muhalefet işte bu yüzden bütün halkı ilgilendiren böylesi sevindirici bir gelişmeyi cılız ve yersiz bir şekilde eleştirmeyi tercih ediyor. İktidarı yıpratabilecekleri başka bir argüman sahibi olmadıkları için halkın ucuz meyve sebzeye erişmiş olmasını kendileri için bir mağlubiyet olarak görüyorlar.

Yoksa vicdan sahibi herkes halkın tamamının rahatlamasını sağlayan, toplumsal huzur ve refaha katkı sunan bu gelişmeyi memnuniyetle karşılıyor.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar