İbrahim BULUT

İbrahim BULUT

bulutibrahim@gmail.com

SAKARYA’NIN GELECEĞİ, TOÇOĞLU VE YATAY MİMARİ!

SAKARYA’NIN GELECEĞİ, TOÇOĞLU VE YATAY MİMARİ!

İbrahim BULUT

Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu dün akşam, 9 yıllık görev süresiyle ilgili geniş katılımlı bir toplantı yaptı. Toçoğlu bu toplantıda net ve çarpıcı örnekler verdi.

Neler yapıldığını ve bundan sonraki projelerinden bahsetti. Konuşmadan önce yayınlanan videoda ise bugüne kadar hayata geçirilen hizmetler anlatıldı.

Fakat benim asıl üstünde durmak istediğim konu biraz daha farklı… Başkan Toçoğlu’nun bir süredir üzerinde durduğu o sihirli iki kelime. O iki kelimeye birazdan değineceğim.

*     *     *

Hepsine bir bahane bulup kendi üslubumuzca eleştirebiliriz….

Yatırım diye sayılanları umursamaz çok daha fazlasının hayalini kurup, yapılanlara burun bükebiliriz! Eleştirirken kantarın topuzunu da özellikle kaçırabiliriz…

Bunların hepsi mümkündür ve daha da önemlisi normaldir.

Kimisi siyasi görüşünden, kimisi kaşının üzerinde gözü olduğundan, kimisi de işine gelmediğinden yapılanları beğenmez, içten içe beğenen de açık açık dile getir(e)mez…

Giriş biraz muamma gibi olsa da asıl konunun tam da içinden geçiyorum şu anda.

Depremin ağababasını görmüş ve tam olarak yerle bir olmuş bir Sakarya’dan bahsediyorum… O günlere dönmek veya karanlık anılarımızı yeniden yeşertmek değil amacım elbette!

*     *     *

Dün akşam yapılan toplantı öncesinde beklentim farklıydı ancak beklentilerimin sınırlarını epey aşan geniş katılımlı bir toplantı planlandığını salona girdikten hemen sonra fark ettim.

Alışılagelmiş basın toplantıları genellikle rutinin dışına çok zor çıkar ve sıkıcılıktan öteye geçtiğine pek az şahit oluruz.

Başkan Toçoğlu’nun dün akşamki toplantısında, ilçe belediye başkanları, işadamları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, siyasiler, basın derken büyük fakat düzenli bir kalabalık vardı. Program hızlı başladı ve başladığı hızda da sona erdi.

*     *     *

Başkan Toçoğlu’nun anlattıklarını geniş olarak bugün internet haber sitelerinde okudunuz, okumayanlar da yarın gazetelerden takip edebilecekler. Tek tek yapılanları ve toplantıda bahsedilen projeleri burada saymak istemiyorum ama kendime göre önemli ve “çok önemli” gördüklerimi sizinle paylaşmak istiyorum…

*     *     *

Yazının başında değindiğim “sihirli” iki kelimeden bahsetmek istiyorum.

“Yatay Mimari…”

Başkan Toçoğlu’nun uzun süredir sık sık gündeme getirdiği “Yatay Mimari”nin ne olduğunu en iyi Sakaryalılar’ın bilmesi gerekiyor, ama yakın zamana kadar bu konuyla pek ilgilenmedik.

Sakarya’da devasa yapılar yoktu ama yine de 5-6 katlı binalar bile zemini zayıf şehrimizde büyük tehlike yarattılar. 1999 depreminde bu binaların yol açtığı hasarı ve bozulan şehir silüetini yeniden inşa etmek kolay olmadı.

Şimdi Başkan Toçoğlu diyor ki: “Az katlı, yatay mimariyle, hem depreme en büyük hazırlığı yapmış olduk, hem de estetik olarak çok farklı bir şehrin ortaya çıkmasını sağladık…”

Bunları söylerken daha önceki açıklamalarından bildiğimiz gibi kendisine “çok katlıya geçilmesi” konusunda baskıların da olduğunu açıklamıştı!

Yatay Mimariyle pek de alakası olmayan şehrimiz yeni bir mimari anlayış ve dolayısıyla toplumsal bir değişimle karşı karşıya kaldı. Şehrin kalbine hançer gibi saplanan yüksek katlı konutlar yerini sıcak ve çok daha samimi bir ortam sunan yatay mimariye bırakmaya başladı.

Şehir için çok önemli olan bu mimari düşünce tarzının birkaç yıl içinde tamamen Sakarya’ya hakim olmasını beklemiyoruz elbette. Ama Başkan Toçoğlu’nun bu konuda kendisine yapılan baskılara karşı da taviz vermediğini görüyoruz ve ahali olarak bu açıklama ve dik duruştan dolayı memnuniyet duyuyoruz.

Bahçe içinde, komşuluk ilişkileri çok daha iyi ve doğayla barışık bir sistemi savunan / sunan yatay mimarinin Sakarya için bundan sonra vazgeçilmez bir şehirleşme biçimi olduğunu anlamak zorundayız. Aksi halde ne şehrimizin bir kimliği ne de depreme karşı güveni kalır.

İşin özü Başkan Toçoğlu’nun üzerinde sıklıkla durduğu yatay mimarinin Sakarya için “mutlak” derecede önem arz ettiğini kabul edip anlamak zorundayız. Yoksa bu anlayışı bir hayal olarak görüp kısa zamanda terk edersek ki buna maalesef meyilliyiz elimizde ne yaşanacak bir şehir ne de doğa kalacak bunu fark etmeliyiz!

*     *     *

Bazı konularda Başkan Toçoğlu’nun neden “zoru seçtiğini” de merak edenler vardır. Bu konularda da sık sık şehirde suni de olsa gündem oluşmuyor değil…

Elbette örnek vereceğim; Şu Ada Treni konusundaki durum mesela… TCDD daha önce yapabileceğini belirttiği, İstanbul’dan Adapazarı’na gelecek olan Ada Treni’nin Mithatpaşa’dan sonra yer altından Adapazarı Garı’na gelme projesinden vazgeçti. Ayrıca TCDD şehir merkezlerinde hemzemin geçitleri de artık istemediği için eskisine dönme ihtimalimiz de bu konuda ortadan tamamen kalktı…

Sebepleri tartışılır, verimli olmaması, yüksek maliyeti diye sıralayabiliriz. Sonuçta Ada Treni artık Adapazarı Garı’na girmeyecek bu kesinleşti. Ancak Şehrin bir bölümünde bu konuda büyük bir istek var, o kadar ki defalarca haber yapıldı yazılar kaleme alındı hatta pek çok kez imza kampanyaları düzenlendi.

Kişisel olarak Ada Treni ile pek ilgim yok benim için bir önemi de hatırası da yok. Ama bu konuda benim kişisel fikrimin de bir önemi de yok…

Bu konuda hala devam eden büyük bir kamuoyu baskısı var Başkan Toçoğlu’nun üzerinde. Deniyor ki TCDD’yi ikna edin trenimiz yeniden garımıza gelsin! Bu konuda Toçoğlu’nun TCDD üzerinde bir etkisi olur mu? Bunu bilemiyoruz ama bildiğimiz Başkan Toçoğlu’nun böyle bir istek ile TCDD’nin kapısını çalmadığıdır ve bu konuda da haklıdır…

Trafik ile ilgili oluşacak sorunu, eğer tren Adapazarı Garı’na eskisi gibi gelirse bir daha asla çözemeyeceğimizi biliyor Başkan, bu sebeple böyle bir baskıyı veya görüşmeyi de uygun bulmuyor olabilir. Bu konudaki fikrim Başkanın haklı olduğudur.

Toçoğlu, popülist bir yaklaşım gösterip şehirden gelen her isteği kabul etmiyor. Defalarca dile getirdiği gibi “şehrin geleceği” için adımlar atmak istiyor ve bunda ısrar ediyor. Başkan bu konuda kulağının üstüne yatıp her gelen isteği kabul etmemekle aslında zor olanı yapıyor!

Ama Başkan Toçoğlu pek çok projede bizzat muhataplarıyla görüşmeler yapıp neler istediklerini ve onaylarını da alıyor.

Örnekleri var, mesela bir dönem Dörtyol dönüşüm projesi vardı esnaf pek yanaşmadı ve Başkan Toçoğlu’da ısrar etmedi o proje hiç başlamadı. Ama daha sonra Dörtyol esnafının büyük bir bölümü pişmanlık duydu, ama iş işten geçti başka baharlara kaldı…

Benzeri Uzunçarşı rekreasyon projesinde yaşandı. Başkan Toçoğlu Uzunçarşı esnafıyla sık sık bir araya gelip toplantılar düzenledi ve esnafın isteğine en yakın projeyle rekreasyon başladı ve devam ediyor.

İki halde de Başkan Toçoğlu yapılacak projelerde birebir muhatapların görüşünü alıyor ve akılcı olan yol bulunarak yola devam ediliyor.

Yani Toçoğlu aslında şehrin tümünü bir paydaş olarak görüp ortak yönetim anlayışını benimsiyor ve uygulamalarıyla da bunu yaşatıyor.

Sakarya’nın eski hantallığından ve bir nebze de olsa üzerine yapışan mimari kasvetinden kurtulmak için bazen zor kararlara ihtiyacı var. Başkan Toçoğlu yaptığı her açıklamada üstüne basa basa bize gösteriyor ki karşımızda gelecek seçimleri değil gelecek nesilleri hedefleyen bir belediye başkanı var…

*     *     *

Ayrıca dün akşamki toplantıyla Başkan Toçoğlu ve ekibi, 2019 seçimlerinin de startını vermiş oldu.

Toçoğlu’nun önümüzdeki seçimlerde de yeniden Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday gösterileceğini düşünüyorum. Bu konuda üretilmeye çalışılan senaryoların da şimdiden zayıf bile diyemeyeceğim argümanlara bile dayanamadığını seziyorum.

Elbette hiçbir şeyin garantisi yok, özellikle siyasette…  Ama görünen köy de kılavuz istemez.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar