İbrahim BULUT

İbrahim BULUT

bulutibrahim@gmail.com

HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN SİYASETÇİ İSTEMİYORUZ!

HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSAN SİYASETÇİ İSTEMİYORUZ!

İbrahim BULUT

AK Parti biliyoruz ki, toplumun sadece bir kesimine hitap eden bir parti değil. Kitle partisi. Türkiye’de şöyle inananlar böyle düşünenler, şu milletten olanlar “AK Partili’dir” diyemeyiz.

Dindar, seküler, laik, Kürt, Alevi, Çerkez, Laz, başörtülü, başı açık, yaşlı, genç...

Toplumun tüm farklı kesimleri AK Parti’ye teveccüh gösterdi. AK Parti’nin büyük hedefleri olduğuna inandı büyük bir çoğunluk…

“AK Parti iktidarında demokrasimiz daha da güçlenecek…”

“Özgürlük alanları genişleyecek…”

“İnsan haklarına saygı duyulacak…”

“Yolsuzluklar bitecek, bürokrasi azalacak, yasaklar kalkacak, adalet hakim olacak...”

AK Parti’ye, Tayyip Erdoğan’a duyulan güvenin altında bu inanç yatıyordu.

Toplumsal farklılıkların neredeyse tamamının güvenini kazanmak böyle ideallerle sağlanabilirdi. Başka bir şekilde bu kadar farklı kesimlerin güvenini kazanabilmek zaten mümkün olamazdı.

Bir seçimde parlayıp bir sonraki seçimde ki bunların çoğu 2 yılını doldurmamış hükümetlerdi yerle bir olduklarını gördük.

Hatta tabela partisinden öteye gidemediler…

İktidarda kaldıkları sürelerde hayal gibi geldi geçti onlar için.

AK Parti ile toplum arasında böyle bir rabıta kurulmuştu.

Bu araya girmek, Tayyip Erdoğan ile millet arasındaki güçlü ilişkiyi kesebilmek bugüne kadar muhalefet partilerine pek nasip olmadı.

Erdoğan siyasetine en güçlü desteğin verildiği şehirlerden biri de Sakarya oldu.

Sakarya 3 Kasım 2002 seçimlerinden bu yana Recep Tayyip Erdoğan’a olan desteğini arttırarak sürdürdü.

Yine bir seçim yaklaşıyor. Aday adayları ortaya çıkmaya başladı. Lacivert takım elbiseler, renkli kravatlar, siyak parlak ayakkabılar, ziyaretler, büyük sözler...

Hepsi siyasetçiye dair özellikler. Bunlar gelip geçici. Seçimler siyasetin bayramıdır derler. Hoş telaşlardır. Bunları mazur görebiliriz. Ancak çok daha önemli olan şey, seçimlerde yapılan tercihlerin uzun bir süre ülkenin kaderini belirlediği gibi şehrin kaderini de etkilemesidir.

Örneğin, yukarıda da bahsettiğimiz gibi çeşitli ilkesel gerekçelerle Tayyip Erdoğan’a inanan, onun şahsında AK Parti’nin temsil ettiği değerlere inanan iyi niyetli seçmenler oylarını AK Parti’ye verirken kendi milletvekillerini de seçmiş oluyor.

Aslında milletvekilleri Tayyip Erdoğan ve bahsettiğimiz ilkeler üzerinden kendilerine alan açmış oluyorlar. Ancak bu seçilen kişilerin, siyasette aktif olarak yer alan isimlerin AK Parti ilkelerine ne kadar bağlı kaldıkları her zaman tartışma konusu olmuştur.

Kocaali, Hendek, Sapanca, Geyve’deki seçmenler Erdoğan için, partinin temsil ettiği değerler için bu yerel siyasetçilere destek vermek durumunda kalıyor.

Herkes denklemin bu şekilde ilerlediğini bilse de seçildikten sonra siyasetçilerimizde değişik bir takım haller oluyor.

Kerameti kendilerinde bulmaya başlıyorlar. Her şeyi değiştirebileceklerine inanıyorlar. Kendilerini en güçlü kişi olarak görmeye başlıyorlar. Biz siyasetçiyiz, her şeyi biz biliriz, buralar bizden sorulur demeye başlıyorlar.

Aslında ciddi hiçbir konuya el atmadan, risk almadan, yanlış giden işlere ses çıkartmadan, hukuksuz, ahlaksız bir takım ekonomik rant elde etmelere ses çıkartmadan bir dönem geçiriyorlar.

Devletin zerre gücünü eline geçiren bürokratlara daha ses çıkartamadan…

Ankara’da tuttuğunu kopartamadan…

Dere yataklarına, ormanlara, göllere, denize, doğal kaynaklara, yaylalara, caddelere, meydanlara sahip çıkamayanlar, şehrin bereketini kaçıranlara sesini yükseltemeyenler gariban halka, memura, işçiye ukalalık yapmaya başlıyor.

Buna hayır demeliyiz. 2002’den bu yana şehrin desteğini almış Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya listelerini hazırlarken bu gerçekleri göz önünde bulundurmalı. Sakarya’da, hakikatten bu davanın derdini üstlenmiş, vatandaşa saygılı, eleştiriye açık, en ufak vatandaş tepkisinden rahatsız olmayan, yolsuzluk, haksızlık, vicdansızlık karşısında gür sesini çıkartan insanlar olmalı.

Bize, bu şehre, sokaklarda amaçsızca dolaşıp, halkın arasındaymış görüntüsü veren, ancak yaşanan haksızlıklara ses çıkartmayan siyasetçi lazım değil.

Bu şehre adaletin kimsenin şüphe duymadığı, devletin gücüne değil milletin vicdanına güvenen, Allah’a vereceği hesabı düşünerek hareket eden siyasetçi lazım!

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar