İbrahim BULUT

İbrahim BULUT

bulutibrahim@gmail.com

ANCAK BİR BENZERİM ÖLDÜREBİLİR BENİ...

ANCAK BİR BENZERİM ÖLDÜREBİLİR BENİ...

İbrahim BULUT

Gazeteciliğin ne kadar zor, zahmetli, sıkıntılı ve çekilmez bir meslek oluğunu defalarca duymuşsunuzdur eminim.

İşin aslı hiç de öyle değil!

Gazetecilik her şeyden önce tutku ve aşk işidir gerisi bundan sonra kendiliğinden gelir ya da hiç gelmez...

Beni tanıyanlar ya da yazılarımdan takip edenler kendimden bahsetmeyi en azından yazılarımda tercih etmediğimi bilirler. Ender zamanlarda “mecburen” kendimden bahsetmek zorunda kalabiliyorum, şimdi de o “ender” zamanlardan birindeyim ve elbette sizlerle paylaşacağım.

Aman aman öyle uzun uzun anlatıp da vaktinizi almayacağım.

Söz...

 

1984 yılının Eylül ayında rahmetli gazeteci büyüğüm Hüseyin Komite’nin, Çark Caddesi’ndeki Koçak İş Merkezi’nin dördüncü katındaki Sakarya’nın ve belki de Türkiye’nin ilk haftalık yerel spor gazetesi olan Spor’da 54’ün kapısını açıp “Gel bakalım küçük Bulut, gazeteciliğe hoşgeldin” demesiyle başlayan “gazetecilik maceram” 5-6 farklı medya kuruluşunda matbaada gazeteyi basmanın haricinde çıraklık, grafik, tasarım, mizampaj, sayfa sekreterliği, teknik müdürlük, köşe yazarlığı ve genel yayı müdürlüğü ile devam etti.

2012 yılında Adapazarı Gazetesi’nden ayrıldıktan hemen sonra internet gazeteciliği ile tanıştım ve gazeteciliğin bana göre en keyifli haline de bu şekilde tanıklık etme fırsatı buldum.

Dört yılı aşkın Adatavır haber sitesindeki Genel Yayın Müdürlüğümden yaklaşık 2 ay önce ayrılarak yepyeni bir haber sitesinin yani Adayorum’un başına geçtim.

Hazırlık aşamasında Adayorum’un grafiğini tasarlarken, amacım rahat ve sakin okunabilen bir haber sitesi meydana getirmekti. Bu konuda başarılı olduğumu düşünüyorum.

Büyük tutku ve bitmek bilmeyen bir aşkla, ilk günkü heyecanımdan hiçbir şey kaybetmeden devam ettirdiğim bu çok sevdiğim mesleğime bundan böyle Adayorum’da devam edeceğim...

“GAZETECİLİK ZOR BİR MESLEK Mİ?”

Bu sorunun cevabı, pek çok meslek için “evet” veya evete yakın iken gazetecilikte böyle değildir. Elbette mesleki zorlukları ve sıkıntıları vardır ama gazeteciliğin verdiği haz ve doyum inanın pek çok meslekte yoktur.

Bu yüzden hiç bir gazeteci mesleğine tutkuyla bağlı değilse devam ettiremez, tersini bugüne kadar çok az gördüm...

Pek çok meslektaşım zamanında, gazeteciliği bırakıp farklı iş kollarından oldukça yüksek maaşlı işleri denemiş olmalarına rağmen hemen hepsi kazancı aslında pek de iyi olmayan gazeteciliğe dönüş yapmışlardır.

Bir gazeteciyi en iyi yine gazeteci anlar ve bir gazeteciyi en iyi yine bir başka gazeteci “perişan edip yok edebilir...” Burada “yok etmek” derken fiziksel bir durumdan elbette bahsetmiyorum, mesleki olarak manipülasyon ve dezenformasyona meyilli olan gazetecileri yine bu gazeteciliği hakkıyla yapmaya çalışan meslektaşları yani yine gazeteciler “piyasadan siler” yani aslında kelimenin tam anlamıyla “yok ederler!”

Gazeteciliği bambaşka amaçlarla milletine, bayrağına, vatanına saldırmak için kullanan gazetecilerin meslektaşlarından destek bulmaları sanıldığı gibi kolay değildir hatta imkansızdır!

İçimizdeki çürük elmaları ayıklama konusunda epey iyiyiz diyebilirim...

Hazır “24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı”nı kutluyorken(!) bu konulara da “inceden dokunma” ihtiyacını hissettim...

“Basın Bayramı” gazetecilerin önemli bir günü olmasına rağmen gazeteciler, bilinenin aksine bu günü pek de umursamazlar. Çünkü “Gazeteci ve Bayram” kelimeleri yan yana geldiğinde anlamlı bir cümlenin girişi dahi olamayacak kadar alakasızdır...

Türk basınından sansürün kaldırılması dolayısıyla gazetecilere atfedilen bugünün takvimlerde ve yayınlanan bildirilerin haricinde ehemmiyeti yoktur. En azından ben ve yakından tanıdığım pek çok gazeteci için durum böyledir...

Ama siz de “adet yerini bulsun” diye bir putun varlığından haberdar iseniz, sizi de kırmayayım ve “Tüm meslektaşlarımın 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı” kutlayayım ki sonradan “ne fena bi herif bu, kendi bayramını bile sallamıyor” serzenişlerine maruz kalmayayım dimi ama!

“Hapisteki gazeteciler için bir şey yazmayacak mısın?” diye merak edenlerin, merakını elbette gidereceğim ama “tatmin” garantisi veremeyeceğim maalesef!

“Hapisteki gazeteciler” konusunda pek çoğu gibi düşünmüyorum. “Hapisteki gazeteciler” için yazmadan önce mesela “Hapisteki marangozlar, terziler, avukatlar, doktorlar, öğretmenler, oto boyacıları, elektrikçiler, mermerciler, son ütücüler, motorcular, fırıncılar...” ile ilgili de bir şeyler yazmak lazım değil mi?

Birinin mesleği sırf gazeteci diye istediğini yazıp istediği gibi hakaret edemez, ülkesinin gizli dosyalarını başka ülkelere servis edemez, provokasyon yapamaz, halkı kin ve nefrete teşvik edemez...

Ben bilmiyorum ama bunların dışında gazetecilik mesleğini yaptığı için hapiste tutulan meslektaşım varsa elbette bir an önce özgürlüğüne kavuşmasını isterim. Yoksa gazeteciliği “dokunulamaz bir zırh” gibi görüp istediğini yapmaya kendini muktedir sananların suçlu bulundukları taktirde cezalarını çekmelerini isterim. İster gazeteci olsun, ister albay, ister astronot isterse hacı-hoca hiç fark etmez...

Önce adalet...

ADAYORUM’DA NE VAR?

Yeni haber sitemiz de bol bol haber var mesela. Sakarya’daki günlük yerel gazetelerde bile olmadığı kadar kaliteli, çok sesli ve güçlü yazarlarımız var. Yakın bir zamanda oldukça sürpriz isimler de yazar kadromuza katılacaklar.

Habercilik konusunda Amerika’yı yeniden keşfetmiyoruz elbette, ama farklı ve rahat bir okuma ve görsel deneyim sunan sitemiz Sakarya ile ilgili pek çok haber, yorum ve fotoğrafı bünyesinde barındırdığı için okuyucularımızın beğeneceğini umuyorum.

Henüz 15 günlük yayın hayatımız olmasına rağmen, okuyucularımızın ilgisi gün geçtikçe çoğalıyor. Şimdiden Sakarya’da yayın yapan hatırı sayılır ismi olan pek çok siteyi geride bırakmayı başaran Adayorum.com önümüzdeki günlerde çok daha farklı tema ve uygulamalarıyla da haber okumayı adeta bir keyif haline getirecek teknolojik gelişmeleri de okuyucularıyla buluşturacak.

Madem öyle ben de kendime “Hoş geldin” diyerek Adayorum’daki ilk yazımı noktalıyorum...

 

*Ancak Bir Benzerim Öldürebilir Beni (Cezmi Ersöz’ün 2006 yılında yayınladığı aynı adlı şiir kitabı)

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar