YAPBOZ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

YAPBOZ

YAPBOZ

Gamze KOÇ

Hani insan, kafasındaki fikirleri dağıtmak için kendine bir meşgale arar da soluğu bin parçalık bir puzzle başında bulur ya, aynen öyleyim şimdi. Parçaların hepsi küçücük, üstelik hepsi birbirine benziyor. Tek tek topluyorum önüme her birini. Aklımdaki sorulardan bir türlü kurtulamıyorum? Yazmak mı daha zor, okumak mı, yoksa insanla uğraşmak mı? İçimden, herkesi kendine uygun olan cevabı düşünmeye davet ediyorum.

Düşüncelerden kurtulmak için dağınık onca parçayı yan yana getiriyorum da umutlanıyorum bir an. Sanki bir bulmacayı çözecekmişim gibi geliyor. İnsanı çözebilmek için de okumak gerek, yazmak içinse kelimeler... İnsan, yazı ve kitap… Okumadan olmaz!.. Kitap okumayı, kahve fincanı yanına çok satan bir roman koyup sosyal medyada paylaşmak zannedenlere inat, üstüne basa basa söy-lü-yo-rum: “Okumak emek isteyen zor bir eylemdir!”

Hesapta beynime üşüşen fikirleri dağıtayım derken resmen kendimle kavga ediyorum. Kitap okursunuz laf olur, yazarsınız “Ne var ki ondan kolay, onu ben de yaparım” denir. Çok aşinayım ben bu toplumda insanın okuduğuyla aydınlanabilirken yazdıklarıyla da çok çabuk harcanabildiğine. Okumayı bir statü göstergesi, konforlu bir hayatın getirisi ya da bir ukalalık emaresi sayarlar. Halbuki öğrenmek için okumak, bir bilgiyi alıp hazinene dahil etmek gayret ister. Başkasının fikrini kendi fikriymiş gibi ileri sürmek kolaylığı moda olmuşken ne gerek var ki oturup yazmaya, okumaya di mi?  Etrafta onca şeyin hırsızı varken bir kelimeleri çalmak eksikti o da oldu. Doğru, kes kopyala yapıştır çıktı çıkalı mertlik bozuldu!

Bu kolaycılık aslında biraz da şu demek; ben kararlarımı başkaları versin istiyorum, ben başkalarının beğenileriyle beğenmek, başkalarının kelimeleriyle konuşmak, başkalarının beyniyle düşünmek istiyorum hatta mümkünse düşünmekle de yorulmayayım diyorum.

Kendi sözlerim, yorumum olmasa da olur; birilerinin yorumlarını okur, biri olmazsa diğerini -illaki birinden birini- beğenir ve onu benimseyenler sarmış etrafımız kimin umurunda?

Kızgınlık ve kırgınlığım kolay kolay geçmiyor. Oyalanmak için başına oturduğum yapboz da işe yaramıyor. Sıkılıp, kalkıyorum masanın başından. Geriye dönüp bakıyorum da aslında çok az kalmış yapbozun bitmesine. Yine de sabrım yetmiyor, ben de zorlamıyorum kendimi.

                                                            ****

        Geçenlerde, okuma yazma öğrendikten sonra ne değişti, kendini nasıl hissediyorsun diye sordum oğluma. “Başkalarına ihtiyacım azaldı anne; eskiden her şeyi başkalarına sorardım, şimdi kendim okudukça düşünüyorum, düşündükçe sakinleşiyorum.” demez mi? Baktım, yapbozumun parçalarından biri daha yerini buldu.

    Kızımsa bu aralar okuduğu özlü sözleri duvarındaki statik kağıtlara koca koca harflerle yazmaya pek hevesli. Hiç ses etmiyorum. Ara sıra da silip yenisini yazınca da okuyup okumadığımızı hatta sözü beğenip beğenmediğimizi soruyor. Güzel sözlerin kime ait olduğunu bilmesini önemsiyorum gerçekten. Bu hafta yazdığı söz, sanki içimdeki tamamlanmayı bekleyen yapbozun bir parçası gibiydi. "Televizyonu, kütüphanesinden büyük olanlara asla güvenmeyin!” Bu parçayı da usulca zihnimdeki yapboza yerleştirmem pek uzun sürmedi.

Herkesin iyileşme şekli farklıdır, resmen iyileştiğimi hissettim. Ertesi gün, gönlü güzel bir insanın sosyal medya hesabında, bir kitap tanıtım yazısına denk geldim. İnsanların televizyonda beyin yıkayan şovlar seyrettiği ve kitap bulundurmanın suç olduğu bir geleceği anlatan “Fahrenheit 451” adlı bu kitap, televizyonun okumaya olan ilgiyi nasıl yok ettiğini ne de güzel anlatıyordu. Yapbozumun son parçalarından birini daha bulduğumu düşünüp onu da yerine güzelce yerleştirdim. Yapbozum ha bitti ha bitecekti.

Haftayı kapatırken de eşim, okulundaki öğrencilere verilen çevrim içi bir semineri bizimkiler de dinlesinler diye bilgisayarının sesini açınca ben de kulak misafiri oldum. Semineri veren uzmanın paylaştığı bilimsel bir veri, çok dikkatimi çekti. California Üniversitesindeki araştırmacılar, bir çocuğun başarısının evinde bulunan nesnelerden en çok neye bağlı olduğunu merak edip araştırmışlar. 27 ülkede 70 bini aşkın kişinin katılımıyla yapılan ve tamamlanması 20 yıl süren bu araştırmanın sonuçlarını tahmin edip biz de düşünerek bulabiliriz pekâlâ ama yine de şıklar sunulmuş. Şöyle son model afili bir tablet mi? Yoksa elinin altında kendisine ait pahalı bir cep telefonunu mu? Yine elektronik olanlardan gidecek olursak duvardan duvara, full hd bir televizyon mu? Odasındaki konforlu mobilyalarının markası mı, kütüphanesindeki kitapların sayısı mı, yoksa evinde en çok pişen veya yenen yemekler mi? Uzayıp giden bu seçenekler içinde, en baskın etkenin evdeki yüksek kitap sayısı olduğu sonucuna varılmış.

Nihayet, kırgınlık ve kızgınlığım geçti. Çünkü bulduğum bu son parçayla yapbozum da tamamlanmış oldu.

 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Nurcan D. Akçay18 Şubat 2021, Perşembe - 23.17

Okumak, okutturmak... Okuma eylemini geçtim, dinlemek bile değil dinlettirmek... Günümüz gencimizin okuma ve dinlemeye karşı direnci öyle derinden incitiyor ki beni.. Öğretmen hele felsefe öğretmeni olarak... Yüzyıllar öncesinden kaleme alınmış eserleri bizim 21. yy zihnimiz algılayamazken tam da dediğiniz kapıya çıkıyor yol hocam: "Okumak, emek isteyen zor bir eylemdir!"... Serzenişleri paylaşır oldum ama... Birde artık şu sözü büyüklerimizden duymak.. "okudun da ne oldu?".. Elle tutulur gözle görülür şeyler istiyor herkes, emek, çaba, okumak uğruna bozulan gözler... Değer yargılarımız ve yetiştirilme, bilinç biçimlerimiz yetkinleştiği gün aydınlığa erecek bu dünya...

@beta_kitap28 Ocak 2021, Perşembe - 11.48

Birinin yüreğine dokunmak, aynı hissiyatı paylaşmak niyetiyle çıktım yola. Çok geçmeden Gamze Hocam ile kesişti yollarımız. Meğer o güzel insanın yüreğine dokunabilmişim. Yüreğinden taşan duyguları kalemi ile buluşmuş. "Fahrenheit 451 adlı eserinde televizyonun okumaya olan ilgiyi nasıl yok ettiğini anlatıyor", derken, yorumum o güzel yazının bir parçası olmuş. Mesrurane duygular içerisindeyim. Gamze hocam çok çok teşekkür ederim. Kader

Hacer Dursun28 Ocak 2021, Perşembe - 02.25

Mükemmel bir yazı, günümüzü, evlerimizin geldiği hali ne güzel özetliyorsun Gamze Hocam..????????????????

Ala Pamukçu24 Ocak 2021, Pazar - 22.37

Gerçekten çok anlamlı ve güzel bir yazı olmuş. Eline yüreğine sağlık

Neslin24 Ocak 2021, Pazar - 21.09

Kalemine sağlık hocam

Selda24 Ocak 2021, Pazar - 18.27

Yine sonunu merak ederek okuduğum ve muhteşem sonu olan bir yazı olmuş.kalemine sağlık

Semra24 Ocak 2021, Pazar - 18.16

Her pazar acaba bu sefer hangi düşüncemize ortak olacak diye beklediğim yazı... Yine çok güzel şekilde ifade edilmiş muhteşem kalem... ???? Okumak mı, yazmak mı, insanla uğraşmak mı... Hayatımızın üçlü şövalyesi... En başta okumak olmalı... Okudukça farklı düşüncelere yelken açarsın, öğrenirsin bilgi deryasından bir dolu bilgiyi...Sonra bakarsın kitabın penceresinden öğrenirsin insanları, değişir bakış açın... Ve başlarsın yazmaya... Murat güzel ifade etmiş aslında... O zaman evimizde bilgi deryasına bir yer hazırlayıp payımıza düşeni yerleştirmeliyiz tıbkı bir yapboz olan hayatımız gibi... ????????????

Camia Eren24 Ocak 2021, Pazar - 17.56

Maşallah Hocam her defasında farklı bir konuya değinip güzelce yorumlayıp bize sunuyorsunuz ????????

Ebuzerr24 Ocak 2021, Pazar - 17.18

Rahman ve Rahim olan Allah adına okuyup; yazıyla ve müşahedeyle her an zikirde olanlara selam olsun...

ŞO24 Ocak 2021, Pazar - 17.10

Londrali bir oymaci ve haritaci ilan ingiliz john spilsburg 1767 de yapboz bulmacisini icat etti.ilk etkinligide tahtalardan bir harita yapti....okumak bilgi edinmek boyle biseydir.Yazmak ve insanlarla ugrasmak bana gore degil.ben okumayi bilgi edinmeyi fikirlerimde enginligi saglamasi ve eksik taraflarimi doldurmayi hayatima katkida bulunmayi seviyorum.Yazma yetenegim yoktur.Fakat bir 400 500 sayfalik yazi yazabilmek icin en az 50 bin sayfa okumak gerekliligini soylemis ler.. bu bir yetenek kabiliyet meselesidir. Yazı yazabilmek ve bunu kitaba dökebilmek "küpün taşan kısmıdır" cok iyi bir okuyucu degilimdir,insanlarla ugrasmayi sevmemekle birlikte bazen iyi tarafindanda bakmiyor da degilim.;) Sevgili gamze; sinuc olarak puzzle yapabilmek marifet degil puzzle yaparken sana ne katiyor zaten sen bunu harika bi sekilde ozetlemissin. Ne diyelim eline koluna saglik Rabbim yolunu daim eylesin sectigin yolda muaffak olmak dileklerimle. Biz seni seviyoruz senin yazilarini okumaktan da zevk aliyoruz;):):)

Canan çağan24 Ocak 2021, Pazar - 16.46

Bir an ben de kendi adıma yaşadığımız güzellikleri yapbozun parçasıymış gibi tamamlıyor düşüncesi onları yerleştirmesi çok hoşuma gitti resmen zihnimi rahattlattı.Aslında bazen önem verdiğimiz şeylerin, olmasını istediğimiz işlerin yapbozun parçası değil sadece tatmin olmak adına yapıldığını fark ettirdi.Her zaman ki gibi duygu ve düşünceler samimiyetle kaleme alınmış..Teşekkürler yüreği güzel insan

Münire24 Ocak 2021, Pazar - 15.21

İnsanlarla uğraşmak hepsinden zor sanırım.okuyanla okumayan insan arasında okyanus büyüklüğünde fark var.Simdiler de herkes bilgili başkasınin aklını kullananların sayıcı çok fazla.Emeginize sağlık Gamze hanım her cümlenize katiliyorum

Tarih öğretmeni24 Ocak 2021, Pazar - 13.49

Yine ilaç ve yine kalbe sifa bir yazi❤

Semanur24 Ocak 2021, Pazar - 12.03

Kitapları bol olsun çocuklarımızın ????????????

Nurten anne dikim evi24 Ocak 2021, Pazar - 11.48

Sana bahş edilen aklını seveyim . Benim güzel kızım . (Rabbime bin şükürler olsun) ???? Yine çok güzel fikir le gelmişsin . İnanıyorum ki kendini bilen bir sürü insanlar , senin güzel yol gösterici ve düşündüren yollardadır. Tebrik ediyorum . ???? ???? Yüreğine sağlık. Yolun açık olsun . ???? ???? ???? ???? ???? ☝ icik YAVRUM ???? ???? ????

Burcu Üstün24 Ocak 2021, Pazar - 11.34

Yine çok güzel bir konuya değinmişsiniz hocam, kitap okuyup üzerine tartıştığımız arkadaşlarımızın yerini sosyal medya yorumları yapan arkadaşlarımız aldı, emeğinize sağlık????????????

Yazarlar