VAKTİ GELDİ… - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

VAKTİ GELDİ…

VAKTİ GELDİ…

Gamze KOÇ

Yattı dizime çocukluğum. Kedi gibi sessizce büzüldü bedeni. Küçüldükçe küçüldü, tortop oldu. Ne zaman bir şeye üzülse hep gelip böyle dizime yatar. Okşayayım biraz başını dedim, “istemem” der gibi omuz silkti. Belli ki küsmüş. Bu masum dudaklarını büzdüğü hâllerini görmeyi bile özlüyorum bazen. Galiba küsmek en çok çocuklara ve çocukluklara yakışıyor. “Nen var yine, anlat bakalım” dedim sıcacık bir tebessümle. Tam küçük bir kız çocuğuna has pamuk bir tende, çatılan kaşlar bir çocuk yüzünü ne kadar karartabilirse o kadar karartarak yüzünü "kızgınım" dedi bana. Kızmışmış bir şeye. Aslında hemencecik anladım meseleyi ama anlamamazlıktan gelmek, çocukluğumu böyle seyretmek çok hoşuma gidiyor. “Kime kızdın sen, söyle hemen gidip hesap sorayım; cihanı dar edeyim” dedim ona, babamı taklit ederek. Baktım hoşuna gitti, tam gülecek gibi oldu, küskünlüğünü anında hatırlamış olacak ki tekrar o tatlı küskün tavrını aldı. Bu sefer de kollarını gövdesinde sımsıkı kavuşturup tıp oyunu oynar gibi dudaklarını kitleme numarası yaptı. Sözüm ona bana bile derdini demeyecekmiş. Çocuk işte, hiç hâlini anlatmak istemese böyle yanıma gelip nazlanır mı?

“Sana söz vermiştim, biliyorum” diye söze başladım. Seni, yani çocukluğumu kendi çocuklarımla tanıştıracaktım. Ama olmuyor işte!  Eskisi gibi değil hiçbir şey, görüyorsun kış bir türlü gelmiyor işte, bekleme!

Meğer bize, yani büyüklere çok kızmış. Ağzımızdaki maskeler ona, etrafa zarar vermesin diye kuduz köpeklerin ağzına takılan çelikten ağızlıkları hatırlatıyormuş. Haklı, dedim içimden.  Aslında biz onlarla kendimizi koruduğumuzu sanıyoruz. Demek bir çocuğun gözüyle böyle görünüyormuşuz, ne korkunç bir benzetme dedim kendi kendime. Teknolojiye sözü yokmuş, o lazımmış, onu kabul etmişmiş. Eski oyuncakları da sevdirmeye uğraşmam için ısrar etmiyor artık. Tablet varken topaçla oynamak istemeyebilir çocuklar, onu da anlarım, ona da bir şey demem, diyor ama kardan adam olmaz eğer kar yağmazsa. Hem kış olmazsa yazı özleyemez çocuklar, baharı aynı heyecanla bekleyemezler.

Tamam dedim haklısın, kabul ediyorum ama senle geçirdiğimiz o maceraları anlatırsam, ya o zamanları isterlerse benden, söyle o zaman ne diyeyim? Bir iki kez şöyle hakkını verecek şekilde kar yağdı; onlar da hatırlayamayacakları kadar küçüklüklerine denk geldi, o kadar. Köyde falan da değildik üstelik. Bahanem de yok, o dediklerin köyde, kırda, bayırda olur da diyemem. Koca şehrin göbeğinde büyüdüķ ve yağan yağmurlar vaktinde yağardı. Kış, üstüne düşeni bilir üşütür, baharla yaz birbirine karışmaz, yazı beklediğimize değerdi. Kış öyle güzel yaşanırdı ki kar öyle çok güzel yağardı ki kızaklarla, olmadı leğenlerle bir sokaktan bir sokağa burnunuz donana kadar kayarak oynar, karın tadını çıkarırdık diye o günleri ballandıra ballandıra anlattım diyelim. E hâliyle önce benden kızak isteyecekler. E kolay o. Hadi onu aldık. Ya sonra? Hangi yol, hangi sokak kaldı öyle oynanacak? Sustu. Ama tanırım çocukluğumu, fırtınadan önceki sessizliğidir bu.

Sonra iki çocuğuma da mahalledeki arkadaşlarımla seni anlatayım diyorum, kesin çok özenirler ve eminim çok da üzülürler. Tabii öyle bir mahallede olamadılar ki hiç. Hâliyle öyle güzel arkadaşlıkları da olmadı. Kovalamacadan “saklambaca”, “kukadan” sıkılırsak “istopa” kadar oynardık da komşularımızın her biri sırtımızın terine, susayınca suyumuza varıncaya kadar her şeyimizi düşünür ve biz o günlerde şimdiki çocuklar gibi kimseden korkmazdık mı diyeyim?

Portakallı kurabiyeler bir türlü seninle yediğimiz zamanki gibi kokmuyor. Çünkü o portakallar bile yetişmiyor artık bahçelerde, dersem meyvelere bile kızmazlar mı sence? Söyle seni ben nasıl tanıştırayım?

İnsanın çocukluğuna söz geçirmesi, kendi çocuklarına söz geçirmesinden daha zormuş anladım.

Eskisi gibi yağmurların yağmadığını da duymuş. Elini pencereye doğru öfkeyle savurarak “Kim der bu ayın adı ocak diye?” demez mi bana bilmiş bilmiş. “Hem yağmurlar yağmazsa salyangozları sayarak yürüyemezler yollarda. Su birikintilerinde zıplamadan büyürse çocuklar, robotlardan farksız olurlar.” dedi ve sırtını döndü bana. 

Haklısın, yağmurdan sonraki o mis gibi toprak kokusundan da olduk. Yağaydı bir kere şöyle bardaktan boşalırcasına, valla bak, yine suların içinde nasıl zıplayıp durduğumuzu anlatacaktım bizimkilere. Ama yağmıyor işte.

Böyle böyle unutuluyormuş anılar. Oyunlar, oyuncaklar değişirmiş de mevsimlerden ne istemişiz biz? Gökkuşağı, kar, yağmur, kış, bahar hep çocuklarınmış.

Şükrü, yokuşlardan aşağı inerken unuttuk diye kızgınsın anlıyorum, dedim. E peki sen söyle ne yapalım? Keşke sen de diğer insanların çocukluklarını çağırsan geri. Belki onlar da gelip böyle anlatırsa anlar insanoğlu, neleri kökten değiştirdiğini. Doğanın dengesini bozan insan efendi, çarşaf çarşaf yapılan haberlerden, fonda korku filmlerini aratmayan seslerle verilen görüntülerden etkilenmiyor işte!

Bir tek çare kaldı. Çocukluklarımız, geçmişten çıķıp dile gelmeli. Hiç değilse kendi evlatlarının yarınları için tabiatın dengesini, dünyanın düzenini nasıl bozduğunu, terazinin kefesindeki yerini tekrar hatırlar da değiştirir belki bir şeyleri insanoğlu.

- Ne dersin?

Küskünlüğünden zerre miskal azalmamış hâliyle, yüzünü pencereden, gözünü gökyüzünden ayırmadan, sitemli bir sesle mırıldandı:

- Vakti geldi de geçiyor bile?

 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Ayşenur11 Ocak 2021, Pazartesi - 00.02

Sımsıcak çocukluğumuza gittik, biraz olsun içimiz ısındı. Vesile oldunuz, kaleminize sağlık.

Muhammet Koç10 Ocak 2021, Pazar - 21.29

"Çarşaf çarşaf yapılan kötü haberlere, fonda korku filmlerini aratmayan sesler"e inat, yaşasın iyilik, yaşasın güzellik, yaşasın doğruluk...

Hacer Drsn10 Ocak 2021, Pazar - 21.19

Ben de çocukluğuma gittim okurken. Çok güzel bir yazı olmuş... Kalemine ve yüreğine sağlık güzel dost...

Din kültürü ogretmeni10 Ocak 2021, Pazar - 18.11

Çok güzel yazılarınız...İnsanların kalplerine dokunuyorsunuz.Yureginize sağlık..

Edebiyatçı Fatih10 Ocak 2021, Pazar - 16.09

Yüreğinize ve kaleminize sağlık. ????

Rümeysa Kazmacı10 Ocak 2021, Pazar - 14.30

Her gün dinlemeye hazırız , buradayız

Ebuzerr10 Ocak 2021, Pazar - 14.19

Bu yazı bir dua olmuş. Allah cc rahmeti üzerimize yağdı. İnşallah kar da yağar. Herşeyin üzerine bembeyaz ve tertemiz bir örtü örtülür. Kalplerindeki ve gözlerindeki perdeyi kaldırıp, yeniden başlamak isteyenlere...

Semra10 Ocak 2021, Pazar - 14.03

Çocukluk... Ah ah nerde o eski çocukluklar diye başlasam babaanneme benzerim sanırım... Ama özledim o çocukluğu ne yapayım... Mevsimleri özler gibi özledim hem de... Karda yağmadı yağmur da gelmedi bir türlü kış... Kardan adam yapmadan özlenir mi bahar... Özlenmez tabi... Doğanın bir süreci olduğu gibi hepsinin de bir sırası var... Yazıyı okurken yine gittim o günlere yüzümde bir tebessüm dışarda yağmur yavaştan o sıra geliyor mu yoksa ... Gel hadi geç bile kaldın Kış... Gel hadi bekliyor seni çocuklar... ???? Hocam hani bir de horoz şekeri, leblebi tozu, kağıt helva ve piknik bisküvi vardı aklıma geldi nasıl da oyunlardan sonra yerdik... ???? Ama en güzeli salçalı ekmek...Hem oyun arkadaşı hem arkadaş yemeği...☺️☺️☺️

Remziye güçlüm10 Ocak 2021, Pazar - 14.00

Gene muhteşem hocam ????????????her yazdığın kelime o kadar doğru ki aynen mevsimler de değişti insanlarda ve o kadar haklı ki bende öyle düşünüyordum köpeklere takılıyor o maske ????????şimdi bize bakalım daha neler görücez neler????yazı baştan sona ????????????????

Semanur10 Ocak 2021, Pazar - 13.33

????????????????????

Tarih öğretmeni10 Ocak 2021, Pazar - 12.24

Neyi özledigimizi bile unutuyoruz bazen.bize hatirlattiginiz hic ayrilmadigimiz cocuklugumuzla bulusturdunuz yine????

Tarih Ögretmeni10 Ocak 2021, Pazar - 12.18

Yine ne guzel kelimelerim eksik kalir... neyi özledigimizi bile unutuyoruz bazen ve her zamanki gibi siz hatirlattiniz????

Esin Hazal Bulut10 Ocak 2021, Pazar - 11.51

Tüm bu haftalık yazıların birleşip bir kitap olacağını umuyorum ????????

Dilek Aslan Taşçı10 Ocak 2021, Pazar - 11.29

Hocam her satırınızla çocukluğuma goturdunuz ne de güzel anlattiniz. keske bir dilek hakkim olsaydi???? o zamanlari geri getirmek olurdu eminim o. Allah razi olsun sabah neşemizsiniz ????

ŞO10 Ocak 2021, Pazar - 11.27

"Nush ile uslanmayani etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanin hakki kötektir" nasihat ile yola gelmeyenin azarlanmasi gerektigini, azar ve nasihat ile yola gelmeyenin ise hakkinin dayak oldugunu anlatan ziya pasa tarafindan soylenmis bir vecizedir yani özdeyistir. Degerli gamze bu vatan kolay kazanilmadi. Yuzyildir beklenen ilmek ilmek sabirla örülen zaman geldi.kapilar aralandi acilmaya yuz tuttu. Agzimiza takilan benzetme tasmanin son çirpiniş oldugunu gormek bir Türk olarak beni cok mutlu ediyor.Rabbime binlerce hamd olsunki BÜYÜK TÜRK DEVLETİ KURULDU GUMBUR GÜMBUR GELIYOR.sancisiz olmayacaktir elbet ama sünepe gibi agzina vurulmus prangalarla yasamaktansa sancilara raziyiz millet olarak.iste o zaman zincirlerden kurtulup cocuklugumuza donebilir hayaller kurabiliriz..O küsen kiz cocuguna cok selamlar..kusmesini korkmasini gerektiren bisey yok sadece namazla duayla zaman.Saygilarimla ;):)

Selda10 Ocak 2021, Pazar - 09.47

Çocukluğum gözlerimin önünden geçti .çok güzel bı yazı olmuş gerçekten .

Esra10 Ocak 2021, Pazar - 09.24

Kaleminize ve yüreğineze sağlık Gamze Hanım ????????

Enis-i dil10 Ocak 2021, Pazar - 09.24

Sabah sabah uyanınca okudum ve birçok duyguyu bir arada yaşadım. Tekrar çocukluğuma gittim -bu aralar sık sık gidiyorum da- çocuğumun çocukluğuyla karşılaştırdım kendiminkini ve çok üzüldüm çünkü artık hiçbir şey eskisi gibi değil, sizin de değindiğiniz gibi artık mevsimler bile karıştı. Allah sonumuzu hayır eyleye. Kaleminize sağlık.

Selda tombul10 Ocak 2021, Pazar - 08.48

Ah be Hocam ağzınıza , kaleminize sağlık bu aralar hep bunu düşünüyorum yağmura bile hasret kaldık ve aklıma Sait Faik geliyor... “Dünya değişiyor dostlarım. Günün birinde gökyüzünde, güz mevsiminde artık esmer lekeler göremeyeceksiniz. Günün birinde yol kenarlarında, toprak anamızın koyu yeşil saçlarını da göremeyeceksiniz. Bizim için değil ama, çocuklar, sizin için kötü olacak. Biz kuşları ve yeşillikleri çok gördük. Sizin için kötü olacak. Benden hikâyesi.”

İbrahim Akdeniz10 Ocak 2021, Pazar - 08.40

Kendi oyuncaklarını kendisi yapan çocukluğum. Kendi oyuncaklarını bile yapamayan çocuklarım, torunlarım.

Yazarlar