MATRUŞKA - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

MATRUŞKA

MATRUŞKA

Gamze KOÇ

Damdan düşer gibi, “Anne, eğer bir eşya olsaydın, ne olmak isterdin?” diye öyle önü ardı olmadan küt diye bir soru sordu bana. Hadi soru neyse de bu çocukların neyi, neden, sorduğunu anlamaya çalışmak da en az soruya cevap vermek kadar zor. Neyse ki bu sefer meseleyi felsefî bir düzlemde ele almak için değil de öğretmenine Öğretmenler Günü’nde hediye almak amacıyla ve hiçbir hediyeyi kıymetli bulmadığı için soruyormuş. Çiçek göndersek olmazmış, zaten herkes böylesi günleri çiçek almak için bir bahane olarak görüyormuş. Hem zaten çiçek dediğin sonunda bir bitki cesedine dönüşecekmiş. Meyveli, çikolatalı sepetlerden yollasak, onlar da hemen tükenir, bitermiş; o da “katiyyen” olmazmış. Baktıkça, kullandıkça kendini hatırlatacak, kalıcı bir şey olmalıymış. Bayılıyorum kızımın, bu herkesin beş on dakika içinde hâllettiği meselelere böyle içinden çıkılmaz bir problem nazarıyla bakmasına. Bu, karşısındakine ne kadar çok değer verdiğinin göstergesi. Yufka yürekli bir anne edasıyla, “Canım kızım, demek konu sevdiklerimiz olunca ölümsüzlüğü sırf kendimiz için değil onlara vereceğimiz eşyalar için bile istiyoruz.” demek geçiyor içimden. Tabii, gayet ciddi, sorduğu sorunun hakkını vermeye çalışıp duygularımdan hiç bahsetmiyorum. Allahtan durmadan konuştuğu için süper dinleyici duruşumu hiç bozmuyorum. Pat diye sorusunu tekrar ediyor. Peki ben sevdiğim birine hediye edilmek üzere verilecek bir eşya olsaymışım ne olmayı istermişim?  Bu soru kafamda birçok şeyi beraberinde getiriyor ama cevap bir türlü gelmiyor. Bir yandan hem sorunun cevabı için vakit kazanmaya hem de “Heh tamam, bu süper bir fikirmiş anne!” diyeceği bir şey olsun diye uğraşıyorum ama olmuyor. Çünkü biliyorum sabırsız. En az onun sorduğu hızla cevap vermemi bekliyor benden. Ben de sürüsüne bereket konuyu derinlemesine açıklama fırsatı bulmuşum, hemen cevap vereceğim diye burun kıvıracağından emin olduğum bir şeyi cevap diye söyleyip karizmamı çizdirir miyim hiç. “Hiç de bikerem.” Evladım göz göre göre kapitalist çarkın bir dişlisi olmak istemediğini, el emeğine kıymet veren bir insan olduğunu haykıracak, benden yardım isteyecek, ben de buna kayıtsız kalacağım? Pışıııık.

Şaka bir yana, para vermenin ve tercih etmenin dışında başka hiçbir rolü üstlenmeden, oturduğun yerden dünyanın bir ucuna el emeği göz nuru dökmediğin herhangi bir eşyayı hediye olarak gönderebileceğin bir çağda yaşamak iyi mi kötü mü, tam tartışmalık bir mesele. Üstelik seçeneklerin o kadar çok olmasının tercih etme kolaylığı sunacağı yerde kafamızı sürekli karıştıran bir hâl alması da cabasıyken hakikaten ben olsam hangi eşya olmayı isterdim? Aklıma “ayna” geldi aslında ama tabii hemen demedim.  

Ayna olmak… Gerçek kusurlarımızı sözsüz sessiz söyleyebilen tek şeydir ayna. Her şeyi olduğu gibi gösteren, yalnızlık içinde yalnızlık gizleyen aynalar… Her şeyi aksettiren… Masalların ve efsanelerin vazgeçilmez kapısı… Kendimizi özneden çok bir nesne gibi yansıtan, var olan ama ulaşılamayan, eş ama ters gösteren, canlı ama yaşamayan, derinlikli ancak yüzeyden ibaret bir görüntünün mekânı olan, kendimize mesafelenmek gibi bir anlamda… Oda içinde oda... Biraz da hayata benziyor aslında. Bize bizi gösteren iki hecelik dev çerçeve. Çevremizdeki hemen hemen her şeyden daha eski olan bir eşya. Kim bilir kaç yüz eskitmiştir pürüzsüz sırlanmış camının üzerinde. Her şeyi görmüş, göstermiş ve içine hapsetmiş bir gizli sandıktır adeta. Evet evet, ben bir kişiye ayna olarak hediye edilmek isterdim. Böyle düşününce bile çok büyüleyici… 

Karşısında bir başkası gibi görünür insan bakınca. Bir başkasına seslenir gibi sesleneceği ama konuştuğunda duymayan bir eşya… Sabah kalkar kalmaz yüzleşmekten korkmadığımız ilk suret…  Eski bir iletişim aracı, haberleşmek isteyenlere bir işaret…Arşimet’in elinde bir silaha, İskender’in elinde gemilere yol gösteren bir pusula… Düşman için silah olarak kullanılınca “  ateşli çakar”a dönüşüveren bir bomba… Kırılmasına uğursuzluk gözüyle bakılan, güzel baktığında çatlayan, bakmasını bilene esrarlı bir matruşkadır ayna. 

Hatırası da çok, geçmişi de. Durgun suya ya da su dolu kaplara sureti yansıyınca kendini görebilen, parlatılmış katı taşları ayna olarak kullanan ilk insanın gördüğüyle, sırlı pırıl pırıl aynalara bakan günümüzdeki insanın gördüğü hiç bir olur mu?  Olamaz hatta her ayna her bakana bambaşka öyküler yazdırır. Hem ne diyordu Sait Faik “…kendi kendine konuşmak istediğimiz şeyi aynalar vesilesiyle uzatabiliriz. Aynaya bir genç kız baktırır. Bir erkek düşündürtür. Kendi kendine vurgunlara ayna öptürür. İhtiyarlara ölüm, tabut kefen gösterir, veremlilere korkunç ateşlerinin ışığını aynadaki gözlerinde yakalarız. Aynaya düşman kesilmek, onunla dost olmak da mümkündür. İnsan isterse pekâlâ bir aynayı kırma sebebini felsefeye edebiyata, ruhiyata, tıbba, sinire yükleyebilir.” 

Doğru, ayna istenileni göstermeyince yere atılıp kırılan bir eşyadır aynı zamanda. Galiba yavaş yavaş aynayı cevap olarak söyleme fikrinden vazgeçmeye başlıyorum. Zaten ben vazgeçmesem kızım bana hep saçma bulduğu “Ayna ayna söyle bana…” diye başlayan masal cümlesini hatırlatacaktı eminim. Muhtemelen yine insanın, sihirli bir aynanın söyleyeceği yalanlara ihtiyaç duyacak kadar nasıl aciz bir varlık olduğunu konuşacaktık. Sonra “dön de aynaya bak” cümlesini bir ikaz gibi anlamayan ve yine de aynaya bakmadan edemeyen nice kadından açılacaktı konular.   

Asansörde başkalarının yanında olduğunu fark etmeyecek kadar aynadaki görüntüsüyle meşgul olan insanların, aynalarda nasıl kaybolduğunu, bir selfie çılgınlığıyla kendimizi görmeden edemeyen, göldeki suretine dalıp hayran hayran bakarken suya düşüp boğulan Narkissos’a rahmet okutturan hâllerimizden bahsedecektik. Eminim aynaların içine dalıp kendinde kaybolanların hikâyeleriyle dolacaktı odanın içi. Aynadaki görüntüsüyle barışık olmayan, estetik cerraha ihtiyaç duyup cesur kararlar almanın zirveye ulaştığı böyle bir çağda, aynaların etkisinin insanlarda bir güzellik kaygısı oluşturduğunu konuşacaktık uzunca. 
Yok yok, iyisi mi ben, bu açıldıkça bir matruşka gibi türlü türlü hâllerine şahit olduğum ayna olmaktan da cevabımın ayna olduğunu söylemekten de vazgeçeyim.   

Bizi belli hilelerle olduğumuzdan daha farklı gösterebilen, çok yüksek çözünürlüklü cep telefonları olmasaydı belki, yine düşünürdüm “ayna” demeyi, nihayetinde aynanın bir suçu yok. 

Bunca şey düşünüp “kalem” dedim. Elbette kalem olmak isterdim kızım. Tükense bile çaresi var. Bir kalem neleri sığdırmaz ki içine annecim. Hele de tarihe not düşmek istersen eğer. Kalem kızım, kalem, inan çok güzel bir hediye! 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Adaş7 Aralık 2020, Pazartesi - 12.57

Bi hediye konusundan ayna ya gelmiş gelmiş konu. Ne güzelde anlatmışsın aynayı????çok kıymetli geldi gözüme Bi anda. Kalem fikride süper olmuş adaş ????

Ayşegül G.4 Aralık 2020, Cuma - 19.51

Charlie Chaplin: " Ayna benim en iyi arkadaşımdır. Çünkü ben ağladığımda, o asla gülmez." Ya Mevlana: "Aynalar türlü türlüdür. Yüzünü görmek isteyen cama bakar, özünü görmek isteyen cana bakar. " Ellerinize ve elbette -kalem- inize sağlık..

ŞO30 Kasım 2020, Pazartesi - 23.28

Düsundumde konuyla ilgili yorumum yerine;) annesinin aynasi diyebilecegim degerli kıziniz meryem ne guzel bir ayna.masallah.Rabbim yolunu bahtini acik etsin tek kelimeylede harkulade bir genc cocugumuz cok mutlu oluyorum boyle gencleri boyle anneleri gormekten.inanin ki yazinizin konusunu bile unuttum ;) diyebilecek kadar hayranlikta kaldim.Yinede dem vurmadan gecemiyecegim. Egerki suan bu yaziyi bile okurken yuzunuzde bir tebessum ettirebildiysem ben insanda insanliga adanmis bir tebessum olmak isterdim ;) Sevgiyle :)

Gizem30 Kasım 2020, Pazartesi - 17.31

Aynadan bahsetmeye başladığınızda benim de aklıma ilk Narkissos geldi :) içimizden gelenleri, geriye dönüp tekrar tekrar okuyabileceğimiz bir yazıya dökmemizi sağlayacak kalem... Klasik, hatta sıkıcı gibi görünen çok anlamlı bir hediye

Semra30 Kasım 2020, Pazartesi - 11.55

Günaydın hocam... ???? Yazınızı bugün okuma fırsatı buldum ve herzaman olduğu gibi çok beğendim... ???? Soru sormuşsunuz hangi eşya olmak isterdim ve ayna demişsiniz... ???? 'Ayna'... Evlerden eksik olmayan ayna... Geçenlerde bir yazı okumuştum ayna ile ilgili ve yazıda şöyle diyordu: "Bu dünyada görmek istemeyenden daha kör kimse yoktur. Eğer biri görmek istemiyorsa, gözlerini hakikate sıkıca kapatmışsa ona ayna tutman imkansızdır." Ve devamında da "Zihnin karanlığı kalbin aydınlığına gölge düşürdüğünde ayna işlevini yitirir. Birine ayna tutmak istiyorsan kalbini sevgiye açtığından emin olmalısın." diye eklemişti... Bunun üzerine düşündüm ve ayna tutmanın tıbkı yol gösteren bir öğretmen görevini de üstlendiğini gördüm...

Semanur30 Kasım 2020, Pazartesi - 07.51

Harika bir yazı okurken duyuyor gibiydim⚘⚘⚘

GYaylakaşı30 Kasım 2020, Pazartesi - 00.59

İnsan kalemiyle geleceğe kalabilir. Geleceğe kalabilecek daha çok şey yapacağından eminim.

İnceliklerinize hayran seda29 Kasım 2020, Pazar - 23.43

Bayılıyorum size, düsüncelerinize, bütün inceliğizi yansıttıgınız güzel meryem'inize❤️ hediye hazırlarken heycanlanmalarınızı, verirken yasadıgınız mutlulukları hatırladım bian ve meryemın böyle bir soru sormasına hic saşırmadım❤️ eger hediyenin maddi olması gerekli degilse Bn DUA olmak isterdim, her zaman yanında, kalbinde oldugunu bilmek. Tıpkı sizin kalbimde oldugunuz gibi güzel ögretmenim❤️❤️❤️

Burcu Mendi29 Kasım 2020, Pazar - 21.46

Yaaaa çok güzel, ne kadar içten bir yazı gercektende yine çok keyifle okudum .Meryem de siz de çok şanslısınız Gamze Hanım Kaleminize sağlık ????❤

Sibel Turan Yılmaz29 Kasım 2020, Pazar - 13.46

Yazıyı okurken düşünmeye başladım ne olmak istiyeceğimi....Açıkçası hiçbirşey olmak istemediğime ancak insan insan olmayı isteyebilir derken hediye olabilecek birşeyse istenecek şey bikeredaha düşünmeye değer dedim.....Ayna....bakana bakışına göre yansıyan şeffaf bir cisim demek doğru olurmu bilmem ama insanında yeryüzünde alakadar olduğu her şeye ayna olmasını getirdi aklıma....Sahiden de öyle değilmiydi. İnsan neyle meşgulse onu yansıtmıyormuydu kendi ekranından....Baktığın, gördüğün,dinlediğin,okuduğun ve alemine aldığın ne varsa onu yansıtmıyormu .....o oluvermiyormu....Öyleyse bende buldum nasıl bir hediye olmak istediğimi....bende halihazırda her an takabileceği gözlük olmak isterdim.....Takıldığında insanın ezelden.... ebede....artırılmış gerçekliğini gösterebilen,hadiselerin hakikatini hikmetiyle gösteren,zorlukların beraberindeki kolaylığı ve problemlerin çözümlerini farklı boyutlarla belirginleştirebilen iman gözlüğü olmak isterdim....zira bakışlar çıktımı aradan zahir oluyor Yaradan:) sevgiler

Şule Çakır29 Kasım 2020, Pazar - 13.27

Bazı annelerin geçiştirerek cevaplayacagi, bazı annelerin soruyu duymamış gibi yapacağı, bazı annelerin çocuğu azarlayacagi bir soruyu sizin bu kadar anlamlı düşünmeniz derin düşüncelere dalmaniz. Ah güzel yavrunuz sizin gibi bir anneye sahip olduğu için biz de bu yazıları her hafta okuyabildigimiz için ne kadar şansliyiz.

Anne ben kızın Meryem29 Kasım 2020, Pazar - 12.30

Her yazısından sonra "kızım nasıl olmuş" deyip , "bakarım bir ara " dediğim canım annem. İlk defa annemin yazılarından sonra bir yorum yazacaktım ve güzel bir yorum olsun istedim.Ancak yorum tam olarak neydi anlamak lazım. Baktım kısaca "bir olayı belli bir görüşe göre açıklama , değerledirme" demekmiş , ben de o halde bu yaptığım küçük çapta bir eleştirme dedim. Anladıysam eğer başlayayım, Öncelikle aynayı günlük hayatta sadece saçımızı taramak , sivilceleri patlatmak veya kalkar kalkmaz göreceğimizi bildimiz yüzümüze bakmak için kullanacağımız bir eşya olmasından çok , bu kadar farklı şekilde kullanıldığını bilmiyordum. Ancak bir bir kitap kurdu olarak bir yenisini eklemek istiyorum. Ben 4. sınıftayken öğretmenimiz bir bilim adamını araştıp not almamızı, ve okulda bir sunum olarak anlatmamızı istemişti. Ben de sadece bir bilim adamı değil aynı zamanda mucit , astronom , müzisyen , mimar ve "Mona Lisa" yı çizen ressam Leonardo Da Vinci ' yi araştırmış ve solak olduğunu ve aynı zamanda sadece "ayna" tutulduğu zaman okunabilen tersten yazılar yazıyordu. Bunu da eğer yazısını düzeltmeler yerinden eklerse çok sevinirim. Bu fikrimi , yazıyı okuduktan sonra paylaşınca " dün iki saat adını hatırlayamadığım kişi o muydu! " deyince anne dedim yani biz de bi şeyler okuyup biliyoruz. O da yorum yazmamı önerince bu sefer kırmadım. Benim yorumum bu kadardı. Haftaki yazınızı, yazı yazdığınız bilgisayarın kablosunun ipiyle çekiyorum. Hayırlı günlerle Anne Hanım.

Ayşenur29 Kasım 2020, Pazar - 12.13

Ah Meryem'im nasıl da düşünür acaba bu kadar incelikleri ?sanırsınız olgun bir birey hiç mi değişmez bir çocuğun kendisini yansıtması ???? bir hediyenin verilen bir eşya olmasından ziyade verilen bir duygu haline getiren güzel düşünceler. 5. Sınıfta Meryem'in öğretmenler günü için hediye ettiği ayna yatak odamda baş köşede durur, bakınca aslında aynayı değil Meryem'in verirken hocam çok düşündük ama size sizden başka güzel hediye vermek istemedik deyişini hatırlıyorum hem de 5.sınıf çocuğunun... Kaleminize sağlık yazılarınızı keyifle takip ediyor, devamını bekliyoruz.

Esin Hazal Bulut29 Kasım 2020, Pazar - 11.45

Birine ayna hediye etmek sana senden daha kıymetli bir şey veremem demekmiş ☺️☺️ Ama kalem de pek kıymetli ♥️♥️ Bir de Meryem gibi hassas yürekler gerçek hayatta çok hayal kırıklığına uğrarlar.. Dilerim Meryem o kırıklıklara hiç uğramaz ????????

Efenin annesi29 Kasım 2020, Pazar - 11.05

Herzamanki gibi yine kalemi konuşturmusunuz gamze hnm çok güzel anlatmışsınız elinize saglik

Pınar Özer29 Kasım 2020, Pazar - 10.38

Yazınızı okurken konuşmalarınızdaki o samimiyet aklıma düştü.. Geçmişe götürdü beni☺️ “Karizmamı çizdirir miyim hiç.hiçte bikerem ve pışıııık” bu ifadeleri yaparken ve söylerken ki o çocuksu hallerimiz???? Hediyeye gelecek olursam ‘ayna’ dediniz, bana aldığınız tüylü aynalı ajanda aklıma geldi. Hala durur bende; yeri ayrı anlamı apayrı şekilde .. Kaleminiz tükense de içine birçok şey sığdırabilmeniz dileğimle ????????

Camia ere29 Kasım 2020, Pazar - 10.17

Çıkarım ve ayna hakkındaki düşünceleriniz çok orijinal ama sürpriz bir sonuç olmuş Kaleminize sağlık ☺️????

Nurten anne dikim evi29 Kasım 2020, Pazar - 10.08

Kutlarım. ???? ???? Aslında , ayna da çok güzel derin anlatımlarınla, Harikâ bir açıklama olmuş. ???? ???? Ama içindeki yazma aşk ı ve sorunun cevabı ( KALEM ) ???? olması , Niye TÜRK DİLİ EDEBİYAT ını seçtiğinin de cevabıdır . ???? ???? Seninde Kalemine kuvvet ellerine sağlık , yine pek de bi güzel olmuş ???? ???? ???? Annesinin bi tanecik yavyusuuu. ???? ????

Seda29 Kasım 2020, Pazar - 09.31

Sonunda gelen hediye ne oldu acaba?

Münire29 Kasım 2020, Pazar - 08.56

Seven sevdiğine ayna alırmış ki kendi ruhunu onda görsün diye.Kalem kelam sahibi kamil kulların düşünecegi bir hediyedir ancak .Yazılarınızı ve düşüncelerinizi çok seviyorum herzamanki gibi harika bir yazi

Yazarlar