KORKUNÇ YARIŞ... - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

KORKUNÇ YARIŞ...

KORKUNÇ YARIŞ...

Gamze KOÇ

Korkuyorum, korkuyorsun, korkuyor… Hem de neyden; selden, kasırgadan, depremden... Dünyadaki koktuğumuz şeylerin içinde tek başına yüzde 10’luk dilimi kaplayan korkunun “topluluk karşısında konuşma korkusu” olduğu tespit edilmişken bizler hâlâ doğa olaylarından korkumuzu konuşuyoruz. 

Şu doğayı kafamıza nasıl koyduysak artık hep bir tutarsızlık var nedense. Nimetlerinden yararlandığımızda, seyrine doyum olmaz manzaralarıyla kendimizden geçtiğimizde, içimize huzur veren verimli topraklarıyla, zamanlı yağmurlarıyla bizi kutsadığında “doğa ana. 

Kasırgasıyla evleri başımıza yıktığında, depremleriyle taş üstünde taş bırakmadığında, karşısına çıkanı önüne katan selleriyle sokaklarımızda gezdiğinde “vahşi doğa”dır. Dünya tarihi kitabının son birkaç satırını ancak oluşturan biz insanoğlu, hâkimi olamadığımız doğaya “vahşi” derken yalnızca onu ehlileştirdiğimiz sürece mutluyuz. 

Bu, size de çocukluğumuzda oyun oynarken canciğer kuzu sarması olduğumuz, kavga edince de hediye ettiğimiz oyuncaklarımızı geri almak istediğimiz garip arkadaşlık ilişkilerimizi düşündürmüyor mu? 

Doğa da bizim gibi etten kemikten bir insan olsaydı, kanar mıydı bütün bu gelgitli hâllerimize. Artık ne kendimizi kandırabiliriz ne de başkalarını. Çocuklar kadar da saf değiliz üstelik. Kabul edelim, çok benciliz! 

Mevcut düzeni kendi heveslerimize göre değiştirip, dönüştürmeye kalkışmamızın bedeli olarak da doğa bütün cömertliğiyle (!) bizi dünyadaki yeni yerimize buyur ediyor.  

Bu maskeli hallerimizle artık eski gibi başköşede oturmamızın imkânı yok.  Doğanın bütün misafirleri adeta el birliği ile insana haddini bildirmeye çalışıyor. Her şey İnsanlığın aymazlıkları ile mücadele etmek için uğraşıyor sanki. Doğanın içinde tahrip edilmiş her şeyin altından çıkan insan, her seferinde ne yapıp edip kabahati kendinden uzaklaştırmanın bir yolunu buluyor. 

Önceden de kazalar olduğunda haberlerde sürekli “trafik canavarı” diye bir şey duyardık ya hani. O da insan icadı. Onu da insan uydurdu. Trafik kazası haberlerinde, “trafik canavarı can almaya devam ediyor” diye başlayan cümleleri duya duya alıştık bir ‘canavar’ olduğuna. Böyle kanlı canlı bir canavar olduğunu sanmamız için uğraşanlar vardı adeta. 

Peki ya sonra?  Hooop, bütün kabahat onun oluverdi ve suçlu, kuralları ihlal eden sürücüler olamadı ne yazık ki. İnsan denen meçhul, yine sıyrıldı işin içinden.

Şimdi de düzen değişmemiş anlaşılan. Bu kez de dilden dile söylenen ve dar ağacında sallandırılan suçlu: 2020 yılı. Ne geldiyse başımıza onun yüzünden geldi. İnsan tabii ki yine etkisiz elaman hatta hâresi eksik melek. Binaları dere yataklarına yapan da insanlar değil zaten. 

Suçlu, o her çağda gizemini koruyan ismi var cismi yok nev’inden tanıdığımız uzaylılar olabilir de ‘insan’ olamaz.  Yoksa bunca dengenin alt üst olmasının sebebi insanlar olsaydı, illaki kim olduğu bulunur,cezası çoktan kesilirdi. Ama yok maalesef. 

Demek ki suçlu insan değil!  Korkmamız gereken asıl şeylerin bile ne olduğu gizleniyor. Korkularımız birbirinin içine geçmiş durumda.

Mesela deprem korkumuzun asıl mimarları binaları usulsüz yapanlar ama nedense bir türlü korkularımızla yüzleştirilemiyoruz. İzmir depremiyle deprem korkularımız tekrar hortladı da yine uyandırıldık uykularımızdan. Bu şiddetteki bir deprem, gelişmiş ülkelerde yaşansaydı, raflardan en ufak bir şey yere düşmezken biz böyle bir depremle yerle yeksan oluyor ve kolay kolay ayağa kalkamıyoruz!

İnsan, içinde yaşamak için hiç kendi parasıyla tabut satın almak ister mi? Alışkanlıklarımızdan düzenimizden, yuvamızdan, işimizden, sevdiklerimizden olmak birilerinin kâğıt üzerindeki basit hesap kitabına emanet edilemez. Selin kasırganın depremin kaynakları da bellidir açacağı yaraların büyüklüğü de. Bunları bilmek için kâhin olmaya gerek yok. 

Ve artık bildiğimiz bir şey daha var ki dünya üzerinde olup ona zarar veren, canlı dengesini de bozan tek varlık biziz. Ve bu kavga bizim yaşama tutkumuzun bir eseri ama yaşatma konusunda maalesef bu kadar iddialı bu kadar hırslı değiliz. Ne çok önemsiyoruz kendimizi. Ne çok dünyadan alacaklı gibi yaşıyoruz. Her şeyi paraya dönüştürmeye odaklı acınası yanımız…  

Doğru düzgün yaşayamıyoruz epeydir. Düzgün yaşatmayı becerebilsek bari. O da olmuyor. Hiç değilse “düzgün” üzülebilsek. Yaslarımıza nadaslarımızın sevinci karışır oldu. Taziye evlerinde, ağlanacak hallerde olanların gülüşlerini duyabiliyoruz. 

Dahası da var. Enkazdan kurtarılan küçük bir çocuğun medyaya “umut” diye servis edilen anlık pozunu, ertesi gün kazanç kapısı olarak kupaların üzerinde logo olarak basılmış görebiliyoruz. 

Acılar bu kadar tazeyken umudu parayla yan yana getiren bir zihniyetle aynı çağda yaşamak mı; depremlere dayanmayan binaları inşa ettiği için, içtiği sudan bile utanması gereken insanlar mı yoksa depremler mi daha korkunç?  

En çok korkmamız gereken hangisi, birincilik hangisinin hakkı karar veremedim. Karar veren varsa beri gelsin ben yarıştırıyorum korkuları.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Gizem30 Kasım 2020, Pazartesi - 16.52

Benim açımdan içinden çıkılması zor bir ikileme değinmişsiniz. Şu an bulunduğumuz dünya sistemi içinde varlığını tek bir amaca, daha fazla para, bağlamış insan özünde mi kötü yoksa yaşadıkça mı kötüleşti?..

Muhammet Koç14 Kasım 2020, Cumartesi - 23.34

"Doğru düzgün yaşayamıyoruz epeydir. Düzgün yaşatmayı becerebilsek bari. O da olmuyor. Hiç değilse 'düzgün' üzülebilsek." Duygularımıza tercüman oldunuz gene, kaleminize Sağlık Gamze Hanım.

Ala pamukçu10 Kasım 2020, Salı - 11.30

Allah muvaffak ve daim eylesin

Feray Akçay9 Kasım 2020, Pazartesi - 00.48

Maşallah, yine soluksuz okudum, yüreğinize sağlık Gamze hanım.

Seds9 Kasım 2020, Pazartesi - 00.00

Allah bizi *insan*eyleye ne diyeyim

Ş.O8 Kasım 2020, Pazar - 19.38

Elinize yureginize ruhunuza saglik yine kanayan yaralarimizdan olan bir konuya deginmissiniz.yara kanayi dursun asil suclu denetimsizliktir.bunlara goz yuman sorumluluklarini yerine getirmeyen denetmenlerdir.yasalarimizdaki bosluklardir.ne yazikk ki boyle bana gore.para korkusu herseyi yaptiriyor yaratani bile unutturuyor. Cok uzulerek soyluyorum ki maddiyat herseyin önüne gecmis.biz bunlari hakediyormuyuz ? Hayir elbetteki etmiyoruz sen ,ben , biz yanmasak nasil cikar karanliklar aydinliga her mevsimde birileri gitmeli birileri kardeslerim gibi satirlar satirlar film seridi gibi geciyor gozumun onunden.ne diyelim soylenecek cok sey var ama sadece var konusabilebiliyorsak tabiki..!!!! Sevgilerimle...

Gurbet8 Kasım 2020, Pazar - 16.50

Yine harika bir yazı olmuş kalemine sağlık

Tarih Ögretmeni8 Kasım 2020, Pazar - 13.48

Dun uyumadan once hz Ömer in hutbede soylemis oldugu bir soz geldi aklima dunyada olup bitenleri dusunrken Keske Hz Ömer Efendimiz gibi olsa tum dunya yöneticileri dedim belki dunya daha yasanilasi bir yer olurdu. Ve sabah sizin bu yine yureklere dokunan yaziniz ile karsilastim..canim hocam.

Semanur8 Kasım 2020, Pazar - 13.32

İnsan oğlu ve insan kızı akıllanmıyor vesselam....

Tarih Ögretmeni8 Kasım 2020, Pazar - 12.58

Keske bu yazilariniz ulasmasi gereken yerlere ulassa da paradan önce vicdanlarini dinleseler dünya daha yasanilasi olur...

Bağımsız Okur8 Kasım 2020, Pazar - 12.16

Yine harika olmuş kaleminize sağlık

Dr. Yasin Ş.8 Kasım 2020, Pazar - 11.48

Sosyolojik bir açıdan incelediğinde yerinde tespitler yapılmış.

Ebuzerr8 Kasım 2020, Pazar - 10.56

Kaleminiz yıkılmasın. Har daim hakikatin bir cüzünü yazsın. Paraya, pula, mala, mülke ve güce tapanlara haddini bildirsin. Gücü elinde tutup zulmedenlerin ellerini kurutsun.

Aydın8 Kasım 2020, Pazar - 09.48

Yine dikkat çekici tespitler yapmışsınız. İnsan hariç her varlık yaradılışına uygun yaşarken insan ihtirasları yüzünden şu dünyayı tepe kullanıyor zarar kendine dokununca sebepleri dışta arıyor. Boşuna değil diğer varlıklar değil sadece insanın dünyaya imtihan için gönderilmesi

Şermin8 Kasım 2020, Pazar - 09.21

Tabiki İnsan görünümlü !!!!!

Hülya Öztürk8 Kasım 2020, Pazar - 09.18

İçinde bulunduğumuz hali öyle güzel özetlemişsiniz ki. Bu yazıyı okuyan kendini kandırmaz artık. Aklınıza kalbinize sağlık.

Esma Kutlu8 Kasım 2020, Pazar - 09.11

Yine kaleminiz konuşmuş hocam yüreğinize sağlık ❤️

Şafak8 Kasım 2020, Pazar - 08.58

Çok güzel olmuş Gamze Hanım. Medya yoluyla bize dayatılan düşüncelerden bir kesit... Bence bu birkaç haftalık deprem meselesi, diğer doğal afetlerle dönem dönem gündeme gelen "vahşi doğa" denen varlık temellerini çok daha derinlerde buluyor. En basitinden ölümle ilgili işleri gören görünmez varlık kimdir diye sorsam yeter her halde. 21. yy. insanları bir dine inanmadıklarını sanadursunlar.

Ulviye çetiner8 Kasım 2020, Pazar - 08.50

Kalemine ,yüreğine sağlık. Korkmamız gereken belli bir nizam ve intizam içinde gelişen doğa olayları değil, bizim doğayi bilgisizce, hunharca yok etmeye çalışmamız çabaladığımbencillerimize ve bastığımız dalı kendi ellerimizle kesmeye çalışmamızdır asıl korkunç olan olay... selametle

Yazarlar