İŞARET - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

İŞARET

İŞARET

Gamze KOÇ

İşaretleri hep sevdim, hâlâ da severim.

Bu aralar düşünüp dertlendiğim az şey varmış gibi bir de üstüne, şu salgın belasıyla baş etmeye çalışan çocuklarımızın “uzaktan eğitim” meselesini ekledim. Birçok soru üşüştü beynime.

Zaten çok da dört başı mamur olmayan eğitim sistemimiz için acaba bu yepyeni öğrenme ve öğretme çabaları acaba kâr mı zarar mı?

Anne babalar, acaba şimdi evlerinde öğrenciye eğitim imkânını veren ilk konumda, yani bizzat olayın merkezinde olunca eğitimin, eğitimcinin ne kadar kıymetli olduğunu anlarlar mı?

 Okuldan köşe bucak kaçan evlatlar okullarının kapalı kapılarının yanından geçerken içleri sızlar mı?

 Sürekli otur, konuşma, dur, yapma, dinle, vs.  gibi komutlar alarak zihinleriyle ne yapacağına karar verme yetisi elinden alınmış   çocuklar, bunun aksine rahat ama kontrollü bir ev ortamında eğitime devam ederse  özgür ve kaliteli bir şekilde yetişirler mi?

Derslerinde başarısız olan binlerce şahin gibi çocuğun bir ömür boyu karga muamelesi görerek, tırnakları, gagası hatta kanatları yolunarak şahini şahin yapan bütün özelliklerinden olmadan eğitim alabilmesi mümkün olur mu?    

Okul ortamında ister istemez akıllarını kontrol etmeleri için öğretmenlere verilmeye mecbur bırakılmış öğrenciler, bu yeni şartlarda kendileri için neyin doğru neyin yanlış olduğunu daha kolay bulurlar mı?

Bilgisayarı günlük hayatında bu kadar fazla kullanmayan öğretmenler, öğrencileri uzaktan eğitirken interaktif olma becerisini daha çok geliştirip eğitimci kimliklerine bir katkı sağlarlar mı?

Ama hepsinden daha çok merak ettiğim bir şey var ki o da onca imkânsızlığa rağmen yine de okuma heveslisi olan çocuklarımızı yaşadığı bu zorluklar gelecekte onları güzel yerlere taşır mı?

Bütün bu sorularımın sabahlara kadar sürecek bir tartışma programının konusu olmaya hakkı vardı aslında. Ama muhatap arayıp cevap almanın peşine düşmedim Bana en güzel cevabı cılız bir bitki verdi. Yer yer karamsarlığa batmış bir haldeyken balkona çiçekleri sulamak için çıktığımda gördüğüm bir işaretle içim biraz olsun rahatladı. Belki bütün sorularımın cevaplarını alamadım ama bu hâl bile birden Karadeniz’de batan gemilerimi limana çıkardı.

Balkondaki büyüklü küçüklü bütün saksı çiçeklerim büyüyor. Tabii saksıdaki toprağın içinde büyümek çiçeğe çok kolay. Su elden, güneş gökten… Ohh! dedim ne iyi iş. Bir el suyunu verecek, başka bir el her yaprağı güneşi görsün diye bitkiyi gün ışığına göre durmadan çevirecek, saksının bakımını başka biri üstlenecek ve sen çiçek açtı diye sevinecek, meyveye durdu diye alkışlayacaksın öyle mi?  E bunda şaşılacak bir şey yok ki! Hele ki balkonun gider borusunun yanındaki duvar dibinden boy vermiş domates fidesinin yanında…   Asıl şaşkınlığı da alkışı da soğuk betonun içinde hiçbir elin yardımı olmadan büyüyen bu bitki hak ediyor, dedim kendi kendime. Ne bakımlı bir toprağı ne de itinalı bir bakıcısı var. Beslensin de iyi serpilsin diye de bir gübre takviyesi de yapılmamış. Bütün şartlar aleyhine işliyor. Üstelik, kimsenin meyve verir diye bir beklentisi bile yok.

Bu gayret, hayret edilecek bir şey, dahası tam da vaktinde beliren bir işaret gibi geldi bana.  İnsan, böylesi bir manzarayı çayır çimenin içinde görse bu kadar şaşırmaz. Halbuki tek başına böylesi bir manzara bile nice insanı nice makamlara taşımaya yetecek bir sır taşır içinde.

Aklı fikri olmayan bir bitki, sanki güneşi göreceğim diye azmetmiş, “Her şeye rağmen yaşıyorum, görün beni!" der gibi büyümüş. Bu nerden bakılırsa bakılsın umut etmek için ne güzel bir sebep. Bu yüzden saksıda binbir emekle büyüyen süslü püslü rengarenk çiçekleri alkışlamanın bir âlemi yok.

Bütün övgüler bu pimaş borusu dibinde açan domates fidesine ait olmalı. Bütün methiyeler onlar için yazılmalı. Tıpkı kalemi olsa defteri olmayan, bilgisayarı olsa internetin çekmediği dağ başlarında yaşayan, bunların hepsi tam olsa da evde yalnız başına bütün bu hengâmenin üstesinden tek başına gelmeye çalışan güzelim evlatlar gibi.

Ama işte müsaade verilmişse bir kere, bu mis kokusuyla betonu delip balkonu saran domates fidesi gibi yetişecek olan evlatlara kim, hangi el engel olabilir ki?

Yedikleri önünde yemediklerini de bir süre sonra yerler diye arkalarından taşıdığımız ve bütün koşulları iyileştirirsek eğitimleri de eğilimleri de iyi olur sandığımız evlatlarımız çiçek açarlarsa ne âlâ. Hoş açmazlarsa da saksılarımızı kaldırıp çöpe atacak değiliz ama meyve verip iyi bir yerlere gelirlerse çok da hayret etmeye gerek yok bence. Seviniriz elbette orası kesin ama yaşıtlarının sahip olduğu onca şeyden mahrum olarak hayata gözlerini açan, maça 1-0 yenilgiyle başlayan, akranlarını hep bir adım geriden takip eden ama buna rağmen hep iyi, hep önde, hep doğru ve hep başarılı olan, bütün imkânsızlıklara rağmen betonu delip çiçek açan böylesi çocuklar varken önce onların başarılarını düşünüp onları alkışlamak lazım.

Keşke şartlar eşit olsa da ne saksıya ihtiyaç duysak ne de beton duvarlar arasında açan çiçeklerimize hayran kalsak. Hâsılı kelam; umudu severim, işaretleri de.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Serap28 Eylül 2020, Pazartesi - 22.45

Eğitimde fırsat eşitsizliğini çok güzel ifade ermişsiniz .Bu zamanda bunu en büyük boyutlarda yaşayacağız maalesef.Bilgisayarı olmayan binlerce ev bitarafta bir tarafta evine okul döşeyip özel hocaları kapıya düzenler. İr milletin geleceğiyle ilgili endişeler.Tek tesellim Rabbimin muradı ...

Tarih Ögrencisi28 Eylül 2020, Pazartesi - 00.48

Tespitleriniz çok yerinde. Bunları ifade etme yeteneğiniz harika. Elinize, yüreğinize sağlık. Tebrikler.????????????

Feray Akçay28 Eylül 2020, Pazartesi - 00.19

Kalbinizden kaleminize dökülen güzel yazılarınızı hiç sıkılmadan merakla , bazen kendimden bazen hayattan kesitler bularak ve sonunu merak ederek heyecanla okudum. Özellikle "Yalnızlık Bakanlığı" ve "Kuyu" başlıklı yazılarınızı çok beğendim. Umutlu olmakta son yazınızdan bana kalan bir dua olarak yerleşti dilime. Yüreğinize sağlık Gamze hanım.

Dilek Aslan Taşçı27 Eylül 2020, Pazar - 23.27

Ne güzel yazmışsınız Gamze Hocam. Duygularımızi tam anlamiyla ifade etmişsiniz. Yüreğinize kaleminize sağlık....

Canan perker27 Eylül 2020, Pazar - 19.57

Yüreğine kalemine sağlık canım hocam ????????

Nurten anne dikim evi27 Eylül 2020, Pazar - 11.41

Kün fe yekün Rabbim ol derse . ???? Sabır la beklenen KORUK elbet bir gün ÜZÜM olur . Bunun içindir ki hiç bir zaman ÜMİT imiz kaybetmiyelim Yaradan hakkımızı hayırlı eylesin . ???? Zor olanlarımızı kolaylaştırsın İnşaAllah . Bu vesileyle ( YÜREĞİ güzel Güzeli de , güzel gören GÜZEL ????KIZIM???? Rabbim müaffakiyetlerini de daim eylesin . ???? ) Seni cani yürekten alkışlıyorum . ????????????????????????????????????

Yazarlar