İNSAN MADEN GİBİDİR - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

İNSAN MADEN GİBİDİR

İNSAN MADEN GİBİDİR

Gamze KOÇ

Lisedeyken coğrafya dersine merakım büyüktü. Seçmek istediğim meslekle hiçbir alakası olmadığını bilmeme rağmen istisnasız bütün konuları merakla dinlerdim. Ödev olmasa bile yaşadığım toprakların sahip olduğu özelliklerini ve zenginliklerini araştırmaya bayılırdım. Tarihi eserlerinin olduğu şehirler, saraylar, hanlar, hamamlar, camiler, kazılardan çıkan höyükleri duyunca hepsini bana bırakılmış miras sayar çok kendimi çok zengin hissederdim. Hele toprağın altına gizlenmiş hatırı sayılır doğal taş ocaklarını  ve birçok yeraltı kaynağımızın  olduğunu duyunca daha bi heyecanlanırdım. Önce kömür üretiminde dünyada zirve isimler arasında yer aldığımızı sonra da Anadolu’muzun, geleceğin enerji kaynağı olan uranyuma dönüştürülebilen toryuma sahip olduğunu öğrenmiştim. Nasıl da gururlanmıştım. Uranyum ile Toryum nükleer enerji üretimi için şart, demişti hocamız. Kollarımın altına karpuzlar sığmaz olmuştu sanki o an.  Sadece bu da değildi. “Anadolu’da petrolün bulunduğunu herkes biliyor peki bu kadar mı, tabi ki değil çocuklar, petrol, bor, altın, krom gümüş var bizim memleketimizde…” diye devam ederken, sanki bütün dünya ülkelerinin çocukları, gençleri karşımıza dizilmiş imrenerek bizi izliyor sanırdım. Keyiften yüzümün büyük bir kısmına yayılan o tebessümün verdiği hazzı, ” Ama üretilen miktar, devede kulaktır çocuklar.” sözünü duyana kadar kısa bir süreliğine yaşayabilmiştim.” Bilimsel verilere göre, Anadolu’da 2500 metre derinliğin..” diye sürdürdüğü cümlesinin devamını bile dinlememiştim. Kızgındım artık. Bu kızgınlığım da uzun bi süre devam etti ve toprağımızın üstünün ‘altın’dan daha değerli” olduğunu, işlenseydi kim bilir ne de güzel yerlere gelirdi  dediğim insanlara rastlayınca öğrendim. 

   Herkesin kabul ettiği bir gerçek vardır ki dünya tarihi boyunca bazı insanlar üstün vasıflara sahip olmuştur. Bu şahıslar kıvrak zekalarıyla, eşsiz yetenekleriyle hep dikkatleri üzerlerine çekmeyi başarmışlardır.  Bazen önderlik vasfıyla koca bir toplumun önüne ışık olmuş, bazen herkesin  kabul ettiğine karşı çıkarak özgür iradesiyle “hayır” demeyi tercih etmişlerdir.  Bazen de  sadece adıyla bile  bir çağı kapatıp yeni bir çağın başlamasına  vesile olmuşlardır. Tarih  kitapları bu ışık insanların isimleriyle doludur. Sadece adı tarih sahnesinde de anılmaz. Bazen bilim kitaplarında çıkarlar karşımıza bazen de teknolojide, siyasette, müzikte, fikirde, dinde, sanatta ve mimarî gibi çok farklı alanda görürüz kendilerini. Sokrat, Konfüçyüs, İbni Sina, îbni Haldun, Harezmî, Mimar Sinan, Edison, Einstein gibi zirve şahsiyetlerin etkilerini ve ortaya koydukları ürünleri günümüzde halen  bu yüzden konuşuyoruz. Bu şahsiyetlerin çok özel kişiler olduklarını kabul ediyor ve toplumların beşerî sermayesi açısından da çok önemli  olduklarını halen görebiliyoruz.
   Akıllıca işler yapmaya niyetli ve geleceğe dönük sağlam planları olan bütün milletler, bu öncü şahsiyetleri ortaya çıkarıp, en iyi şekilde yetiştirmek ister. O zaman bu büyük şahsiyetlerin yetişmesi için de büyük şeyler yapılmalı. Geçenlerde gerek iç gerekse dış ticari karımız için ciddi bir öneme sahip olacak olan Karadeniz’imizdeki doğalgaz rezervinin tespiti haberini izlerken bir şey geldi aklıma. Yapılan o uzun çalışmalar ve harcanan paraların acaba kaçta kaçını”” yerüstü kaynaklarımız” olan özel yetenekli ve hatta dahilik becerileri gösteren çocuklarımız için ayırıyoruz? Bulunan doğalgazı ayakta alkışladığımız gibi emeklerimizin ve zamanımızın ne kadarını nice pırıl pırıl zekâ sahiplerini taktir etmeye harcıyoruz? Sanki bir şeyleri gözden kaçırıyoruz biz.  Belki gün yüzüne çıkan bu dâhilerden daha büyük bir çoğunluğunu  keşfedemediğimiz için  bugün  esamisi bile okunmuyor. Toplumlar için varlıkları bu kadar önemli olan nice insanımıza kapılar açamadığımız için duvara tosluyorlar. Mahalleleri  çıkmaz sokaklarla dolu olduğu için dar alanda paslaşıyorlar.   Zenginliğin sadece  rakamsal bir değeri  olduğu bir toplumda yerinüstünde olan  üstün ve özel yetenekli çocuklarımızı tanımadığımız için çok şey kaybettiğimizi  anlamamın vakti geldi de geçiyor bile.  Yerin altında kalan zenginliklerimizden önce yerin üstündeki zenginliklerimiz olan bu evlatların bir an evvel farkına varmazsak  çıkan doğalgaz ya da herhangi bir madenle  yola nasıl devam edilmesi gerektiğini söyleyen zekalar da olamayacak aramızda. Onların farkına varmanın ve onları tanımanın bir ülkenin kalkınmışlık seviyesiyle son derece ilgisi var çünkü. 
 Yerüstü zenginliklerimiz olan evlatlarımızın içindeki cevherlere ulaşmak için kim bilir kaç kazma vurulması gerek ve kim bilir ne kadar kıymetli mücevherler çıkar ortaya . Bir de bu içindeki kömürü elmaslara çeviremeden büyümüş olanlara ne demeli onlar için de  Asaf Halet Çelebi’nin “He” Şiiri geliyor aklıma, 
“ vurma kazmayı ferhâaad
 he’nin iki gözü iki çeşme âaahhh
 dağın içinde ne var ki güm güm öter
 ya senin içinde ne var ferhâd!”
 Ya senin içinde ne cevherler vardı sence? 

 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yazarlar