HOŞ GELDİN BEYAZ - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

HOŞ GELDİN BEYAZ

HOŞ GELDİN BEYAZ

Gamze KOÇ

Geldi mi, gelecek mi; yağdı mı, yağacak mı derken sonunda gökten usul usul düşmeye başladı inci taneleri. Buralar henüz diz boyu kar olmasa da karın yağdığını görmek bile iyi geldi ruhumuza. Şu koca koca insanları pencere önlerine çivi gibi mıhlayan, karın yağışını, yedi düvele haber vermek için sağa sola koşturan çocuk yanımızı gizlemenin bir âlemi yok! Seviyoruz işte karın bir masal gibi gökten yağmasını. Masallarda dinlerken bizim de gökten başımıza düşsün diye beklediğimiz üç elmaya belki de sadece kar yağarken öykünmüyoruz. Gerçek hayatta başımızın üstüne yumuşacık bir iniş yapan kar taneleri varken masallardaki gökten düşen elma da neymiş! Talih olsa ne kısmet olsa ne!  

İnsanlar karın yağmasını türlü türlü hallere girerek, boy boy fotoğraflar çektirip sırf sağa sola göstermek için bekliyor olamazlar.  İnsanı büyüleyen bu huzurun, bu kadar büyük bir sevincin altında yatan başka bir şey olmalı. Bu yağan kara hayranlığımızın asıl sebebi nâdir oluşundan mı dersiniz, yoksa renginin beyaz oluşuyla da bir ilgisi olabilir mi? Öyle ya gökten siyah siyah bir şey yağıyor olsaydı ya da kırmızı kırmızı minik şeyler üstümüze düşseydi hiç böyle çocuklar gibi sevinir miydik? Aklıma rahmetli Barış Manço’nun şarkısı geldi:

“Siz hiç kırmızı bir ağaç gördünüz mü?
Hey hey! Günaydın çocuklar, günaydın!
Gökyüzü neden mavi, düşündünüz mü?

Başak sarı, çim yeşil, her şeyin bir rengi var
Değişmez doğanın dengesi.
Mor, turuncu, sarı,

Eflatun, pembe, hâkî

Çamur bile kahverengi”

 

Her şeyin bir rengi var tabî hem de değme ressamların tablolarında yakalayamayacağı tonlara sahip renkler bunlar. Her biri bir şaheser resmen. “Bu işin içinde bir iş var?” der gibi düşünün siz de benimle. Bütün renkleri getirin gözünüzün önüne. Beyazı, yenidoğanın zıbınına, düğünün gelinine, ölünün kefenine yakıştıranları; pembeyi kız çocuğuna, maviyi oğlana mecbur tutanları ve sırf gökkuşağında yok diye siyah ve beyazı renkten saymayanları gelin, bir kenara bırakalım biz.

Beyaz... Siyahın zıddı, grinin ortağı olan beyaz; masumiyeti, saflığı işaret etmiş yüzyıllarca. Siyah; hep kötülüğe, kasvete layık görülmüş. Kahverengi, mâziyle an arasında köprü olmuş. Geçiciliğin simgesi sarı… Yeşil, güven ve şifa verenin eli… Huzuru çağıran mavi… Pembe, neşenin evi.  Depresyonun rengi gri... Mor, melankolinin vazgeçilmez esîri... Kırmızı; kanın, ateşin, iktidarın şehri ve şehvetin yasaklı şöleni…

Bunlar, biz sıradan insanların baş gözüyle gördükleri. Bir de âriflerin gönül gözüyle gördükleri var. Mevlana’nın renklerde gördüğü şeyleri düşününce renklerin ötesinde bir şeyler fısıldar bizlere asırlar. Hazrete göre beyaz İslam’ı, sarı imanı, koyu mavi insanı, yeşil huzuru, açık mavi itkânı, kırmızı irfânı, siyahsa hayret makâmını temsil ediyormuş. Bizce kasvet ve karamsarlık anlamına gelen siyah, Allah’ın tecellisi olarak görünürmüş gönül ehline.

Bazı renklerden köşe bucak kaçıp bazılarına hayran kalmamızın derinlerde bir sebebi var aslında.  Mavi, gökte olunca uçsuz bucaksızlığı, özgürlüğü düşündürüyorken bir çift âhu gözde olunca aslanları titreten bir hükümdara diz çöktürebiliyor aynı zamanda.

Bunalıp sıkıldığımızda yeşile koşuyoruz, öfkelenince hep kıpkırmızı alarm veriyoruz, iyilik yapınca beyazlarla yunup yıkanıyoruz, günah bir siyah nokta gibi düşünce kalbimize tüm beyazlarla kavga ediyoruz. Renkler konuşur çünkü. Hem de bütün dilleri bizden daha iyi bilir. Ola ki beyazı ya da karı sevmeyen de varsa aramızda bilesiniz ki beyazın bunda hiçbir suçu yoktur. İçindeki çölüne su damlası değmemiş, yağmursuz toprağı çiçek görmemiş olanın göğünde gökkuşağı çıkar mı? Nasıl hayran kalsın beyaza, kara?

Oysa renkler bizim terapi aracımızdır.  Göz nasıl ışığa muhtaçsa renklere de muhtaçtır. Beyazsa ruhumuza en iyi gelen ilaçtır. Kar yağmıyor diye beyazı unutmuştu gözlerimiz. Her şeyi puslu, kasvetli görmeye ne kadar çok alışmışız. Beyazı azalmış ressam gibi aydınlık çizemiyorduk nicedir göğü, güneşi. Meğer boyaların içinde bize en çok beyaz lazımmış. Öyle gıdım gıdım kullanınca da yetmiyordu işte, her yeri bir türlü tek başımıza aydınlatamıyorduk. Yok çinko beyazı gerek, yok titan beyazı olmalı diye ısrar da etmemiştik hiç. Beyaz olsun da pustan, isten iyidir diyorduk hepimiz. Kar yağdı da ne güzel oldu. En güzel fırça üzerimize en güzel rengi çaldı.

Beyaza, beyazlığa, huzura, temizlenmeye ve saflığa tam da çok ihtiyacımız varken ne iyi oldu da geldi. Hoş geldi. Bütün misafirlerin bir yeri vardır ev sahibinin gönlünde. Senin başımızın üstünde yerin var ey kar, yağ yine. Çok üşütmeyeceğini bilsem daha uzun kalmanı dilerdim. Biz biraz hastayız, iyi et ruhumuzu, sen hep yağ üstümüze.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Nurcan D. Akçay18 Şubat 2021, Perşembe - 23.29

Renklerin dili olsa ancak bu kadar ifade ederlerdi kendilerini... Gecenin karanlığını dahi aydınlatan bir nur indi yeryüzüne. Şehrin ışığını yansıtıp geceyi siyahtan sarıya çevirdi. Gün daha da aydınlandı. İçimiz hapsolduğu karanlık dehlizlerden çıkıp koca bir ohhh çekti... İyi ki geldi kar, iyi ki çocuk sevincimizi geri getirdi. İçimizdeki çocuğun elinden tutup bizi sardı sarmaladı, içimizi sıcak sahleplerle ısıttı.. Beyaz içinde tüm renkleri barındırır ya.. İşte öyle kuşatıcı bir şekilde indi ki yeryüzüne, tüm insanlığı kapsadı herkesin rengine uyum sağladı herkesi yansıttı.. Herkesin rengini berraklaştırdı... Kar, yine gel olur mu?...

Remziye18 Ocak 2021, Pazartesi - 18.17

Yine yine harika gündem Bi yazı kalemine yüreğine sağlık hocam ????evet kar beyaz muhteşem biz bu yıl göremedik Bi fotomu bike yok ????ama olsun yağdı ya Rahmet çoğu yere buna şükür ama (SİYAHI ayrı severim) =laf aramızda asidir ????????????

Semra17 Ocak 2021, Pazar - 17.19

Renkleri, beyazı ve karı bu kadar güzel okumamıştım... Bu kadar beklememiştim yağan taneleri... Ne güzel onu elinde bir bardak çayla usul usul izlemek... Elini uzatıp o korksa bile bizden ona dokunabilmek... Ah beyaz tanem sen ne güzel geldin bize böyle... Her yer tertemiz her yer parıl parıl... Biraz ufak sevimli adamlar biraz da masum savaşlar yapmanın tam zamanı...???? Elinize kaleminize sağlık Hocam yine çok keyifli bir yazı... ????❄️❄️☃️

Efenin annesi17 Ocak 2021, Pazar - 11.06

Ağzınıza sağlık camin kenarında çayımı içip kari izlerken ne iyi geldi yazınızı okumak

Hacer Drsn17 Ocak 2021, Pazar - 10.42

Günaydın, yine bir pazar sabahı terapi gibi oldu bu yazı bana. Bütün Avrupa'da hakim olan bu beyaz güzellik anca bu kadar güzel ifade edilebilir. Renkler hakkında bilmediğim ne çok şey öğrendim bu arada. Kalemine sağlık, yüreğine sağlık sevgili güzel dost.????

Nurten anne dikim evi17 Ocak 2021, Pazar - 10.07

En de ihtiyaca binâen Bir kaleme dökülmüş , dökülmüş cümleler . ???? ???? Seni câni yürekten kutlarım yavrum ???? (ANNEM) ???? Rabbim şu daralmış yürekleri , yağan kar beyazlığı gibi tertemiz eylesin . ???? İnşaAllah Dışarıda olan , olmak zorunda kalanların da sen yardımcısı ol ALLAH ım ????

Serap Tan17 Ocak 2021, Pazar - 09.53

Ne güzel söylemişsin Gamze Hocam inşallah her şeye şifa olur kar .

Eyüp Şahin17 Ocak 2021, Pazar - 09.37

Çok güzel olmuş. Elinize, emeğinize, yüreğinize sağlık. Özellikle betimlemeleriniz, başka şeylerle özdeşleştirerek yapmanız, ustaca bir konudan diğerine geçmeniz çok güzel. Lütfen yazmaya devam ediniz. Yazdıkça içinizdeki cevher gelişecek, büyüyecek...

Esma Kutlu17 Ocak 2021, Pazar - 09.29

Yağsın yağsın da tüm üzüntüler ,kirler onla beraber eriyip gitsin. Maşaallah yine kaleminiz dile gelmiş yüreğinize sağlık hocam ????♥️

Yazarlar