DİREKSİYON - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

DİREKSİYON

DİREKSİYON

Gamze KOÇ

Mutfağa girdim mi kendimi kaybediyorum bazen. Hiç gidip görmediğim yerlerin yörelerin kendine özgü çeşit çeşit yemeklerini, tatlılarını yapmak çok iyi geliyor bana. Tatlısından tuzlusuna evdekiler sever, sonra biraz da komşu hakkı diye diye ölçüyü fazla tutsam bile zaman nasıl geçiyor anlamıyorum. Etrafa yayılan mis gibi kokular ev halkını mutfağa doğru mıknatıs gibi çekmeye başlayınca tamam diyorum olmuş, kapat altını ocağın. Fırın da dinlensin biraz ve şimdi şölen zamanı başlasın.  Benim için en keyifli olan kısım sunum, yani süsleme safhası. Bir de vakit bolsa çocuklar gibi oynarım resmen tabakların altıyla üstüyle. Niye bu kadar zahmet ettin kendini heder ediyorsun diyenler olursa da cevabım dünden hazırdır. “Seviyorum da ondan.” Sevdiklerimin özene bezene yaptığım her şeyi yerken mutlu olduklarını görmeyi seviyorum. Ellerim bile kendilerine sağlık dileklerini duyunca seviniyor diye düşünüyorum. Altı üstü boğazdan geçecek bir yemek değil işte, adlı adınca bir mutlu etme ve mutlu olma meselesi bu. Tabakları hediye paketini süsler gibi ikram etmek isteyişim ondan. Hediye paketlerini de seviyorum, ortada hediye edilmesi gereken bir durum ya da bir kişi olmasa bile eğer hediye edilmelik bir şey gördüysem alıp kenara koymayı seviyorum. Nasibi çıkar elbet diye düşünüyorum. Sırf bunun için bir dolabım ve çekmecem var desem inanmazsınız belki ama öyle. Noel babanın çuvalına taş çıkaran hediyelik eşya depomu düzenlemeyi de çok seviyorum. En olmadık şeyleri hediyelik eşyaya dönüştürmeyi seviyorum, sürpriz yaptıktan sonra ortadan kaybolmaları da seviyorum. Tarihlere bağlı ve bağımlı kalmadan da birileri mutlu edilebilir diye sebepli sebepsiz hediye vermeyi de seviyorum. Hiçbir şeyi süsleyip hediye etmeye fırsat bulamadıysam eğer kimine angarya gibi gelebilir ama incik boncuk kutularını ara sıra ortaya çıkarıp düzenlemeyi de seviyorum. Çok maharetli olduğum da yok aslında. Öyle iddialı falan da değilim üstelik. Benimki böyle şeylere merak, biraz da dedim ya zorla değil sevmekle alakalı. Ha galiba biraz da içimde bir şeylere karşı gelen asi bir kız saklı da ara ara o çıkıyor dışarıya diye düşünüyorum. Niye mi?  Hep başkalarının gözüyle yaşıyoruz bu hayatı da ondan. Bu yüzden sevmeleri de sevindirmeleri de hep taklit ediyoruz. Bundan ötürü sevindirme biçimlerimiz hep aynı.  Evlilik tekliflerimiz, bebek doğum kutlamalarımız, düğün seremonilerimiz, mezuniyet törenlerimiz, doğum günlerimiz, ay dönümlerimiz, yok yıl başları, yok mevsim bitimleri, yok yüzyıl geçişleri hepsi birbirinin kopyası. Kırmızı çarşambalara, kara cumalara da hep bu yüzden teslim olmuyor muyuz? Samimi duygularımız, anlık da olsa kulağımıza fısıldamıyor da değil hani. Sonra kasadaki "peşin mi, tek çekim mi olsun" sorusuna cevap verirken buluyoruz kendimizi. Ve yine aynı kısır döngü.

Sorgulamadan, âdettendir der gibi mecburiyetten yapıyoruz her neyi yapıyorsak. Başkalarının belirlediği gündemlerle, takvimlerle yaşamak nereye kadar mutlu edebilir ki insanı? Dayatmalara razı olduk, hayret etmelerden uzağa düştük. Oysa “Aydınlık, şaşkınlığın kızıdır.” Şaşırma duygumuzun bile hâli değişti. Her şeyi en iyi bileni alkışlamayı hep en iyi bileni sevip saymayı kim icat etti?  Her kimse çıksın ortaya? Biraz da bilmeyiverelim canım. O bilmiyorum demenin, o bilgisizlik merdiveninin önünde öylece duruverelim biraz. O, göğe uzanan basamakları çıkacak olmanın heyecanını duymak az şey mi? Altmış yaşında olup bilgiye aç olan kişinin öğrenme merakına hiç şaşırmayıp küçücük yaşında bilginler gibi konuşana hayret etmeyi kim öğretti bize?

İnsanın şaşıracak bir şeyi yoksa hâlâ sabahlar yine aynı sabahmış, gökyüzü sanki hep olması gerektiği yerindeymiş gibi gelir. Sırf, şu bizden çalınan hayret edebilme duygumuzu çekip alsak hırsızın elinden, o bile götürür bizi sağ sâlim varacağımız yere. Ya da bizim evin maskotu olan altı yaşındaki Murat Bey’in sözüyle söylemek gerekirse “kendi direksiyonu olmalı insanın”. O ne demekmiş öyle dedim de “Senin arabana herkes binebiliyor ama direksiyonu kimseye bırakmıyorsun çünkü bu senin hayatın ve gideceğin yöne sen karar vermelisin.” dedi. Çocuk aklı derdim eğer ruhumu anlayamamış olsaydı. Ama anlamış, çocuk olmak anlamaya mâni değilmiş esasında. Öyleyse yıllarca Meryemce konuştum, şimdi de Muratça söylüyorum. Aman diyeyim direksiyonunuza sahip çıkın. Arabanıza herkes binsin, buyursun, otursun, arka koltuğuna kurulsun; isteyeni istediği yere kadar da götürün ama siz siz olun, direksiyonunuzu başkasına kaptırmayın!..

 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Gizem24 Ocak 2021, Pazar - 16.04

Okuduğum bir başka yazıda da bizimki gibi Doğu toplumlarında karşımızdakine açıkça onu sevdiğimizi söyleyemediğimiz ve başka semboller kullandığımızdan bahsediyordu: "yemek yedin mi? Aç mısın? Sana şunu pişirdim. vb" biz sevdiğimizi söylemeyi değil de hissettirmeyi seçiyoruz galiba :) "Sırf, şu bizden çalınan hayret edebilme duygumuzu çekip alsak hırsızın elinden, o bile götürür bizi sağ sâlim varacağımız yere."

ŞO6 Ocak 2021, Çarşamba - 11.14

Bazı yazılar vardir ki okurken kendini kaybedersin dalar gidersin o yazinin icinde bulursun kendini. Rol bicersin kendine tercuman olur yol olur cumleler..."Direksiyonu birakmak" ben varim ama bi kuklayim beni yönet demenin bir baska anlatimi.biz kolayi mi seviyoruz? galiba oyle.kolaycilik isimize geliyor yolun sonuna geldigimizdede feryat figan ediyoruz. Cok soylenecek seyler var lakin kalemin murekkebi yetmiyor.Tamamlamak adina yolculuk dersek; bir yolculugun bir baslangici bir sonu ve asıl onemlisi onun ta.. kendisi vardir. Yolculuga cikmadan once, hep yolun sonunu ve sonucunu merak ederiz ve şehvetle tüketiriz o yolu.oysa yolun sonuna geldigimizde; asil onemli olanin yolculugun ta..kendisi ve yol arkadasimizin oldugunu anlariz...Herkesin kendine özgü oldugunu kesfedebilmek icin icinde de bir güc bulma ve kabullenme dileklerimle.

Semanur4 Ocak 2021, Pazartesi - 14.50

Çok güzel bir yazıydı kalemine yüreğine sağlık canım ????

Ebuzerr3 Ocak 2021, Pazar - 21.20

Allah cc Yar ve Yardımcımız olsun. Bahar öncesi güzel bir yaz(ı) olmuş.

Ayşenur3 Ocak 2021, Pazar - 20.32

Hele ki bu zorlu yollarda direksiyon elden giderse vay halimize. Pazar günlerine iyi gelen bir yazı daha.

Şafak3 Ocak 2021, Pazar - 19.55

Ah Murat ah... Direksiyonu tutturmuşlar elimize ama rotayı biz mi belirliyoruz bilmiyorum...

Hacer Drsn3 Ocak 2021, Pazar - 19.04

Gerçekten çok güzel bir yazı kaleme almışsınız bugün de... Murat Bey'e teşekkürler ????

Fatma Kiriş3 Ocak 2021, Pazar - 18.08

Bir kere daha anlattı ki bana Murat Akifcik kendi direksiyonumu başkalarına kaptırmamak için daha çok çabalamak lazımmış ????????????????????????????kaleminize yüreğinize sağlık hocam ????????

Münire3 Ocak 2021, Pazar - 17.53

O direksiyon daima güzelliklere götürsün... Yine mükemmel bir yazi

Esma Kutlu3 Ocak 2021, Pazar - 17.41

Yine harika bir yazı olmuş tam da sizin kaleminiz yüreğinize sağlık ????❤️

Esin Hazal Bulut3 Ocak 2021, Pazar - 17.12

Kaleminize sağlık???????? En sevdiğim yazınız olmuş diyebilirim ❤️❤️

Arzu Koç3 Ocak 2021, Pazar - 17.04

Ne iyi geldi ruhuma kaleminize sağlık

Nurten anne dikim evi3 Ocak 2021, Pazar - 17.00

Samimi söylüyorum , yıllarca süprizlerinle , o güzel tebessümlü yüzünle bizleri mest etmeyi nasılda uğraştın didindin durdun . ???? ???? ( öğrencilerin , komşuların , yetimlerin , ihtiyacı olanların , v s ) Rabbim sanada iki cihan saadeti , gönlünü mükafatı nı versin benim ATOM KARINCAM) ???? SENİ ÇOK SEVİYORUM ????

Mehmet U.3 Ocak 2021, Pazar - 16.49

Bağlantılar, geçişler mükemmel. Teşekkürler. Kaybolan anlamlar ve arayışımız. Hatta aramayışımız. O kadar bihaberiz ki kendimizden. Murat çok haklı ve sayenizde çocuk olmanın anlamaya mani olmadığını daha somut gördüm bu yazıda.

Selda3 Ocak 2021, Pazar - 16.33

Kendi direksiyonumuzu özgürce kullanabilmek ümidiyle ???? yine harika bı yazı olmus

Yazarlar