DAMAT - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

DAMAT

DAMAT

Gamze KOÇ

Rahmetli ananem, üç tane nur topu gibi kız çocuk dünyaya getirdi de bir oğlan çocuğu olmadı diye dedem tarafından yarı yolda bırakılmış. Annem, o kadar çok bu baskının altında yetişmiş ki eğer onun da bir oğlan çocuğu olmazsa bir kıymeti olmayacağına inandırıldığı için ilk kız çocuğu olan ablam doğduğunda yüzüne bakamayıp hüngür hüngür ağlamış. Sırf bu mantıktan ötürü eşim, kızımız doğunca “hayırlı olsun” yerine “bu da evlat sonuçta” denilip, sırtı sıvazlanarak teselli edilmiş.

Hani o çok sık duyduğumuz “Erkek adamın erkek evladı olur.” cümlesinin doğruluğuna inananlar var ya, işte yaşanan birçok aile faciasının tek suçlusu onlardır. Bu fikrin altında artık nasıl bir köklü inanış yatıyorsa, kazısak da bitmiyor, kovsak da gitmiyor. Kimilerimiz erkek değil de kız çocuğumuz oldu diye hâlâ sinsice avutulup öteleniyoruz, kimilerimiz de erkek evlada sahip olunca pek bir matah sayılıyor da incili mercanlı taşlarla işlenmiş görünmez tahtlara oturtuluyoruz. Dede Korkut’ta da böyleydi bu; al çadırlara, kara otağlara oturtmalar… günümüzde de ısrarla bu yanlış mantığı sürdürmeye devam edenler var.

 Çevremde, “Şöyle boy boy çocuklarım olsun, onları hakkıyla yetiştireyim.” diyen iddialı anneler görüyorum. Allah biliyor ya, kuldan niye saklayayım; ben çocuk eğitmeyi bilerek evlenmedim.

Kuru yemişçiden gramla yemiş seçer gibi çocuğumda az şunlar olsun, bunlardan olmasın diye de taleplerim olmadı hiç. Bunun ciddi bir sorumluluk olduğunu bildiğim için daha çok, hep korktuğumu hatırlıyorum.

Kızım dünyaya geldikten sonra başka bir çocuğumun olmasına pek ihtiyaç duymadım. “Bu, nasıl tarifsiz bir tatmış Allah’ım!” dedim ve şükrettim. O küçücük beden, tek başına bizim dünyamızı aydınlatmaya yetmişti. Bir gün bir rüya gördüm. Rüyamda kucağımda bir bebek... Akça pakça yüzlü, masmavi gözlü, güneş gibi parlayan sapsarı saçlarıyla bir oğlan çocuğu… Bakışmıyor, konuşuyorduk resmen. Dedim, şimdi ağzını ha açtı ha açacak da bana bir şey diyecek. Hakikaten de kundaktaki bebek, benle konuşmaya başlayınca sıçramamla uyanmam bir oldu. Korktum da dua ettim: “Allah’ım sen hayırlısı neyse onu nasip et.” diye.

Ne hayalimde vardı ne de evvelden kalan bir baskıyla” bir çocuğum daha olsa da keşke o da erkek olsa” diye aklımdan geçirdim. Evlat büyütmenin, cevher işlemek gibi zor olduğunu bildiğimden ikinci bir emaneti düşünemiyordum. Sadece kızım yalnız yürümesin bu hayatı, duygusu vardı içimde, o kadar. Bir çocuk kardeşsiz kalmamalıydı.

Derken M. Âkif çıkageldi dünyamıza. Gerçekten de bilenler bilir, kara kuru bir şeydi doğduğunda; çepiş çepişti gözleri vardı. Hiç de rüyamdaki o güzel yüzlü çocuk değildi ama benim evladımdı ve ben onu öyle de bağrıma bastım. Rüyamdaki o ay parçası çocuğa nasıl evrildi, onu ben de bilemiyorum. Allah’ın işleri işte. 4 Nisan’da doğuverdi ve bu sabah dünyadaki 7. yaşı için uyandı. Acaba 7. yaşının eli, gözü, sesi, sözü nasıl olacak diye çok heyecanlı.

Çocuk işte, bütün çocuklar gibi ne varsa şu büyüme işinde, büyümeye çok hevesli. Ben, bir iksirini bulsam da daha yavaş geçse çocuklukları diye düşünüyorum onlarsa beşer beşer çıkmaya çalışıyorlar bu basamakları. Bugün itibarıyla artık 7 yaşına basmış bu küçük adam, geçenlerde okulda rehberlik öğretmeniyle bir sözleşmeye imza atmış. Meseleyi bir de onun ağzından dinledim. “Öfkeleniyorum! Bu doğru ama beni kızdıran çok şey var." dedi çatık kaşlarıyla. Okulda yolunda olmadığını düşündüğü şeyler yaşanırsa müdahale ediyormuş. Ama konuşarak değil, güç kullanarak…   Çünkü konuşunca anlamıyormuş onu hiç kimse. Kendi yasaları olmuş. Sanırsın Kara Murat'ın sarı versiyonu. Miroğlu kanunları gibi “Muratoğlu” kanunları koymaya başlamış şimdiden. Evde bir “Kurtlar Vadisi” ne bileyim “Eşkıya Dünya'ya Hükümdar Olmaz” gibi dizilerin başından kalkmayan bir aile olsak ya da evimizde kendine şiddet uygulayan bir abimiz olsa diyeceğim ki “Eee ne görüyorsa onu işliyor.” ama televizyon ya da abimiz yok. Sonra dedim ki içimden babam da güreşçiymiş, tüm savunma sporlarıyla uğraşmış, eşimin babası da gayet güçlü kuvvetli bir adam, e tamam dedim “gen yasası” diye de bir şey var, baskın genlerini inkâr edemiyorum. Ama yine de bu duruma çanak tutacak değilim.

Ne desem olmuyor ne yapsam kâr etmiyor, çocuk yetiştirmek çok zorken, erkek evladı daha bir zormuş. İnsan bazen yedi düvele dağlar ardındaki yüreğe ulaşabiliyor da kendi kolunun kanadının altındakine söz geçiremiyormuş. Belki de erkek çocuğun yokluğuna üzülmek şöyle dursun, “Böyle bir çağda oğlum olsaydı imtihanı kaybedebilirdim.” diye düşünmek ve şükretmek gerekir. Dört bir yanımız, ne yaparsa yapsın erkeği mazur gösteren ve yine onun güçlü olduğunu bağıran seslerle çevriliyken, etrafımızda günün her dakikası şiddetin, hakaretin bin türlüsü yaşanıyorken erkek evlat büyütmesi büyük iş doğrusu.

Erkeklerin, cinsiyetleri üzerinden bu kadar lüzumsuz alkış aldığı bir dünyada gel de erkek çocuklara bunun çok büyük bir tuzak olduğunu anlat anlatabilirsen. Para, şöhret, güç sahibi balondan kahramanlar gören çocuğun sırtını cinsiyetine dayamaması işten bile değil, hele bir de yanında yamacında onu bu uykudan uyandıracak birisi de yoksa eyvah ki ne eyvah!

“Bütün bunları M. Âkif’e anlatsam anlar mı, yaşı küçük kavrar mı?” diye alıp verirken kendimi o an sanki elimi omuzuna koymuş Şeyh Edebali gibi hissettim. Hazır bu hisle doluyum; kim tutar beni, fırsat bu fırsattır, dedim ve başladım hazretin öğütlerine:

“Ey oğul! İyiliğe kötülük, şer kişinin kârı; iyiliğe iyilik, her kişinin kârı, kötülüğe iyilik er kişinin kârı. Gönül insanı, kavgayı sadece bileğiyle değil; ilmiyle yüreğiyle yapmasını bilir. Sen bizim rüyamız, sen bizim devamız, duamızsın oğul! Daima başın dik, alnın ak, gönlün pak olsun!

Ey oğul! İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, gün batarken ölürler. Unutma, dünya sandığın kadar büyük değildir! Dünyayı bize büyük gösteren, bizim küçüklüğümüzdür. Sakın ha kendine takılmayasın, kendinde boğulmayasın!

Ey oğul! Güçlüsün, akıllısın, söz sahibisin ama bunları nerede nasıl kullanacağını bilmezsen sabah rüzgârında savrulup gidersin. Bir dem gelir, bir tekmeyle dünyaları yıkacak olursun; bir dem gelir, yerdeki karıncaya mağlup olursun. Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın! Öfke ateş, öfke afet, öfke   şeytandır oğul! İnsanoğlu dağları devirir ama öfkesine mağlup olabilir; öfkeyle savaşı daima taze tutmak gerekir. Sen sen ol, düşmanını çoğaltma ama haklı olduğunda da kavgadan korkma! Bilesin ki atın iyisine “doru”, yiğidin iyisini “deli” derler. Zümrüd-ü Anka’nı iyi seç ki Kaf Dağı sana yakın olsun. Yolun ebediyete kadar açık olsun.

 Bu yazım da sana doğum günü hediyem olsun. Varsın, bütün bunları herkes sana söylediğimi sansın hâlbuki ey oğlum ben sana söylüyorum, damadım sen anlayasın.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

ŞO5 Nisan 2021, Pazartesi - 04.06

"Bizler sadece çocuk yetistirmiyoruz. Yetiştirdiğimiz cocukla baska insanlarin kaderini de belirlemiş oluyoruz. Bizlerin yetiştirdiği cocuk yarin baska insanlarin patronu, iş arkadasi, eşi , annesi-babasi, çalışanı belki de bir ülkenin cumhurbaskani olacaktir. İşte o gün bizim cocuklarimiza ögretiklerimiz o kişilerin kaderi olacaktir." Murat Akif iyiki dogmus ve iyiki annesine bu guzel yazilari yazdırmış. Nice saglikli mutlu huzurlu Rabbine hayirli kul vatanına milletine ailesine hayirli evlat olmasi duasıyla...sevgilerimle:)

Serap Tan5 Nisan 2021, Pazartesi - 01.25

Sevgili Gamze,yazını zevkle ve yüzümde bir gülümsemeyle okudum.Murat Akif’in bebekliği badi badi halleri ,seninle son çalıştığımız zamanlardaki halleri gözümün önünden geçti .O masmavi gözlerle pembe beyaz yüzü (maaşalla subhanallah) gördükçe sana “Gamze bu kaymak gibi çocuk nasıl saçlı sakallı adam alabilir ki ?”diyordum.Hatırlar mısın?Büyümüş bile .Adam olma yolunda küçük adam.Allah daha nice nice güzel yaşlarını, nice nice güzel günlerini göstersin.(Bana da tabi ki zira hala merak ediyorum ????)Yeni yaşı ve bundan sonraki bütün yaşları sağlıklı ,mutlu ,huzurlu olsun.Anneye babaya vatana millete hayırlı evlat olsun inşallah.

Serap Tan4 Nisan 2021, Pazar - 22.54

Canım benim öncelikle Murat’ın yeni yaşını kutluyorum .Allah nice nice mutlu sağlıklı yaşlarını göstersin .Sen anlatınca şimdi Murat Akif’in bebekliği gözümün önüne geldi .Gamze böyle kaymak gibi çocuk büyüyünce nasıl sakallı makallı bir adam olacak diyordum .Hala merak ediyorum .Allah o günlerini ve daha daha nice güzel günlerini göstersin .

Ala Pamukçu4 Nisan 2021, Pazar - 22.42

Murat’ımıza nice hayırlı, bereketli bir ömür temenni ediyorum. Yine merak ve zevkle okuduğum bi yazı olmuş, kalemine sağlık

Semra4 Nisan 2021, Pazar - 19.49

İlk başta mutlu pazarlar dileyip Akif'in doğum yaşını kutluyorum ... Nice musmutlu yaşlar edinsin...???????????? ???? Erkek çocuk Doğu illerinde çok önemlidir... Mesela Doğu illerinde erkek çocuklara değer verilir okutulur kızlar geri planda bırakılır... Sadece orada değil, tarihe baktığımızda Osmanlı'da sultanların erkek çocuk doğuruncadaki statüsü değişirken kız çocuk doğurunca yerinde sayar, en geriye baktığımızda ise kız çocuklar bir utanç kaynağı görülür ve canlı canlı gömülmesine kadar ilerler bu durum... Bir nevi erkekler üstün tutulmuş denilebilir... Ama sadece üstün tutulmuş... Keşke üstün tutulurken bir de güzelce eğitilseydi...???? Hâlâ ülkenin kanayan yarasıyken ben gelecekten umutluyum...???? Eğitime katılmış kızlar demek eğitimli anneleri babalarını gösterir... Bu da bir nevi eğitimli nesil demek... Eğitimli erkek çocukları... Belki döngünün meyvelerini almaya az kalmışızdır...???? Kaleminize sağlık Hocam keyifle okuduğum bir yazıydı...????????

Fatma Kiriş4 Nisan 2021, Pazar - 17.31

Ah hocam valla çoğunlukla bizim evdeki konuşulanları biliyormuşsun yazıyormuş gibi yazıyorsunuz ????????Allah razı olsun kalemimize sağlık ben bu üç oğulla ne yaparım bilmem artık ????????‍♀️????????minik sarı kuzumuzun 7. Yaşı da mübarek olsun minik dev adam daha nice sağlıklı güzel günler görsün inş ????????❤️????

Semra4 Nisan 2021, Pazar - 16.24

Harikasınız yine Gamze hanım

Cananperker4 Nisan 2021, Pazar - 13.40

İçimdekilerin kaleme döküldüğü süper bir yazı daha.Kalıplarımız inanışlarımız malesef bizlerin üzerine yapışmış kalmış gibi değiştiremiyor ,değişdirtemiyoruz.Ayrıca erkek çocuğun zorluğunu yaşayan ve sürekli kendini suçlamanın psikolojisini yaşayan ben, bu yazıdan sonra demek ki çocuk bir şeyi görmese de duymasa da uygulayabiliyoru öğrenmiş oldum.İçime su serptin sanki.Yüreğine sağlık güzel insan..

Hacer Dursun4 Nisan 2021, Pazar - 13.30

Mükemmel bir ifade... Bugünüme güzel bir nokta koydu bu yazı. Teşekkür ederim sevgili Gamze Hocam.. Kalemine sağlık ???? Allah bütün evlatları er kişi eylesin. ????

Nurten anne dikim evi4 Nisan 2021, Pazar - 12.46

Eyyy, benim hisleri , yüreği merhamet dolu biricik yavrum ???? Seni veren Rabbime , Nekadar şükürler etsem az ki az Harkulâde bir yazı yine olmuş. Babanla ben okurken yine göz yaşlarımızla boğazımız düğüm , düğüm olup gururla okuduk. Bize Yaradan bir evlâdımızı alsana , sen bize Rabbimin bir lutfusun . Bizim gururumuz , başımızı dimdik tuttuğumuz BİRİCİK YAVRUMUZ SUN Dediğim gibi , Nekadar şükür etsem az ????????????????????Kalemine yüreğine sağlık ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? ???? Harikâ

Fatma ünal4 Nisan 2021, Pazar - 12.27

Tebrik ediyorum hocam.Kaleminize sağlık????????

Yazarlar