BİR MERYEM MASALI - Adayorum Sakarya'nın Haber Sitesi
Gamze KOÇ

Gamze KOÇ

gamzekoc83@gmail.com

BİR MERYEM MASALI

BİR MERYEM MASALI

Gamze KOÇ

-Neden “İçimdeki Kelebekle” anne?

-Nasıl yani?

-Diyorum ki yıllarca kitap yazma hayali kuran bir insan, niçin ilk kitabına kelebekli bir isim koyar?

-Beğenemedin mi hanımefendi?

- Yok yok öyle değil de…

-E tabi bugüne bugün, onca kitap devirmiş, nice sayfayı yalayıp yutmuş bir okuyucusun. Demek sıra annenin kitabını değerlendirmeye geldi. Gel, böyle ayaküstü olmaz, keyif kahvemizi alıp köşemize oturalım da öyle konuşalım. Mevzu derin olacak besbelli.

- O zaman ben röportaj havasına girdim bile anne, başlıyorum. İlk sorumun cevabını sizden rica ediyorum sayın, sevgili anne hanım.

-  Sululuğunu sevsinler senin. Başlayalım bakalım.

Bir kitap yazmak aklımın hep bir köşesinde vardı ve gerçekleşmesini istediğim hayallerimden biriydi, doğru. Yazmak öyle bir şey ki araba farı gibi düşün. Şoför koltuğuna oturur, yola çıkarsın. Her yer zifirî karanlıkken direksiyon hâkimiyeti sendedir ama sadece önünü aydınlatan bir ışıkla yola devam etmek zorundasındır. Sen ilerledikçe önüne çıkan her şey yazdığın yazının seyrini değiştirir. Kitabın adına gelince “kalbime en yakın kalp seninki” dediğim günler, sen içimde büyüyordun. Kendimi seni koruyan bir koza sanıyor, senin de içimdeki minik bir tırtıl olduğunu düşünüyordum. Dünyaya gelmeni beklediğim için bütün beklemelere bir selam çakmak istedim. Onun için adına “İçimdeki KeleBekle” dedim. Senin dünyaya geliş hikâyeni en güzel bir kelebek anlatır diye düşündüm.

Aslında sana masal anlatmak için çıkmıştım yola, bir de baktım ki masalımın başkahramanı sen olunca  bu “Bir Meryem Masalı”na dönüştü.  Dedim ya, yoldayken değişiyor yazının kaderi de kederi de.

-Anladıııım.

 -Peki ya ocakta yemeği karıştırırken seni birden, mutfak masasının üstündeki minik deftere bir şeyler yazdırmaya iten nasıl bir güç anne? Hatta, geçen sabah uyanır uyanmaz hani “Yarım kalan yazımı uykumda devam ettirdim” dedin ya bu nasıl bir duygu ki?

- Öyle olmuştu sahi değil mi. Gözünden de bir şey kaçmıyor bakıyorum.

-Eeee küçük kızın, gözlemlemeyi sever bilirsin.

-Bilirim, bilirim, bilmez miyim…

- Biz çok cesur bir toplumuz kuzucuğum ama sözümüz cesaretimiz kadar çok değil. Az sözle çok cesaretin de pek kıymeti yok açıkçası. Hepimiz hâlimizi anlatamamaktan şikâyetçi ve hepimiz kendimizi ifade edemediğimiz için yorgunuz.  Kimi sazıyla kimi fırçasıyla mutlu oluyor; kâğıda düşen sözler de bana iyi geliyor, ben de kalemimle huzur buluyorum. Söyleyecek sözü, bir derdi olan yazar. Bağırsan da sesini duyuramayacağın yerlere de ulaşır kelimeler.

- Peki insan, neden bir kitap yazmak ister?

-Sanatların içinde edebiyatın insanları birleştirici bir yönü olduğunu düşünüyorum. Toplu bir terapi seansı gibi. Düşünsene sen cümleleri art arda getiriyorsun ve birileri seni duyuyor ama bir yere toplanın falan demeden, kim ne zaman nerede hatta ne zaman isterse yazdıklarını okuyunca seninler buluşmuş oluyor. İsterse sevmesin ama illaki onun için bile okuması lazım. Ne müthiş, ne kadar üstün bir emek. Müzik öyle mi? Mesela, istemeden duyduğun, kulak misafiri olduğun sesler var; görmeden bakıp geçtiğin tablolar var. Bu sanat ürünlerine gün içinde belli bir çaba sarf etmeden de ulaşabiliyorsun. Ama kitap öyle mi? Hele bir de muhatabıyla buluşursa. İşte bu büyük gücün farkında olan yazar vazgeçemez de bu yüzden yazmak ister.

-  Anladım. Kelimelerin gücü diyorsun?

- Dahası var, ilaç kadar iyi gelebilen kelimeler bile var, diyorum.  

- Anne, aslında ben biraz kelebekleri araştırdım.

- Eski dünyanın hiç eskimeyen misafirlerinin uzun misafirliğini öğrendim diyorsun yani.

- Yani…

- Eeeee, neler öğrendin bakalım küçük hanım, anlat da dünyam aydınlansın.

-  Gerçekten çok müthiş özellikleri varmış.  En başta “neden kelebekli” dediğim için kırılmadın di mi?

- Yok olur mu öyle şey kuzum hatta iyi oldu söylediğin. Asıl onu anlatacaktım, yine konu konuyu açtı, derken unuttuk.

Seni ve umudu “Kelebek”e benzeterek anlatmamın sebebi bir tane değil, çok. İstiridye içinde inciyi gizler bilirsin çünkü inci kıymetlidir. Koza, bir kelebeği büyütmek için bir tırtılı taşır içinde. Ben de seni taşıdım. Senin de doğunca bir kelebek gibi kozandan çıktığını düşündüm. Peki bu kadar mı? Yok hiç bu kadarcık olur mu! Kelebek, kederinden çökmüş bir kişiyi bile zarafetiyle yerinden kaldırabilir. Yumuşaklığın, uysallığın simgesidir.

Tozdan kanatlarına dokunsalar düşüp ölecek kadar hassasken, renkleri ve değme hat ustalarına taş çıkartan özenle işlenmiş motifleriyle alıp insanı bambaşka diyarlara götürecek kadar güçlüdür. Daha önce hiç görmediğin bir mavinin, en parlak kırmızının, suluboyanda bile olmayan en güzel yeşilin binbir tonunu “uçan çiçeklerde” yani kelebeklerde görebilirsin. Düşünebiliyor musun küçücük bir kelebek için beklenir bahar.

Temizliğin simgesidir kelebekler. Yaşamak için temiz ortamı seçerler. Bulunduğun ortamda uçan kelebek sayısı fazlaysa temizliğin, yeşilin çok olduğu bir yerdesin demektir. Ha bak şunu da söyleyeyim birçok canlı türü aynı şeyden beslenir ya ve bazen bu durum aralarında anlaşmazlıkları da beraberinde getirir. Kelebeklerde böyle bir düzen yoktur. Aynı şeye hücum etmezler. Bir türü bir yaprağın kenarından, diğer bir türü de bir bitkinin özünden beslendiği için adalet duygusu olan, paylaşımı bilen asil canlılardır. Hele ani yer değiştirebilme özellikleri vardır ki bu, başlı başına hayran kalınası bir durumdur.  Üzerine dokunduğu canlının dokusuna zarar vermez, doğada çürükçüllerle beslenmezler. Asla sineklerin konduğu yerlerde kelebeklerin işi olmaz.

Kelebeği, hafif diye hafife almamak gerek. Bir yaşam döngüsü var ki şaşar kalırsın. Böyle küçük bir zarafet abidesi aynı zamanda büyük bir işi omuzlamıştır. Bitkileri tozlaştırmak… Öyle bir dengenin bir parçasıdır ki kelebekler, sırf bu özellikleri olmasaydı nice besin kaynağımız olan meyve ve sebzeden mahrum kalabilirdik. Ya öyle işte, güzel kelebeğim… Bu arada sen neler araştırmıştın?

Sen zaten hepsini söyledin.
Yok, daha bir sürü şey var da ben sana en önemlisini söyleyeyim. Hayat gibi renkli, eğlencelidir kelebekler ama çok önemli bir şeyi de hatırlatırlar.

Güzel insanlar da tıpkı kozadaki kelebekler gibidir, öyle kolayca ortaya çıkmazlar. Dahası her ikisine de çok hassas davranmak gerek yoksa korkup uçup gitmeleri an meselesidir.

 

 

 

 

 

 

 

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Semra7 Aralık 2020, Pazartesi - 21.05

"Yoksa korkup uçup gitmeleri an meselesidir..." Bayıldım... Hayatım boyunca kelebekleri hem sevmişimdir hem özenmişimdir o renkli oluşlarına... Nasıl güzel her rengi her deseni harikulade şekilde ufacık bünyesinde barındırıyor... Bir de Canım Hocamın kelebekli kitabı... ???? Başka güzel bir isim olamazdı zaten...???? Kelebekler kelebekler... İçimizden ve hayatımızdan hiç eksik olmasın kelebekler... ????

Semanur7 Aralık 2020, Pazartesi - 17.32

Çok güzeldi gerçekten kelebekler hiç incinmesin

Adaş7 Aralık 2020, Pazartesi - 13.12

Kelebekleri çok severdim şimdi dahada çok seviyorum artık. Yüreğine kaleminde sağlık adaş. ❤️

Neşe7 Aralık 2020, Pazartesi - 02.12

Bir istiridyenin kıymetli incisini Sakladığı gibi saklarım seni Bir bahar dalının narin tomurcuklarını Sakındığı gibi korurum seni Çok derin derin derin derin Derinlerimde ellerin Bir armağan gibi Tanrı'dan bana Kış güneşinde altın kirpiklerin Ben seni çok sevdim Ben seni çok sevdim Belki zordur anlaması sessizliğimden Ben seni çok sevdim Ben seni çok sevdim Sen oku kelimeleri gözlerimden

ŞO.7 Aralık 2020, Pazartesi - 00.24

Sevgili meryem ve anne gamze.ilişki dedigimiz ve belki tum hayatımiz bir kendini gercekleme surecidir.ve kendini gerceklemek adim atma cesaretini göstermekle başlar.Sevgi yumagi annen gamze; hayat karşısında bu adimi coktan atmis...Bazi düşünürler der ki; "kişilerin önceliklerini belirlemesi onlarin olgunluk sureciyle ilgili oldugunu söylerler" Bende diyorum ki Aile iliskileriniz deki önceliklerinizi belirlemek konusundaki başarinizi hayatin gercekleriyle yuzlesmekle iliskilendiriyorum. Sevgili koc aile bireyleri sizleri ön şartsiz ve çeliskisiz bir aile kurdugunuzdan dolayı tebrik ediyorum... meryemin annesi; Yazınızda ki konu itibari ve akişindaki o naiflik ve dokunuslar kendimi bulutlarda hissettirdi.inanilmaz cok guzel bir yazı olmus.Her insanin isteyipde yazamadigi veya soyleyemedigine lisan olmussunuz.. Galiba insanlik zahirin batini,batininde zahirini yasiyor deme zamani gelmis sizin gibi güzel insanlar sayesinde..tesekkurler kelebekle gamze. Sevgiyle:)

Nuray6 Aralık 2020, Pazar - 20.51

Çok hoş olmuş... Elinize, kaleminize sağlık... İlk kez bir yazınızı okudum. Ne yalan söyleyeyim böyle beklemiyordum...

Nur Arslan6 Aralık 2020, Pazar - 20.15

Masallah Meryem'e..???????????????????????? “kıssadan hisse” kabilinden bu röportajın düşündürücü ve öğretici/ders verici olması... Ve bunun Siz kiymetli annesi tarafindan 'çocuk ruhu ve gelişimi’ dikkate alınarak yapılması ... ???????????????????????????????? Tertemiz kalbiyle verilecek herşeyi almaya kabiliyetli Meryem kızımızı tebrik ediyorum... Hayata hazırlanmakta olan çocuklar, karşılarında, örnek bir hayatı yaşayan önder kişilikler bulmalıdır, düsturunca sizleri de takdir ediyorum Gamze Hocam. Sevgiler????

Nur Arslan6 Aralık 2020, Pazar - 19.58

Masallah Meryem'e..???????????????????????? “kıssadan hisse” kabilinden bu röportajın düşündürücü ve öğretici/ders verici olması... Ve bunun Siz kiymetli annesi tarafindan 'çocuk ruhu ve gelişimi’ dikkate alınarak yapılması ... ???????????????????????????????? Tertemiz kalbiyle verilecek herşeyi almaya kabiliyetli Meryem kızımızı tebrik ediyorum... Hayata hazırlanmakta olan çocuklar, karşılarında, örnek bir hayatı yaşayan önder kişilikler bulmalıdır, düsturunca sizleri de takdir ediyorum Gamze Hocam. Sevgiler????

Ayşenur6 Aralık 2020, Pazar - 19.43

Sabrın ilmek ilmek anlatıldığı güzel bir yazı olmuş. Kaleminize ve yüreğinize sağlık.

Oznursyds6 Aralık 2020, Pazar - 16.22

Hocam ???? Her seferinde sanki hiç de bilmiyormuşum gibi şaşırıp hayran kalıyorum nasılda ince ruhlusunuz, nasılda güzel bakış açılarınız var .. Bardağın sadece dolu tarafına bakmayı söylemekle kalmayıp o doluluğun bir de güzel yanlarını oyle güzel betimliyorsunuz ki .. Koca bir bardağı minicik bir su ile doldurup bununla yetin diyenlerin aksine siz ne de güzel dolduruyorsunuz insanın içini , ruhunu , bakışını .. ????????????

Öznur6 Aralık 2020, Pazar - 15.33

Kaleminize sağlık hocam. Annesi gibi ince ruhlu, derin bakabilen Meryem'in merakına, heyecanına sağlık.İçinizdeki kelebelekler hiç ölmesin.. Kelebekler kederinden çökmüş birini bile zerafetiyle yerinden kaldırabilir demişsiniz ya işte ben bunu bizzat yaşadım sizinle nasılda umut verdiniz hayatıma dokundunuz. Söyleyebilecek onca şeyim varken özetlemek istiyorum ve bu yazıyla anladim ki siz ne güzel bir kelebeksiniz hocam ???? ..

Rümeysa Kazmacı6 Aralık 2020, Pazar - 14.31

Okurken yumuşacık oldum ????❤️

Hacer Drsn6 Aralık 2020, Pazar - 12.51

Yazılarınız pazar kahvaltılarımın misafiri artık. İnanın son keyif çayının yanına çok iyi gidiyor. İyi ki varsınız.. sevgilerimle Meryem'e de selamlar ????

Ala pamukçu6 Aralık 2020, Pazar - 12.21

Kelebekler hakkında hiç bir şey bilmiyormuşum rabbimin büyüklüğünü hatırllattı bana allah razı olsun senden

Münire6 Aralık 2020, Pazar - 12.16

İçinizdeki kelebek hayatınizdan hiç cikmasin Gamze hanim.Satirlariniz okuyucuya nefes aldırıyor .Kaleminiz güzel yureginizle besleniyor selam ve dua ile...

Efenin annesi6 Aralık 2020, Pazar - 11.46

Yine çok güzel anlatmişsiniz kelebeginizin ağzına sizin kaleminize saglik

Esma6 Aralık 2020, Pazar - 11.44

Yine vurdunuz kalplere ♥️????????????

Bağımsız Okur6 Aralık 2020, Pazar - 10.04

Yazı da kelebekler gibi çok zarif olmuş.

Yazarlar