Fatih ARDUÇ

Fatih ARDUÇ

arducf@hotmail.com

ŞÜKRETMEK

ŞÜKRETMEK

Fatih ARDUÇ

Şükür, yaratılanın Yaradan’ına kendisine verdiği bütün maddi ve manevi nimetlere karşılık, bir “kıymet bilme” “hamd etme” duygusuyla O’na olan muhabbet ve bağlılığını söz ve davranışla ifade etmesidir.

Şükür imanın göstergesidir,  Şükreden Müslüman, verilen nimeti idrak eder, hem de nimeti veren makamı bilir.  Kendisine verilen maddi-manevi bütün nimetlerin ilahi birer lütuf olduğunu; bu lütufların hepsinin bir hikmet üzere Âli bir makam tarafından verildiğini bilir. Rabbinden bahşedilen her şey için mutluluk ve şükür dolu olarak, kulluk görevini yerine getirir.

Zamanımızın en büyük problemi şükürsüzlüktür. Maddi olarak kendimizden aşağıdakilere, manevi olarak kendimizden yukardakilere bakmamız gerekirken tam tersini yapıyoruz maddi olarak yukardakilere manevi olarak aşağıdakilere bakıyoruz.

Kur’an-ı Kerim’ de şöyle buyrulur. “O size istediğiniz her şeyden verdi. Eğer Allah’ın nimetini saymaya kalkışırsanız, onu sayıp-bitirmeye güç yetiremezsiniz. Gerçek şu ki, insan pek zalimdir, pek nankördür." (1)

Rabbim tarafından verilen görme hasletinden dolayı şükretmeyiz, gözümüze en ufak bir şey kaçsa şikâyet ederiz, duyabildiğimiz için şükretmeyiz, en ufak işitme kaybında şikâyet ederiz, sağlıklı olduğumuza şükretmeyiz, en ufak hastalıkta şikâyet ederiz…

Neden babam annem zengin değil, makam mevki sahibi değil, şehirde yaşamıyor köyde yaşıyor der, öksüz ve yetim olanları düşünüp hamt etmeyiz. Türlü nimetlere, yürüyebilmeye, konuşabilmeye, nefes alıp vermeye, akıllı olmaya, düşünebilmeye şükretmeyiz.

Ancak bu eksikliği olan birilerini gördüğümüzde acırız. Nedense Âdemoğlu eksikliği kendisine yakıştırmaz. Nimetlerin tamamını Allah’ ın verdiğini unutur. Elhamdülillah demez. Diyemez.

Bedenin şükrü ibadet, nimetin şükrü hamd, sadaka, sabır ve şükürdür. Şükür değişik şekillerde ifade edilebilir. “Elhamdülillah” demek, sabretmek, ibadet etmeye devam etmek, nafile namaz kılmak, oruç tutmak, sadaka vermek… Bunların en eftali aşağıdaki Hadis’ te belirtildiği gibi secde halidir.

“Rabbimden dilekte bulundum ve ümmetim için şefaat niyaz ettim. O da ümmetimin üçte birini bana bağışladı. Ben de Rabbime şükretmek için secdeye kapandım. Sonra tekrar başımı kaldırıp Rabbimden ümmetimi bağışlamasını diledim; O da bana ümmetimin üçte birini daha bağışladı.

Ben de bunun üzerine Rabbime şükür secdesine kapandım. Sonra tekrar başımı kaldırıp Rabbimden ümmetimi diledim; O da bana ümmetimin geri kalan üçte birini bağışladı. Ben de Rabbime şükretmek üzere tekrar secdeye kapandım.” (2) Buyurmuşlardır.

Günlük hayatımızda tanıdığımız-tanımadığımız, resmi-özel, doğrudan veya dolaylı olarak birçok insanla iletişim halindeyiz. Günlük hayatımızda da bir şekilde karşılaştığımız insanlara da teşekkür etmeli güler yüzle karşılık vermeliyiz.

 Ebu Hüreyre’nin naklettiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah’a da şükretmez.” (3)

Allah’ ın fazlı ve keremi geniştir. Dolayısıyla Müslüman bir şey isteyecekse doğrudan Yaradan’ dan istemelidir. Rabbimiz kullarına ikramını farklı şekillerde yapar. Bu ikramlar birbirinin aynı değildir. Her kul için özel muamele ve tecelli vardır. Müslümana düşen bu tecellinin farkına vararak kendi hakkına razı olması ve şükretmesi gerekmektedir. Başka insanların kısmeti onu doğrudan ilgilendirmez.

Kul her daim şükür halinde olmalıdır. İbadet yaptığında gurura, kibire kapılmadan ibadeti yaptırana şükretmelidir.

Rabbim tüm inananları, nimetinin farkında olarak şükreden kullarından eyle… Amin..

1-İbrahim- 34
2-Ebû Davud,
3-Tirmizi,

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Doğrucu31 Ocak 2019, Perşembe - 16.43

Müstefit olduk

Teşekkür25 Ocak 2019, Cuma - 18.54

Elimizdekileri kaybetmeden şükreden kullardan olabiliriz inşallah Müdürüm

Ç25 Ocak 2019, Cuma - 14.32

Yazarlar