Fatih ARDUÇ

Fatih ARDUÇ

arducf@hotmail.com

SÖZ TAŞIMA (NEMİME)

SÖZ TAŞIMA (NEMİME)

Fatih ARDUÇ

Dini ıstılahta söz taşımak “Üzücü, kırıcı, ikilik, küskünlük ve dargınlığa sebebiyet veren sözleri bir kişiden diğer bir kişiye kötülük etmek maksadıyla aktarmak” Bu nemime ve koğuculuk olarakta adlandırılır. Bireylerin arasının açılmasına, toplumda fitne ve fesadın çıkıp yayılmasına ve kardeşlik duygularını zayıflatıp, kopmasına sebep verdiği için, dinimiz nemimeyi (koğuculuğu) haram kılmıştır. Bu davranış ayrıca kabir azabına sebebiyet veren hususlardan biridir ve asla küçümsenmemelidir.

Huzeyfe radıyallahu anh‘den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz şöyle buyurdu:

Koğuculuk yapan cennete giremez.”(1)

Laf getirip götürmek, yani nemime Müslümanın davranışı olamaz, olmamalıdır da. Söz taşımak gibi bir ahlaki zaafın Müslümanı ne duruma düşürdüğünü iyice düşünüp akletmek lazım. Bu günahtan kurtulmak için her hususta olduğu gibi bu konuda da dinin ölçüsüne bakmak inançlı kişiyi frenlemede etkili olacaktır.

Kâfirler, müşrikler Peygamber Efendimizi İslam davasından vazgeçirmek için, ona hükümdarlık, krallık, kadın ve mal teklif etmişlerdi. Bu dünyalık teklifler işe yaramayınca tehdit etmeye başladılar. İftira attılar. Bütün bunlarla Peygamberimizi kendilerine iyi ve yumuşak davranmaya, yanlışlarını ve batıl inançlarını tasvip ettirmeye çalışmışlardı. Bu durum Kur’an-ı Kerim de Kalem Suresinde şu şekilde açıklanmıştır.

(Resûlüm!) Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan laf getirip götüren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye sakın boyun eğme!” (2)

İnançların zayıfladığı, dünyevileşmenin arttığı günümüzde insanlar, para, makam ve göze girip takdir edilme tutkusuyla, laf taşımakta, gıybet etmekte bir sakınca görmemektedirler. Alt kademedekiler üsttekilere yaranma, bulunduğu makamda yükselme, daha fazla kazanma, göze girme duygusuyla; üst kademedekiler yukarıda sayılan gerekçelere ilaveten kariyerleri ile kuruma hakim olup yönetemedikleri anda muhbirler kullanarak bu günahı/günahları işlemektedirler. İşlenmesine vesile olmaktadırlar.

Bu günahları aleni işleyen insan gizli-açık, büyük-küçük bütün amellerinin melekler tarafından yazıldığını ve bunun hesabını vereceğini bildiği halde nefsine, şeytana neden uymaktadır? Yoksa Kaf Suresi 18. Ayetinden bihaber midir?

“İnsan hiçbir söz söylemez ki, yanında onu gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın.” (3)

Bu Ayet-i Kerime de insan nerede, hangi mekânda ve şartta olursa olsun söyleyeceği sözlerin kesinlikle kaydının tutulduğu, hiçbir şeyin atlanmadığı bildirilmektedir. Bu sebeple dilin kötü sözlerden korunması istenmektedir.

Bir gün Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem  yanından geçmekte olduğu iki mezar hakkında şöyle buyurdu:

Bu ikisi, kendilerince büyük olmayan birer günahtan dolayı  azâb  görüyorlar. Evet, aslında (günahları) büyüktür.  Biri koğuculuk yapardı. Diğeri ise, idrarından sakınmaz, iyice temizlenmezdi.”(4)

Bu Hadis-i Şerifte laf taşıyan (nemime) kişinin mezarında bile rahat olmayacağı haber verilmekte, kabir azabına çarptırılacakları açıkça ortaya konulmaktadır. “Kendilerince büyük olmayan birer günahtan dolayı  azâb  görüyorlar.” İbaresi bu günahın Allah katında büyük olduğunu, insanların ise bunu önemsemedikleri anlamını ifade etmektedir.

Rabbim cümlemizi bu tür günahlardan uzak olan kullarından eylesin. Amin…

  1. Buhârî, Edeb
  2. Kalem Suresi 10-14
  3. Kaf Suresi 18
  4. Müslim

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

Doğrucu17 Mayıs 2019, Cuma - 16.30

Allah bu günahlardan bizleri korusun.

Cevdet Avcı17 Mayıs 2019, Cuma - 12.04

Allah razı olsun Hayırlı cumalar

Behçet Yayıkçı17 Mayıs 2019, Cuma - 11.48

Harika. Tebrik ederim dostum. Yazıların çok güzel.

Yazarlar