Fatih ARDUÇ

Fatih ARDUÇ

arducf@hotmail.com

SORUMLULUK SAHİBİ OLMAK...

SORUMLULUK SAHİBİ OLMAK...

Fatih ARDUÇ

Yaratılan her insanın amacı, sorumluluğu ve hedefi vardır.

Ağaç diken bir insanın amacı; meyve elde etmek, yakacak elde etmek, kereste elde etmek veya gölgesinden faydalanmaktır.

İnsanı yaratan Allah Teâla’ da ona sorumluluklar yüklemiştir. Bir imtihan için, kulluk yapması için onu dünyaya göndermiştir.

Sorumluluklarımız şüphesiz nefsimizle başlar, ailemiz, akrabalarımız, köyümüz, kasabamız, Ülkemiz, İslam Alemi ve bütün insanlık için göle atılan bir taşın meydana getirdiği dalga gibi genişleyerek devam eder.

Nefsi ile ilgili sorumluluğunu yerine getirmeyen insanın üst sorumluluklarını hakkıyla doğru olarak yerine getirmesi zordur, hatta mümkün değildir.

Bu sorumluluk kişinin akıl seviyesine, yaşadığı yere, aldığı eğitime, bulunduğu makama göre değişir. Kendimizi muhasebeye çekerken bütün bunları dikkate almamız gerekmektedir.

Aksi takdirde Rabbimizin verdiği nimetleri dikkate almamış oluruz.       

Müslümanız ve Müslüman olarak yaşamaktayız. İnsan olmak İslam’ın emirleri üzere yaşamak bizim temel ilkemiz olduğuna göre; ölçümüz Kur’an-ı Kerim ve Sünnettir. Dolayısıyla insanlık ve insanın geleceği üzerine olumsuz düşünceler ve uygulamalar üzerine Müslüman olarak sorumluluğumuz ve hassasiyetimiz diğer insanlardan daha fazla olmak durumundadır.

Müslümanın sorumluluğu sadece kendisi, çocukları ve ailesi ile sınırlı değildir. Müslüman mesuliyeti, bilgisi, eğitimi, etkisi ve yetkisi oranındadır. Müslüman; Filistin’deki Müslümanın derdiyle dertlenmelidir.

Myanmar’daki katliama uğrayan Müslüman kardeşi için en azından içi cız etmeli. Çin zulmü altında toplama kamplarındaki din ve kan kardeşlerinin sorunlarını duyurabilmek için sokağa çıkabilmeli, alışveriş yaparken Çin ürünlerine eli titremeli, almamalıdır.

Ülkemizdeki Suriyeli, Iraklı ve Afganistanlı kardeşlerine yardım etmeli, onları muhacir olarak kabul etmelidir.

Mesuliyetimizin başında İmanın ve İslam’ın şartları öncelikli olmak üzere dinen yapılması emredilen, yapılması yasaklanan hususların tamamı yer almaktadır. Sorumluluk denince çoğunlukla yapılması gereken hususlar akla gelmekte, yapılmaması gereken hususlar bu kapsamda değerlendirilmemektedir. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek… yapılması emredilen sorumluluklarsa, haram yeme, faize bulaşma, kötü söz söyleme…. Yapılmaması gereken sorumluluklardandır.

Dünyevi sorumlulukların temelinde vatan, millet, devlet, bayrak sevgisi ….olmak üzere dinin muamelat olarak belirlediği hususlara dikkat etmek, özen göstermek gelir. Bu hususta konulan normlara uymak gerekir. Ailesinin geçimini helal yoldan sağlamak, kamu ve özel sektörde çalışanlar için mesaiye uymak ve işini tam ve doğru yapmak. Amir durumunda olanların çalışanların haklarını tam ve zamanında vermesi ….

Bu gölge misali geçici alemden göçüp ebedi alemde Allah katında sorguya çekileceğimiz günde sorumluluğumuzla ilgili bölüme geldiğimizde sorumluluk edebiyatı yapamayacağız.

Yalan söyleyemeyeceğiz. Bahane uyduramayacağız. Avukat tutamayacağız. Bazı inançlarda olduğu gibi mezarlıkta ağlayan ücretli ağlayıcılar kiralayamayacağız.

Dilimiz değil organlarımız ve amellerimiz konuşacak. Şahitlik edecektir. Meleklerin yazdığı kitapta bütün amellerimiz önümüze konulacaktır.

Milli Şairimiz Mehmet Akif ERSOY Hazreti Ömer’in adalet ve sorumluluk duygusunu “Kocakarı ile Ömer” şiirinde şöyle dile getirmiştir.

“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu,

Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu”

Hazreti Ömer’ in bu hassasiyetini dile getirdiği olayla ilgili değişik rivayetler olmakla birlikte en yaygın olanı şudur.

Hazreti Ali anlatıyor. “Bir gün Ömer’i binekli olarak ve telaş içinde, hızlı hızlı giderken gördüm;” “Ya Emire’l müminin nereye gidiyorsun?” Diye sordum.

“Devlete ait develerden biri kaçmış, onu aramaya gidiyorum.”

Diye cevap verdi. O zaman ben: “İnan ki senden sonra bu ümmeti idare edecek olanlara ağır bir yük bırakıyorsun! Herkes senin yaptığını yapmaz!” dedim.

Bunun üzerine şöyle konuştu: “Hazreti Muhammed Aleyhissalatü vesselamı hak peygamber olarak gönderen Allaha yemin ederim ki, Fırat kenarında bir oğlak kaybolsa (yahut bir kurt koyunu kapsa) korkarım ki kıyamat gününde onun bile hesabı Ömer’ den sorulur!”

Rabbim sorumluluklarımızın bilimcinde olarak bir hayat yaşamayı nasip eylesin…

Amin.

Yorum Ekle

Adınız / Rumuz

Yorumunuz

Yorumlar

kuloğlu17 Şubat 2019, Pazar - 17.08

Herkes sorumluluğunun gereğini yerine getirse her taraf gül bahçesine döner.Hiç kimse sorumluluğunu başkasına yüklemese,o memlekette bayram havası esmez mi?Rabbim sorumluluklarını bilen kullarından eylesin cümlemizi inşallah.

Ufuk okur15 Şubat 2019, Cuma - 11.34

Başarıların daim olsun fatih

Bekçi15 Şubat 2019, Cuma - 09.48

Herkes sorumluluğunu yerine getirse kargaşa olmaz zaten müdürüm kaleminize sağlık

Özlem duymak15 Şubat 2019, Cuma - 09.46

“Kenar-ı Dicle’de bir kurt aşırsa koyunu, Gelir de adl-i İlahi sorar Ömer’den onu”

Yazarlar